Home » e-dergi » Recent Articles:

“Online” hayatımda bu aralar

Oturduğu yerden alışverişi sevenler, en yeniyi değil de vintage kıyafetleri tercih edenler için yeni bir site açıldı, öneriyorum: Au Vintage. Hem satmak hem almak isteyenlere uygun olarak tasarlanmış Au Vintage’da Charles Jourdan’ın 80’lerden kalma ayakkabıları da var, Celine çantaları da, Laurance Kazar elbiseleri de.

İşten vakit ayırıp da seyahate gidemiyorsan, ama bir yandan yazlık planları yapmak için ideal destinasyonları arıyorsan işte sana dünyayı bilgisayar ekranından gezmek için site: 360cities. Ben Peru’da Plaza de Armas –  Filipinler Biak Na Bato Cave arasında çoktan kayboldum bile. … Continue Reading

Mucizevi dergiler

February 17, 2010 e-dergi, LİSTE 5 Comments

ID, Vogue, Dazed&Confuzed, Marie Claire, GQ, Vanity Fair, WAD, Dwell. Bunları zaten bilip okuyoruz. Robinson’dan alıp koleksiyona katıyoruz. Şimdi bunları unutup, bilmediklerinizden bir toplama yapalım. Dergilerle yaşamanın dibini görelim.

Me Magazine: New York doğumlu derginin her sayısında bir konuk editör ve onun hayatı var. Bu sayının misafiri Fransız müzik ve kıyafet markası Kitsune.
I Love You Magazine: Kendi yorumlarıyla: Moda her sabah uyanıyor, siz ilham için sokaklara bakın.
Apartemento: İşte orada ben yaşamalıydım dediğim salon , şu duşa girmek için mutfağımı yıkarım banyosunun yanında. … Continue Reading

Elektomanyetik podyum geçişi

June 15, 2009 e-dergi No Comments

picture-16

Hastayım. Dünden beri başım dönüyor, halim yok, iştahım da gitti diye söylenip durdum. Bu sabah bol hapşuruk, 38 derece ateş, etrafımdakileri deli eden”bana bir bardak su verir misin?” istekleriyle kanepeyi işgal etmiş bulunuyorum. Saat daha 10:36. Sıkıntıdan deliricem. Biliyorum yazıları azaltacağım diye söz vermiştim ama bugünlük beni affedin. İlacım asprin, supradyn falan değil, ben internetimle iyileşeceğim.

Dün yeni bir kaynak keşfettim. Bu seferki insan değil, bir site. İsmini saklı tutuyorum. Herkes girince bana yazacak bir şey kalmaz diye. Olayı moda. Modacılardan, markalara, şehirlerden, tarzlara kadar herşeyi kategorize etmiş. Ben özellikle elektronik dergileriyle ilgileniyorum. 100’e yakın isim vermiş. Üşenmedim tabii ki hepsine baktım, beğendiklerimi bookmark’a aldım, beğenmediklerimi gördüğümü unuttum. Sonra da on altı kere bölünen uykuma daldım.

Sabah az önce tanımlamış olduğum gibi geçti. Şimdi bunu mutlaka yaz diye not aldığım http://www.bonmagazine.com/ ‘e yeniden bakıyorum. Muhteşem. Özellikle videolar bölümündeki podyum şovlarına bayıldım. Sonia Rykiel ve Rick Owens tavsiyelerim. Derginin kendisine bakmak için magazine başlığına tıklamanızı öneririm.

Gelecek dünden hazır

June 9, 2009 e-dergi, edebiyat No Comments

bla

Büyüme çağlarında, çok beğendiğim bir oğlana mektup yazmışlığım (üstelik kim olduğu hakkında en ufak bir fikrim yokken); saçımı kırmızıya boyayıp okula gitmişliğim, bu yüzden tarih hocamla tartışıp “e herkes sarıya boyuyor, benimki mi laf oluyor?” demişliğim; muz likörü ve sütle sarhoş olmuşluğum; yağmur altında arkadaşlarımı iki saat beklemişliğim (o zaman cep telefonu yoktu tabii); yirmi kilo portakalı 4 günde yemişliğim, mide fesatı yüzünden bir hafta kıvranmışlığım; 7000 parçalık puzzle’ı bitirmek için okulu, sinemayı, doğumgünü partisini üç gün üst üste ekmişliğim; sokakta gördüğüm kadını, sadece merakımı cezbettiği için Kadıköy’den Bostancı’ya kadar takip etmişliğim vardır.

Engel olamıyorum. Böyle tuhaf bir insanım. İlginç durumlar, insanların bende yarattıkları bir duygu, “hayat ben onu planlamazsam nereye gider?” sorusu bütün bu fevri davranışlarımın nedeni. Portakalı mesela bir iddia yüzünden yemiştim, sırf yapamayacağımı söylediklerinden. Mektupların nedeniyse Janis Joplin t-shirt’ü. O zaman onun hayatımın aşkı olduğuna kesin gözüyle bakmaktaydım.

Eskilerin dediği gibi antika, şimdiki zamana uyarlarsak enteresan. İşte böyle bir halet-i ruhiyem var. Bu yüzden her gün ilk iş bilgisayarın başına kurulurum, ikinci aşamada internet turlarıma başlarım. Enteresan Mevzular Dergisi, nam-ı değer http://www.futuristika.org/ bu heyecan ve merakla beslenen ruhuma bu yüzden iyi gelir. Son yarım saattir, Alain de Botton’la yapılan “Fırıncı Olsaydım” röportajına takılıp kaldım. The Guardian’dan alınmış. Soru-cevap şeklinde. Adam en hoşlanmadığı dış görünüş özelliğine “Kelliğim” yanıtını vermiş. Daha ne diyim?

Uyku haplı şehir suyu

June 5, 2009 e-dergi No Comments

fake

Lanet olası uyku bu gece uğramadı. Bedeniniz çoktan hazır ama beyniniz ara vermiyor. Dolapta kalan son sütlaç, TV’de sabahki diziler, rafta duran Lawrence Block. En iyisi olaya yemekten başlamak.

Gece 12’de yemeksepeti’ni açınca Bambi, Çılgın Dürüm, Marmaris Büfe seçeneklerinin yanında bir de Yöre Ev Yemekleri şıkkını buluyorsunuz. Acılı tarhana, tavuklu erişte, salata. Seçenekler arasında fazla takılmayın diye en basite indirgenmişini sunuyorum. Yoğurt sarımsaklı, salata çoban olmalı. Sonraki 45 dakika gece programlarını, ses seviyesini minimumda tutarak incelemekle geçiyor. Kapı çaldığında hafif bir telaş anı.

Aynı saatlerde eski mailleri, bütün gün unutmaya çalıştığınız şu malum derdi, bir de facebook’u açarsanız başınıza bundan çok daha fazlası gelebiliyor: Mailler arasında dört sene öncesinden kalma bir aşk mektubu. Sanki siz yazmışsınız gibi de duruyor ama kime? 2005 Mart ayına dönerek olanlar tartmaya çalışıyorsunuz. Sonuç yok. Malum dert konusunu hızlıca geçiştirip facebook’ta takılmaya başladığınızda bilgisayar 03:12’yi göstermekte. Partiden yeni dönmüş kişiler, partiye bir türlü gidememiş evciler, New York sakinleri. Siz son eklenen fotoğraflara bakmaya çalışırken biri “aloooo” seviyesinden ukalalık tonu yüksek bir konuşmaya başlıyor. Tam da ihtiyacınız olan cinsten. Aynı anda yandaki pencerede Cumartesi parti duyurusunu yapan arkadaşın olması kaçınılmaz. Kibarlık olsun diye verilen cevap: “Mutlaka uğrarım”

Sokaktan geçen her arabayı evinize yaklaşan uzay mekiği sandığınız saate varmışsanız, kapanmayan gözler için son çaremiz olacak:http://www.ilovefakemagazine.com/ Herkesi ekrana kitleyen e-dergi. Superheroes ve Identity sayıları konusunda kefil oluyorum. Madem uyku yok bari buna değsin.

Alışverişe destek paketi

June 2, 2009 e-dergi No Comments

trend

Maaşlar bugün hesaplara yattı. Kira, elektrik, su, digitürk, kredi kartı, telefon, aidat, bireysel sigorta, emeklilik sigortası, kasko, okul taksiti, servis, temizlikçi masrafları ödendikten sonra, kalan paranın dörtte biriyle bir şişe viski alındı, zor günler için dolaba istiflendi. Üzerine sakın dokunmayın yazısı iliştirildi. Dörtte üçü, sürekli girip de “işte hayatımın elbisesi burada” denilen dükkanlar için ayrıldı. Bir delilik anında denemek yerine satın almaya karar veririm diye.

Bu ay başı da, Mart, Nisan, Mayıs’ta olduğu gibi,  seneye yüzüne bakmayacağım elbiselere yüzlerce lira sayarak geçiyor. 2000 yılının deri ceketi 1 kez kulanılmış olarak dolabımda asılı. Biliyorum, çünkü saydım. Nazlı “bunu yeni mi aldın?” dedikten hemen sonra. Alışveriş dürtüsüne engel olamıyorum. Harcadığım her kuruş bana mutluluk, kendine güven, güzellik olarak dönecek gibi.

Tabii ki yalan. Ne kredi kartı ekstreleri, ne de askılarda sallanan kumaşlar. Bu akşam keyfimi yerine getirebilecek http://dujourmag.com/ var. Ucuz, çabuk, hemen, şimdi çözümler için bu dergi ideal. Çünkü artık Vakko’da satılan 3 milyarlık kıyafetlerden, asla alamadığım o Gucci çantadan ve ucuzlukta sekiz liraya satılan ayakkabılardan sıkıldım. Bak, beğen, al politikasını destekliyorum.

Kontenjandan alırım seni

May 23, 2009 e-dergi, WEB No Comments

picture-212

Cumartesi. Yaşasın. Hava da güzel. Rumelihisarı sahilinde kırk dakikalık yürüyüş, acıkmak için. Sade Kahve’de gözleme üstüne sucuklu yumurtadan sonra kısa bir gezinti daha. Bu sefer Machka’nın vitrininde duran eteğe sığmak adına. Köpekli koşucular, köpeksiz koşucular, aileler, balıkçılar, maratona hazılananlar, toplantı maratonundan çıkanlar. Hepsi burada. Hatta manikürcüme evlenme teklif eden adam bile. 12:24, Kuruçeşme Aşşk Kahve’de şekerli bir kahve, hesap, %15 bahşiş. 14:26, Makro. Evde bitenler listesinde peynir, ceviz, çamaşır suyu, deterjan; gerekmese de alırız ne olacak kontenjanında dergi, salam, erik, salata; kendime süpriz yapayım bölümünde iki dilim pasta. Cüzdan. Para. Yanında üç torba. Öğleden sonrayı film izleyerek geçirmek için hazırlıklar tamam.

En güzeli torbalarla taksiden inmeye çalışırken size yardım edecek bir çiçekçinin olması. Kapılar tutulması, havanın güzelliğinden bahsedilmesi, çiçekleri hakkındaki özlü sözlerden sonra altıncı katın düğmesine basılması. En kötüsü eve girdiğiniz anda komşulardan gelen Mustafa Sandal şarkısının kafanızın içini oyması. pencereleri kapasanız da bir işe yaramaması. En iyisi bilgisayarın önünden geçerken http://www.phamous69.com/ sitesinin göz temasına geçmesi. En komiği ismi müstehcen duygularınızı havaya soksa da, derginin müzik, film gibi konularda tartışmalı otoriteye sahip olması.

Tabii ki film planları bir iki saat ertelendi. Zaten evde mısır da yokmuş.

Kategoriler

TAKVİM

August 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

Error: SSL connection timeout

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]