Home » otel » Recent Articles:

İstanbul’un Soho’sunda: Mia Pera

July 7, 2010 otel 4 Comments

İstanbul. Olur da tatile gidersem Berlin, Alaçatı, Kaş, Paris; kış gelince uzaklarda bir yerler, yazın ara sokaklarda karşıma çıkanlar. Çünkü kendi şehrimde bile turist olmak çok hoşuma gider. Dolaşmaya başlıyorum oteller arasında. İlk durak Mia Pera. Sonrası gelecek zaman buldukça.

Teras. Esinti. Güneylere gidemedim ruh halimi bitirdi. Yanımda İngiliz Konsolosluğu’nun banketlere açılmış bahçesi, solda Marmara adıyla tanınsa da benim jargonumda hala Etap Otel, 360’ın demirleri, gökdelenler, deniz. Manzara inanılmaz. Mia Pera Otel’in, yani aslında nam-ı değer Caladdo restoranın terasındayım. … Continue Reading

Yağlı ballı sabah kahvaltısı

June 1, 2009 otel, ŞEHİR No Comments

picture-3

İstanbul biraz rüzgarlı, kaldırımlar arabalara ayrılmış, bir de üstüne Beşiktaş şampiyon olmuş, gürültüden geçilmiyor. Daha az önce sokağın başında patlamalar duydum. Balon ya da lastik olduğunu umudediyorum. Anlayacağınız sadece beş gün oldu, ben şehre olan alışkanlığımı kaybetmişim.

Ama nedenim var. Son iki gündür Barcelona’daki Hotel Pulitzer’in girişinde, lobicilik faaliyetlerimi sürdürmekteydim. Yanımda oturan güzel Fransızlar ve kısa paçalı Amerikalılar arasında geçen flirt ilişkisinden tutun, barda çalışan kızın taburenin üzerine tünemiş sevgilisine kadar pek çok hikayeye tanık oldum. Hello dergisinde bir köşe açacak kadar dedikodum var. Ama bunlardan size ne?

Asıl ilginizi çekeceğini düşündüğüm Hotel Pulitzer’in büyük babası, Grupo Regina Hoteles’in açtığı http://www.great-stays.com/ blogu. Paris, Roma, Barcelona’da minimal tarzıyla hizmet vermekte olan otel zinciri, mojito ve bloddy marryleri aklımı çeldiğinden beri kendileriyle yakından ilgilenir oldum. Bugün gerekli yerlere imza atıp, kredi kartımızı makineleriyle tanıştıktan sonra elime bir kağıt tutuşturdular ve sihirli cümleyi söylediler: “Blogumuza girip buradaki deneyiminiz hakkında bir iki cümle karalarsanız, bedava haftasonu tatilini kazanabilirsiniz.” İlk paragraf şöyle başlıyor: “Hotel Pulitzer olmasaydı, Barcelona’nın tadı çıkmazdı.”

Ben, blog, bedava. Üç b’nin cazibesine kapılmamam mümkün mü?

Bana danışmadan tatile gitmeyin

May 26, 2009 e-ticaret, otel, ŞEHİR 1 Comment

dsc_4476-copy

Nisan ayında işten bir gün izin aldım. Londra’daydım. Martta da uzun tatil kullandım, kıskanmayın ama Hawai’ye gittim. Mayıs biraz yoğun geçiyor. İstanbul’da kaldım mecburen. Haziran için planlarımsa şu şekilde: İlk haftasonu Berlin, ikincide Milano, sonuncu aşamada Paris. Hayat hiç bu kadar güzel olmamıştı.

Banker kızı, ya da ajans direktörü olduğumu düşünüyor olmalısınız. Ya da zengin kocanın şımarık kadını. Hepinize önyargıdan on, farkındalıktan sıfır puan verdikten sonra gerçekleri açıklıyorum. 80 günde devri alem projemin kaynağı http://airbnb.com/. Otellerin sonu, “akşam yemeği’ne bana gel” cümlesinin başlangıcı. Ama Tünel’de değil Chelsea’deyim.

Oturduğum yerden hiç ayrılmadan, popomu büyütme riskini bile göze alarak temmuz için araştırmalara başladım. Olayım New York, gideceğim ev Brownstone on the Park 1. Geceliği 88 dolar. Üç kişi için ideal. Bir içkiye size de süper tatil ayarlarım.

Kötüye ne olur?

May 24, 2009 blog, otel No Comments

byblos

Çoğunlukla şu şekilde başlıyor: “Abla sen nerelisin?”  Müzik dinler gibi yaparak soruyu geçiştiriyorum. İki dakika sonra yenisi.”Görüyor musun şunları, bütün gün burda dolanıp müşteri bulmaya çalışıyorlar. Bunları kim yarattıysa hepsinin soyuna sopuna.” Kendimi tutuyorum.”Dün böyle senin gibi bir abla bindi. İzmirliymiş. İzmir’in kızları güzel olur sizin gibi dedim, pek hoşuna gitti.” Telefon numarası işime yarıyor o anda. “Sen de pek suskunsun be abla.” Sonunda patlıyorum. “Evet öyleyimdir.” Yolculuğun bundan sonraki kısmı İbrahim Tatlıses ve Seda Sayan eşliğinde geçiyor. Bitse de gitsek duygusundan kurtulamıyorum.

Şu da mümkün. “Ben sana dedim.” “Ben senin bana dediğini duymamış olmayı istedim.” “Ama ben sana onu yapma dedim.” “Ben de yaptım ne olacak?” “Olan oldu zaten bundan sonra daha ne olsun?” “Yapma artık lütfen.” “Dayanamıyorum bu hallere.” “İyi ne istersen onu yap.” “Beni dinlemiyorsun bile.” “Sen de beni sevmiyorsun.” Kapının çarpma efekti. Çoğunlukla dışarıdan.

İstediklerim olmadığında gösterdiğim sıradan tepki: sinir. Halk arasındaki adıyla gıcık. Sokaktaki, otobüsteki, dolmuştaki, kahvedeki, adam beni sinir edebiliyor. İlki sokağa tükürdüğü, diğeri köpeği tekmelediği, bir sonraki karı dediği, sonuncusu hiçbir yemeği beğenmeyip, sürekli garsona küfrettiği için. Yerimden kalkıp yumruk atma hissini yenmemin tek çaresi içinde kaybolmayı seçtiğim internet siteleri. Bugün bana o çakma tekilayı veren kıza uyuz olarak güne başladığım için yüksek dozda bir siteye ihtiyacım var. http://www.weareprivate.com/blog/ fazlasıyla işe yarar. Gitmek istediğim ülkelerin, almak için çırpındığım arabanın, o muhteşem satranç setinin ikamet ettiği yer. Fiyatlar oldukça yüksek ama hizmet kalitesi garanti.

Barselona yolcusu

May 12, 2009 otel, ŞEHİR No Comments

Picture 3
Otele karar verildi. Sonunda. Marketin içindeki Pinotxo’da ögle yemegi planlari, Gotik mahalledeki kitapçilar ve küçük dükkanlari ziyaret etme, anneme uygun olan 27-31 Mayis tarihleri için bilet satin alma, hatta daha da geriye gidersek Mart ayi itibariyle 6 aylik vizeleri halletme test basariyla halledildikten sonra, Barselona ziyaretimizin en önemli ayagi olan otel kisminda takilip kaldik. Her yere yürüme mesafesinde, bir sehir oteli. Yildizlari olsun ama is adamlari lobide barinmasin. Ruhu olsun, tercihen kahverengi örtüleri bulunmasin. Temiz olsun ama bembeyaz da olmasin. Elli kadar otelin web sitesi itinayla incelendikten sonra dogru sik isaretlendi: http://www.hotelpulitzer.es/. Bizi cezbedenler arasinda sanat eserini andiran bari ve tabii ki otelin lobisindeki kütüphanesi var. Kendileri hakkinda detayli bilgiyi vermek için Mayis’in sonunu beklemem gerekecek. Tabii Barcelona final maçini kazanir, ben de sag salim ordan dönebilirsem.

Bir geceyi hapiste mi geçirsek?

November 7, 2008 otel, TASARIM No Comments

1301

Havuz kenarinda kokteyl, dag evinde sucuk ekmek, ormanda kamp tatillerinden sikildiysaniz bir önerimiz var. Berlin’de Proppeler Island City Lodge her odasi farkli konseptte tasarlanmis bir sehir oteli. Kirmizi odadan, akvaryuma, tavani yerde olandan, bulutarin arasinda konumlanana kadar birbirinden farkli  30’dan fazla odasindan birinde oldukça makul fiyatlara kalabilirsiniz.

http://www.propeller-island.com

Kategoriler

TAKVİM

August 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]