Çok Gezenler Kulübü

2011 Mayıs ayında ilk seyahatimizi Berlin’e yaptık. Son 4 yılda 34 şehirde 60 blogger, gazeteci, fotoğrafçı, video sanatçısı ile dolaştık... Türkiye’de daha önce benzeri olmayan bir projeye imza attık: Bir şehri yerlisi gibi gezip “urban” hayatını; restoran, kahve, sanat alanı, sokaklarını keşfetmek ve video, fotoğraf, yazı ile bunları sitemize taşımak bizim işimiz...

10 kişi

Göksel üzerine Benjamin Clementine, arkasına Metronomy, hemen ardından Yelle çalıyor hoparlörümde. Ağlarken biri gülümsetiyor mesela, sonra kahkaha atmaya başlıyorum, duyguları biriktirmeden bozuk para gibi harcıyorum. Aynı şarap bir gece 3 kadehte dansa kaldırıyor, bazen ikincisinden sonra battaniye örtüyor üstüme... En sık izlenenler listelerimde belgesellerle romantik komediler başı çekiyor. Netflix’in bile kafası karışıyor, ne önereceğini bilemiyor.

muhasebe

Hasta olunca yatmam ben. Beynimde başlar “iyisin, kalk, sokağa çık” harekatı. Bedenim eşlik eder o yürüyüşe. Aklımı vücudumun acıyan partiküllerinden, midemdeki yanma hissinden ne kadar çabuk uzaklaştırırsam o kadar kolay toparlanmam. Belki de her ikisi birbirine bağlı diye düşünüyorum şimdi. Aşkın bedeninde yarattığı o güçsüzlük hissine karşı da bunlar bana sökmez numarası çekiyorum. Ve atlıyorum. Tam ortasına. Yatıp geçmesini bekledikçe zatürreye çevirme ihtimaline karşı.

Tenha Çoğunluk

Ne azınlığa ne çoğunluğa dahilim. Beyaz, heteroseksüel bir kadınım.Türkiyeliyim. Doğal olarak Rum, Alevi, kürt, Laz, halkların kardeşliğiyim. Üç dil konuşabiliyorum, ilk okuduğum kitap ne hatırlamıyorum ama Pippi Uzunçorap, Küçük Vampir, Şişkolarla Sıskalar, Palm Sokağı Çocukları hafızamda kalanlar. Bana okunan ilk kitap Çocuk Kalbi. İlk hayat dersim...

Recent Articles:

#AnlamArama

June 10, 2018 ŞEHİR No Comments

Screen Shot 2018-06-10 at 8.56.57 AM

 

🔍Günlerdir heyecandan bugünü beklediğim için uyuyamıyorum. Kalbim çırpıntıda. Daimi hayranı olduğum, bir gün kitap yazsam, Ayşe’nin gözlüğünden kendime bakabilsem dediğim kadın @armanayse #anlamarama ‘nın ve benim hikayemi bugün Hürriyet Pazar’da yazdı.

🖌Sansürsüz anlattım ben de! “İstiyorum ki yazdıklarım insanlarda içini dökme iç güdüsü yaratsın. Ben de bunu hissediyorum, demekle kalmasın, kolektif bir güç olalım. Ben zincirin ilk halkası olayım yani. Bu kitap, üzerine alınmış notlarla, çizgilerle, başka birine, ya da daha da çok insana ulaşması için sosyal medyaya düşsün. #anlamarayanlar diye bir hashtag yapalım mesela. Birlikte daha umutlu, kafasına buyruk, ayıpsız çoğunluk olalım”

👉Röportajın hepsi bugün Hürriyet Pazar’da, alamayanlar için linki burada

📚Okuduklarınız sizde #anlamarama kitabı alma hissi yaratırsa @idefixcom @kitapyurdu @dr_dunyası sitelerinden sipariş edebiliyorsunuz, kıraata Ayrupa’dan katılanlar için de adres @tikla24

📌Kitapçılarda beklenmeyen yoğunluktan tükenmiş, yarından itibaren yeniden dağıtıma girecekmiş. Çok teşekkürler bütün alanlara!

🔍Aramıza hoşgeldin diyen M.K. Perker ve @karakargayayincilik ‘a sayısız teşekkürler. İyi ki sizin yazarınız oldum!

Anlam Arama kitap çıktı!

June 8, 2018 AdaKafası No Comments

Screen Shot 2018-06-08 at 5.04.36 PM

 

Şimdi haberler…

Son 1 yıldır üzerinde çalıştığım Anlam Arama, sonunda nefes almaya başladı. Bu haftasonu ya da en geç Pazartesi raflarda olması bekleniyor! Pazar günü gazetede bulacağınız, @armanayse röportajını elim ayağım titreyerek bitirdim bugün, neden yazdığımı, bu kitabın ve benim hikayemi, yazının nasıl kolektif bir güç olduğunu anlattım hep.

Kitap benden çıktı, elim artık sizde yani! Okumanızın, düşündüklerinizi paylaşmanızın serüveni başlıyor benim için.

Türkiye’de kitap okunuyor mu? Evet! Okunmadığı algısının en büyük nedenlerinden biri kitapçıya gittiğinizde bizde yok denmesi, bu yüzden etrafınızdaki kitapçılardan ısrarla isteyin ki onlar da yayınevinden istesin. Gelmiyorsa da bana mutlaka haber edin, gerekirse elimle taşıyacağım raflara.

Yakında kitapçı yoksa da sıkıntı yok!  idefix, kitapkurdu, D & R sitelerinde online olarak isteyebilirsiniz. Avrupa’da yaşayanlar için de doğru adresi buldum: tikla24. Amerika’da 2-3 hafta içinde Amazon üzerinden temin edilebilecekmiş. Kalan kıtalarda isteyenler varsa gelip elimle teslim etme şansım olur umarım!

İçinde sadece kendinizi  değil, birbirimizi bulduğumuz bir kitapla tanışmanızı umuyorum.

 

Screen Shot 2018-06-08 at 5.04.56 PM

 

benim babam

IMG_4937

Babalar günü bittiğine göre birşeyler karalayabilirim buraya. Çünkü söyleyeceklerimin herkese ait bir günün yancısı olmasını istemedim. Ben babamı hiç tanımadım. 10-12 yaşlarım arasında geçirdiğimiz iki yıl içinde sabah 7:30’da koşarak beni okula bıraktığını, ortaokul sınavlarına hazırlanırken kitapların değil kendi tarihinin öğrettiği gerçekleri anlattığını, dişimi kırıp, yarılan dudağımı sünnetçide diktirdiğim gün, kendi işimi kendim görmemden kaynaklı bir gururla gülümseyerek “annene ne diyeceğiz şimdi?” diyişini, Kadıköy’ün seyyar kitapçılarında gezdirmesini, o yazarken benim tetris oynadığım, ismini annemden almış Tümzamanlar Yayıncılık’ın odalarını, goralı sandviç yemeğe çıktığımız öğlenleri anımsıyorum. 

Hatıralarımda bana verdiği, yönüm olmuş bir hayat dersi falan yok. Sabah kahvaltısında reçel sever miydi? Ayran içer miydi, yüksekten korkar mıydı? Bilmiyorum. Babam beni kendi üretimi bir paket olarak görmezdi, birey olarak düşündüğüme önem verirdi. Hangi okula gitmek istediğim, canımın çektiği yemek, izlemek istediğim kanal, uyumak istediğim saat, arkadaş olacağım çocukları seçmekte özgürdüm. Sosyal statüsüzlüğü, gerçek demokratlığı, cinsiyetsiz sevmeyi, düşünmeyi, uzaktan da olsa sevginin yalın halini onunla öğrendim. Sorgulatırdı babam, kitapların sonunda ne düşündüğümü yazmamı ister, sonrasında okur, tartışmaya açardı. Hep kocaman sarılırdı, öperdi, yasak, ceza gibi kelimeleri asla kullanmazdı, imkansız, bakarız dediğini anımsamıyorum. Bir tek spor konusunda çok disiplinli olmam gerektiğini söylerdi. Bedenine iyi davranmanın önemini kapalı duvarlar arasında keşfetmiş birinin bilgeliğinde. … Continue Reading

10 kişi

FullSizeRender (11)

Göksel üzerine Benjamin Clementine, arkasına Metronomy, hemen ardından Yelle çalıyor hoparlörümde.

Ağlarken biri gülümsetiyor mesela, sonra kahkaha atmaya başlıyorum, duyguları biriktirmeden bozuk para gibi harcıyorum.

Aynı şarap bir gece 3 kadehte dansa kaldırıyor, bazen ikincisinden sonra battaniye örtüyor üstüme.

En sık izlenenler listelerimde belgesellerle romantik komediler başı çekiyor. Netflix’in bile kafası karışıyor, ne önereceğini bilemiyor.

Saatlerce vakit geçiriyoruz birlikte, o akşam yemeğinde Meksika mı Thai mi yiyelim derken ben Peru’ya, Himalayalar’a, Meksika’nın sadece kumdan oluşan adalarına gitme hayalleri kuruyorum kafamda, Uber çağıracağım posta kodun ne derken buluyorum kendimi . … Continue Reading

Tahtravalli gibiyim. Bazen.

FullSizeRender (10)

Bazen, yalnız kalmak istiyorum. Ama hani odanın kapısını kitleyip kulaklıkları takıp, müziğin içine gömüldüğün gibi bir yalnızlık hali değil. Evde, sokakta, mahallede tek başına olduğun, rüzgarın, kedilerin, ambulansların bile sesini kestiği, şarkılara konu olmamış, resmi yapılmamış, kulaklarında çınlamasız, yorganın içinde bacaklarını oynattığında hışırdama sesinin gelmediği, dünyada kimsenin senden bir şey beklemediği ve o isteklere cevap olamadığın için suçluluk denizlerinde bocalamadığın, sitemsiz, sonra konuşalım tümcesindeki sonranın zamana gün, saat, hafta olarak dahil olmadığı, çünküsüz, amasız, lütfensiz bir yalnızlık, Ütopik. Biliyorum. Ama istiyorum. Ve sonra kalabalıklara karışıp dans etmek, sarılmak, birlikte sabahlamak. Da istiyorum. Tahtravalli gibiyim. Bazen.

mekanın ayıramadığı doğru

IMG_4445

Okuldan eve döndüğümüz saniye telefon hatlarıyla birbirimize bağlandığımız, annelerimize açık kalmış diye yalan söylediğimiz, eve harçlığımızdan ödediğimiz ikinci numara bağlanmasına sebep çocukluk arkadaşlarımın hiçbiriyle aynı zaman diliminde yaşamıyorum.
Sabah uyanıyorum, gördüğüm rüyayı anlatmanın heyecanıyla whatsapp’e gidiyor parmaklarım. En azından en uygun yöntemin bu olduğunu otomatize etmişim. Tam basacağım sırada, belki eve yayılan kahvenin kokusuyla, ayılıyorum. Benden beş saat geride. New York’ta. Bu demek oluyor ki henüz yatağında, tabii güneşin doğuşunu beklediği bir terasta, drum & bass’in kalbinde, uyku tutmadığı için yorganla mücadelede de olabilir ama şimdi bişey mi oldu diye panikle uyandırmaya gerek yok. … Continue Reading

beni benimle bırak

IMG_4025

Yaş alıyorum. Yüzümde güneşten kısılan gözler, kafamın tepesinde dolaşan düşünce balonlarına eşlik eden çatık kaşlar, büyük kahkahalar, The Notebook gibi filmlerde mütemadiyen ağlamama sebep sulu gözler sebebiyle artan çizgileri, üstüste içilen ve karıştırılan içkilerin ertesi günü bedenimi çarpan yorgunluğu, arada bir bavulu çekiştirmekten sırta binen spazmları saymazsa, hoşuma gidiyor. 

Artık hikaye biriktirmek için yaşamıyorum. Eski hikayeleri kafamda döndürüp nerede hata yaptığımı aramıyorum. Çalmayan telefona gözümü dikerek bakmıyorum. Sansürsüz yayınlıyorum kendimi, beşinci sezonda bayan dizilerden biri olmak istemiyorum. Acaba sorusunu aynı kişi için ikiden fazla tekrarlamıyorum. Cinin içindekini saymazsak şeker tüketmiyorum. Kilometrelerce bisiklete biniyorum, Hackney Marshes’dan Victoria Park’a, oradan London Fields’e bağlanıp yolu üç katına çıkarıyorum, bu hem ciğerime dolan oksijeni hem de D vitaminini artırıyor.  … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

September 2018
M T W T F S S
« Jun    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]