Home » galeri » Recent Articles:

Osep'e bakıp çıkıcam

November 15, 2009 fotoğraf, galeri, portre, sergi No Comments

Galeri Non. Açılışını yaptı. Stüdyo Osep ismiyle bilinen Osep Bey’in arşivlerini ortaya çıkardı. Dansözler, nü portreler, vesikalık yarlar, Tarzan’dan hallice, kurt adamdan şık beyler. Gördüklerime şaşırdım. 80 yaşını geçmiş Osep Bey’in videosunda anlattığı zamanlara daldım, mektuplarda yazan cesur satırlara hayranlık duydum. Sergi bitti ama kitabı ortalarda. Mutlaka bakın.

L1090382L1090387L1090385L1090389

Galata'da şaşkın gezen

October 3, 2009 cafe, dükkan, galeri 6 Comments

Geçenlerde preview’larını geçtiğim yazının aslıdır…

Galata’da çok acayip şeyler oluyor. Son iki aydır Berlin’e taşınma planları yapmaktayım. Biliyorsunuz. Hepinizini Berlin sokakları, kahveleri ve içkileriyle daralttım. Ama Eril’e “hadi gel Milk’teki işlere bakalım” dediğim anda içime bir İstanbul aşkı düştü. Ve olaylar gelişti. Buyrun yaşadıklarımıza, keşfettiklerimize, heyecan duyduklarımıza siz de tanık olun. Sonra da üşenmeden tabana kuvvet vurun.

ac

Yüksek Kaldırım’dan yukarı seyrederken garip bir his geldi içime. Bugün bir şeyler bizi alıp götürecek. İlk solda,  beyaz tahta sandalyeli kahvenin bekçilik yaptığı sokağa daldık. Önünde şezlonglar ve çaydanlıklar asılı dükkan. 30 metre ileride, sağ kolda. İsmi Açık Mutfak. Tahmin edeceğiniz gibi buzdolabı, ocak ve yemekler şeffaf. Günün menüsü sezonun sebzelerine göre belirleniyor. Köfteler tavada, mücverlerle fasulyeler tezgahta sergileniyor. Bankımıza kurulduk. Domates çorbası, mantı ve karışık zeytinyağlı tabağı ısmarladık. Abartmıyorum. Yemekler hakkaten anne eli değmiş gibi, fiyatlar ortalamanın gerisinden geliyor. Mekanın sahibi, yemeklerin aşçısı, vişne suyunun yaratıcısı Esra. Kendisi boğa burcu. “Ne zaman açıldınız?” diyorum. 2.5 yıl oldu cevabı suratıma patlayan ayıp oluyor. Günahı benim boynuma. Üstelik Açık Mutfak’ta internet de var.

L1070832

Tam masadan kalkıyoruz, vakit Milk’e üç var, hemen yanında ağaçlar ve peruklu bebekler arasında başka bir mekan. İkinci el eşyalar, şapkalar, saatler, takılar. Böyle bir seçki ancak Lonra’daki bit pazarlarında var. Hem alım hem satım yapıyorlar. İsterseniz gelip mallarınıza da fiyat biçiyorlar. Vakitsizlikten fazla bakamıyorum ama kutularla tabaklar kalbime kazınıyor. Rukiye ve Ayşegül Hanımlarla sohbet edip, eşyaların hikayesini dinlemek için bugünü es geçiyoruz. Randevu yarına. Ajandama yazdım.

İkinci elİkinci Elİkinci Elİkinci Elİkinci Elİkinci El - Pencereİkinci El - Kutuİkinci El-Plak
Milk‘teyiz. Sergi hakkında fazla açıklamada bulunmayacağım. Gördüm, yazdım, açılışa gittim. Sanatçıya “gelip benim duvarımı da boyar mısınız?” kıvamında bir iki laf ettim. Kibarca gülümsedi. Hem yetenekli hem sempatik Mr. McKinley.

lun

Eve hızlandık. Karanlık basmadan. O sırada, tam Ventra del Torro’nun yanında siyah kepengli dükkan gözümüze ilişti. Laundromat. Daha vitrinden belli, içeride organize işler var. Nahide Büyükkaymakçı çantaları (incecik, yumuşacık deri), Fabrika’nin tasarımcısı Kudret Saka’nın kemerleri, Güneş Dericioğlu clutch’ları, Elif Ergün ipekleri. Hepsinde gözümüz kaldı. Nedir dedik buranın hikayesi? Her ay değişecek modacılar, bir odada sergilecek tasarımlar, gece gündüz zamansız üstler başlar.

İnanılır gibi değil Galata’da olanlar.

Bugün nereye gitmeli? D.Hepsi

Screen shot 2009-10-02 at 1.30.27 PM

Ben bir süperkahramanım. Aynı anda üç yerde olabilirim. Facebook’ta yazdım, Gmailden okudum, Twitter’a sabahın gelişmelerini post ettim. Hala MSN, google, firefox için gücüm var. Online dünyada her şey tıkırında. Ama mevzu bir yerden başka yere gitmemi gerektiren pratik hayata gelince ciddi sorunlar yaşıyorum. Benden üç tane daha olsa…

Dün söz verdim. Milk‘e gidicem, 11‘e gidicem, Corridor‘a gidicem, Jazzanova‘ya gidicem. Bir sokak yazarı olarak yazın son günlerinde mekanlarda olanları, çalanları, içilenleri bilicem. Gece doğru başladı. Milk’teyim. Yüz elli kadar insan kapı önünde sigara tüttürmekteler. Gruba dahil olduk, hayatın anlamını düşünmediğimiz kısa muhabbetler kurduk.

21:00. Şehbender’deyiz. Önce rakıları içip, mezeleri bitirelim, geceye hazır hale gelelim. O sırada Onur yanımıza geldi.(Vogue ve Zuma’nın muhteşem lounge DJ’i. Kendisini en kısa sürede dinlemeye gidiniz) “Fazla biletim var al senin olsun”. Tanrının tokadı tamam. Üçüncü durak Babylon. Sahnede Jazzanova. Kanlı canlı, heyecanlı. Gelin kaçırmayın, gelin, kaçırmayın dedikleri kadar var. Sezonun klasikleri tek içimlik shot’lar. Olduğu yerden müzik dinleyeceğine muhabbete takılan insanlar. Kapıda elinize vurulan görünmeyen damgalar. Sizi dün aramızda göremedik. Bari bugün gelin.

12’de çıktık. 11 hedefimiz. Kapılar kapanmış, tüh be geç kalmışız. 23’e oturduk son bir muhabbet için. Mikserden geçme bloody marry ve vodka-vişne. Eski gün klasiği. Notumuz eksi. Eril oyundan geldi, Yedi Müzikali. Cihanla Merve çekimden, top secret bilgi. Son on beş dakika takvimimizde kalan.

Bugün yine dertliyim. Otto Sofyalı’da Lokal Anestezi, Tünel’de Banabak galeri, Ghetto‘da 2010 açılışı, Lokal’de Fuchs, Babylon‘da Jazzanova, İndigo‘da Wufi & Orange Delight, evde yatak. Akşam nereye gitmeli? D.Hepsi. E. Hiçbiri.

Hayallerin kanalizasyonu

July 8, 2009 galeri No Comments

L1050341

İstanbul’da bir şeyler oluyor. Kimse durumun farkında değil, Depremin 10. yılında ne zaman yer yarılacak diye beklemekten, Çin’de yaşanan dehşetin haberlerini dinlemekten, Michael Jackson’un tabutunda kim yatıyor diye düşünmekten asıl mevzuyu kaçırıyoruz. Belki küçük, dünyayı yerinden oynatmıyor, uzaylıların ilgisini henüz çekmiyor ama oluyor. Güzel bir şeyler. İlerideki günlerde umut olduğunu bildirecek türden.

Milk Gallery&Design Store, Galata’da. Kendi halinde, tuğlalarla kaplı bir alan. Amacı hayallerin tuvaleti olan illüstrasyon sanatını milletin gözüne sokmak. Demode fotoğrafçılarla, natürmort delilerinin arasından sıyrılmak. İçeri giriyorsunuz. Chelsea’deki galerilere bin basan bir alan. Geniş geniş. Sağ tarafta ayakkabılar, takılar, kemerler, robotlar…Solda uzanan duvar boyunca hayranlıktan dibimi düşüren pek şahane ilüstrasyonlar. Temmuz ayındaki serginin adı “Stories”. Renkli öykülerin sahipleri Türk. Ayşe Küçük, Bora Başkan, Gökhan Okur, Merve Morkoç, Ufuk Atan. “Hangisini beğendin” diye soruyorlar, Neyse ki şaşırtmacalı soruymuş. Yanıt e. Hepsi.

5N 1K faslını da tamamladıktan sonra tuhaf bir gülümsemeyle ortamdan ayrılıyorum. İşyerinde flirt ettiğiniz çocukla msn’de konuşurken olandan. Engellenemeyen dürtü. Sonsuz teşekkürler. Yapana, gidene, bakana, sana. Yarın gideceksin ya ondan.

Galerimle mutluyum

May 25, 2009 galeri, ŞEHİR No Comments

picture-214

Tünel’den Galata’ya doğru inen yolun üzerindeki bütün kepenkler sarı, tuhaf yaratıklarla kaplanmış. İsimlerini osinasi koydum. Birilerine bahsederken anlatmamı kolaylaştırıyor. Şehri güzelleştirme eylemleri altında yapılmış olan bu modern çalışma ben dahil bütün Beyoğlu sakinlerinin dikkatini çekti. Yaratıcılarını plaketle ödüllendirmek için perşembe günü Galata Kulesi’ne bekliyoruz. Törenin başlama saati 03:00. Lütfen sarı boyalarınızla geliniz.

Yaz geldi, İstanbul yaşayan galeriye dönüştü. Her duvarda posterler, graffitiler, yazılar, küfürler var. On dakikada yürüyeceğimiz yolları, yarım saatte tamamlayabiliyoruz. Meraklıyız ya. İptal olmuş Depeche Mode, yabancılar tarafından Amy Winehouse zannedilen Tribute, Babylon’un Mayıs ayı etkinlikleri, İndigo’da haftasonu, ne olur geri dönme, Jolly Joker’de rock tarzı. Hangi gün ne olduğunu telefona not ederekten http://www.whatismilk.com galeriye karşıma çıkıyor. Kibarca kapıyı açıp içerdekilere gülümsüyorum. Sergi, dergi, dükkan süper. Yağlı boya tablolardan sıkılanlara tavsiyem.

Kategoriler

TAKVİM

September 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
252627282930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]