Bütün kötülüklerin anası

Bloglarda blogcular tanıtılmaz, yazarlar diğerini yermek için köşesine alır, kız arkadaşlar kilo vereni sevmez, kel erkekler rockçıları istemez, çaycılar yan dükkanı kötüler, çiftler tekleri telefonla aramaz. Kıskançlık. Sözlüğü açıp da kelimenin anlam ve önemine baktığımızda “yitirilmek istenmeyen bir kişinin ya da bir ilişkinin yitirileceği ya da tehdit altında olduğu sanısıyla yaşanan karmaşık ruhsal yaşantı. Kıskançlıkla birlikte çoğu zaman öfke, değersizlik, mutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik gibi duygular da yaşanır.” açıklaması karşımıza çıkmakta. Sağlığa zararları konusunda nöbet, paranoya, obsesyon gibi kelimelerin altına bakınız.
Ama itiraf ediyorum, kıskanıyorum. Dümdüz karnı olanları, 36 bedenleri, yeşil gözleri, uzun parmakları, çok iyi voleybol oynayanları, şarkı söylemeyi bilenleri, suyun altında 80 saniye kalanları, Avustralya’ya gidenleri, tarihçileri, matematik dehalarını, Panama’da yaşayanları, iPhone’unu tamir edenleri, karşı kıyıya yüzenleri, uğur böceklerini, şu anda şeftali yiyenleri, bahçesi olan evleri, sevgilime bakan kadınları, Berlin kahvesinde oturanları, dolapları meyve dolanları, güzel yemek yapanları, http://www.carlkleiner.com ‘da gördüklerimi, fotoğrafların rengini, kitabın şeklini, havanın halini.



Blog’uma koymak için dogru düzgün bir fotografçi ariyordum. Hani su sürekli kizlarin üstüne elbise getirip iki bacak hareketiyle izleyicinin ilgisini çeken türden degil de, hakkaten tarzi, renkleri, hissiyle beni saatlerce web sitesinde dolastiracak cinsten. Biri “Emre Güven’e bak bir” dedi. “O da kim?” dedim. “Emre Güven iste. Yaz 



