Home » tatil » Recent Articles:

Alaçatı'da internet seansları

July 16, 2009 kahvaltı, tatil No Comments

s1

Alaçatıda’yız. Sabah kahvaltısına 1’e doğru başladık. Uyanamadığımızdan değil. Sabah ritüellerimiz değişti. Duş, elbise seçmek, makyaj yapmak gitti, yerine dizi izlemek, terasta takılmak, arabaya atlayıp turistlik yapmak geldi. Oh bir turşu içelim, aman şu pazardan kırmızı domates alalım. Tatili bu yüzden seviyorum. Karar, acele, program yok. Bir tane dışında. İnternet. Çünkü dünyayla olan bütün maddi bağlarımı kessem de internetten asla vazgeçmem.

Alaçatı’nın eskiden tenha olan ana caddesine dndüğümüz anda başladım internet olan yerleri araştırmaya. Yok. Yok. Yok. Yok. Var ama şimdi çalışmıyor. Yok. Var, ama altıya kadar kapalıyız. Yok. Yok. Tam elimde lap top etraftan gelen sinyalleri kapmaya çalışırken wireless’ım dörtlüleri yaktı. Sailors. Sailors. Sailors. “Tamam” dedim.”Burada konumlanıyoruz”.

s2

Simitleri, omletleri, menemenleri istedik. Domates biber zaten fasulyeden geldi. Keyifle ilk lokmamı yutup gazetemi kapattıktan sonra bloguma upload edilecek yazıları topladım. Garson Bey’i çağırarak şifrelerini rica ettim. “Ah” dedi “çok üzgünüz, telefonları bozduğu için bilgisayarlara şifremizi açamıyoruz”. “Nasıl yani?” dedim.”Böyle saçmalık mı olur?” O sırada bir başkası devreye girdi. “Otel dışındaki müşterilerimize internet kullandıramıyoruz.” Başımdan aşağı kaynar su. Ben bunu yazmaz mıyım?

Olayı takip eden on dakikada mesele unutuldu. Tatildeyiz. Hesap gelip kartlar kırışınca istikamet Babylon. Kum, çimen, çocuk, 20 TL giriş var belki ama hiç değilse oturduğun her yerden internet çekiyor.

Babylon'un Alaçatı hali

July 16, 2009 bar, tatil No Comments

b1

Babylon‘a giriş 20, üç şişe su bir sade kahve 18, 30 midye 15, kahvaltı tabağı 16, ev mantısı ve karışık otlar salatası 15, şişte cevizli köfte 10 TL. İstanbul’dan çok farkı yok, Alaçatı’nın aksine. Sorun içki kısmında açılıyor. Bira 10, kokteyl 30-40 TL. Tabii 17-19 arasında Style-İst’in çaldığı Happy Hour’u kaçırmadıysanız. O zaman ne içerseniz %20 indirimde. Mojito ya da sakeprinha. Denemeden eve dönme.

b2

Peki fiyatlar konusundaki tavrımız şaşkınlıkken, Babylon’a niye gidiyoruz? Hemen açıklama kısmına geçelim.

1. Diğerlerinden farkı yok, hatta bir iki yerden daha ucuz olduğu bile söylenebilir. Bu noktada isimleri vermek hukuki zorunluluk doğurabileceği için şimdilik kendilerine P ve S diyerek konuyu kapatalım.

2. Sörf bölgesinin yanına kurulmuş bulunduğuna bakmayın fazla rüzgar yemiyor, denizi dalgalanmıyor. Yakışıklı oğlanlar ve yabancılar bu bölgede çok vakit geçiriyor. Üstelik dikkatli baktığınızda ufukta Çağla Kubat’ı görmeniz mümkün

3. Kumlar. Beyaz, sıcağı emen, az sonra atlayacağınız buz gibi deniz öncesinde hafif bir Arabistan efekti yaratan. Denizden de korkmayın. İlk beş saniye tüylerinizi diken diken etse de sonradan yaşayacağınız zevk için buna değer. Acı biber yemekten çocuk doğurmaya kadar geniş bir eğride bu duyguyu inceleyebilirsiniz.

4. Müzik. Yazın ruhuna uygun neşeli şeyler. Serdar Ortaç ya da Shakira değil, sazsız sözsüz melodiler. Nouvelle Vague, Lounge FM, Küba. Anahtar kelimeler.

5. Konser. Biz Ağustos’un ortasına kadar her çarşamba sahnede tepinecek Bora Uzer‘in gecesine denk geldik. Adamın CD’si, kendisi, sözleri hoşunuza gitmeyebilir, Kangroove zamanlarını anımsayıp nostalji duygusuyla hareket edebilirsiniz. Hakkınız. Ama haksızlık etmeyin. Çarşamba Babylon’a gelin. %100 garantili tek şey şu: Bora sahneye çıktığında hepinizi tetikliyor. İçinizde tembellik eden bütün genler ayaklarınıza hücum ediyor. Farkında değilsiniz ama dans başladı. 2 saat deşarj olacaksınız. Biralar, mojitolar, şatlar havaya!

Tatile yardım kayıtları başladı

June 13, 2009 tatil No Comments

picture-15

V8 Türkiye’ye geldi! Tamam biliyorum çok çabuk bir giriş oldu, biraz daha ağırdan alıyorum. Şu müthiş, muazzam Amerika’dan ithal sebze içeceği V8 üç haftadır Şütte içinde satılmakta. Minik, sokakta yürürken içmelik kutularda. 2 TL’ye acımadım, bir tane aldım. Kesinlikle onay veriyorum tadı da aynı. Türkiye’de çeşitli markalarca yapılmaya çalışılan sebze sularına açık ara fark attı.

Bu heyecanlı karşılaşmadan sonra dil peyniri, macar salamı, hindi füme, domates suyu ve Amerikan satatasından oluşan haftalık alışverişime 26 TL ödedim; ekmeğimi, eriğimi marketten kaptım. 16:04’te eve vardım. İçeri güneş giriyor, az da olsa neşemi yerine getiriyor. Dolap ve mutfakla olan yakın temaslarımdan sonra günlük işleri çözmek için bilgisayarın başına oturdum.

Bakıyorum herkes tatil planlarında. Dahil olduğum üç ayrı arkadaş ekibinden Çeşme, Alaçatı, Berlin, Yunan adaları konu başlıklı mailler gelmiş. Birileri evlerinde bana yer açıyor, diğerleri ucuza tatil ayarlıyor. Tam o sırada Twitter ve Facebook’tan http://www.woodpecker.com.tr/ duyurusu ekranımda beliriyor. Sağ kulvarda yoga, pilates, deniz, rafting; solda içki, Wategate, Mitte, sosis. Seçim çok zor. Yazı turayla geleceğimi kurtarabilir miyim?

Turistin hakkından lokal gelir

June 1, 2009 tatil, webportal No Comments

wayn

Pazartesi sendorumu. Hem de tatilden sonra. Üstelik gece 11’de eve varılabilmiş tatilden sonra. Daha da fenasını söylüyorum; Barcelona plajları, sokakları, yemekleriyle geçen muhteşem tatilden sonra. Yine bilgisayar başında mailleri açtım, draft kutusunu boşalttım, gerekli cevapları yazdım, masanın sağındaki bardaktan bir yudum, solundaki defterden iki sayfa kopardım. Çantamın içine attığım notları toparlayıp, günün anlam ve önemini bildiren yazıma başladım.

Uzun zamandır g-mail’ime düşen http://www.wayn.com/ maillerine çok önem vermiyordum. Benim salaklığım. Aman bir portala daha üye olup günlük tab sayımı 12’ye yükseltmeye ne gerek var fikrimden 1 Haziran sabahı vazgeçiyorum. Wayn sayfamı açıp güncellemelere başlıyorum. Barcelona’da yaşayan birini tanımamanın dayanılmaz ezikliğini daha dün yaşadım.

Wayn tahmin edeceğiniz üzere bir sosyal network. Ama sürekli dolaşan, yeni ülkeler tanımayı seven insanları düşünen akıllı bir network. Üye olup, gittiğiniz, gideceğiniz ülkeleri, dinlediğiniz müzikleri, okuduğunuz kitapları yazıyorsunuz. Sizinle aynı tutkuları paylaşan yüzlerce kişi arkadaş grubunuza dahil oluyor. Bir gün uyanıp Finlandiyalı Maria’dan “İstanbul’a geliyorum Tünel’de buluşalım mı?” mesajını buluyorsunuz, ertesi gün Pierre’in Fransa’daki doğumgünü için davet. “Aman kalsın ben kimseyle tanışmak istemiyorum” diyenler için de birinci ağızdan tavsiyeler; fotoğraflar; otel, restoran, dükkan önerileri var. Bu işe bayıldım. Anlamarama adımla Wayn’dayım. Artık hiçbir ülkede turist olmiycam!

Kategoriler

TAKVİM

May 2017
M T W T F S S
« Dec    
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]