Çok yaşa Corridor

Seçimler. Yapmak zorunda kaldığım. Geçenlerde arkadaşlarımı görmek, bol bol da muhabbet için dışarıdaydım. O sırada Erel‘den telefon. Babylon’un üst katında Boa‘nın tanıtım partisi var. Mutlaka gelmelisin. Gidemedim. O akşam “Dalgalandım da duruldum” söyleyecektim.
Sonra düşünmeye başladım. Seçimler üzerine. Spaghetti bolonez mi, carbonara mı yoksa margarita pizza mı? Çift kaşarlı Marmara Büfe’den mi, Tıkınak’tan mı? Şarap beyaz mı, kırmızı mı, roze mi, bira mı. Cuma evde oturup film izlemek, Cumartesi sabahına sağlıklı başlamak mı, gece gezip tozmak, ertesi gün battaniye altı yapmak mı. Oje kırmızı mı pembe mi. Saç uzun mu kısa mı. Lens mi gözlük mü. Su mu soda mı. Beni güldüren, belimden tutan, çikolata paylaşan adam mı yoksa zeki, jazz sever, beynimi değiştiren manyak mı? Dert mi tasa mı?
Biliyorum. Her zaman en doğru seçimleri yapmıyorum ama yaşıyorum. Geçmişi ve sonrayı değil şimdiyi istiyorum. Bugün’ün işini yarına bırakmayan ruhumda dokuzdan sonraki program: Corridor. Altıncı yıllarını kutlayacaklar. Elimdeki bardakta domates suyu var.