Home » TASARIM » Recent Articles:

Boğaz, Sanat, Konser, Hamam.

December 2, 2012 SANAT, ŞEHİR, TASARIM, WEB No Comments

Pazar kesesi

Karaköy’de yedik, içtik, Cumartesi partileri gördük. Yetti. Bu hafta, dinlenelim, hamam sefasıyla kendimize gelelim diyorum. Hem kalbe, hem bedene, hem ruha kese iyi gelir. Yenilenmiş haliyle açılan Kılıç Ali Paşa Hamamı’nda ister bekarlığa veda partisi düzenleyin, ister altın günü, diler şerbeti güzel diye gidin, diler akustiğinden yararlanıp şarkı söyleyin. Benim tek diyeceğim, vakit kaybetmeden rezervasyonları yaptırın. Her gün 08:00-16:00 arası kadınlara; 16:30-00:00 arasınde erkeklere açık.

Kemenkeş Mahallesi, Hamam Sokak no:1, Tophane; Tel: 0212 393 80 10 … Continue Reading

Tasarım Bienali’nde en iyi 10’um

November 6, 2012 ŞEHİR, TASARIM No Comments
Dubai, New York, Paris arasında dolaşmaktan, biraz geç kaldım ama sonunda İstanbul Tasarım Bienali’nin iki ana hattı olan İstanbul Modern alt katı ve Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’na gittim. Şurası güzel, bu tarzı özel gibi genel geçer yazıları bir kenara atıp, favori onlumu sayıyorum.
Benim gibi evde canlı hiçbir şey besleyemediğine üzülenler için ideal proje. Kendisini türler arasında başarılı iletişimi desteklemeye ayarlı bir elçi olarak tanımlıyor. Sevgiye, bakıma, suya, güneşe ihtiyaç bitkilerin ışıklı ve sesli yöntemlerle insanlara ulaşmasını sağlıyor. Şöyle belirteyim: Bahçedeki petunya sana telefon ediyor.
Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, 1. Kat.
9. Cyrus Kabiru – Gözlükler
Nairobili sanatçı Cyrus Kabiru’nun teneke, cam, tel gibi maddelerin dönüştürülmesiyle yarattığı gözlükler günümüz modasına siz çok geride kalmışsınız, adam neler hayal etmiş tonunda kafa tutuyor. … Continue Reading

Tasarım beni de baştan yarat

June 18, 2009 ŞEHİR, TASARIM No Comments

ismail

Ayça öğleden sonra aradı. “Akşam Adressİstanbul’da Design Week açılışı var. Hakan’ı kap gel.” “Tamam” dedim. Çok da gidip gitmeyeceğimi bilmeden. 17:30, 17:45, 18:00’de üç kez poppmuzu kaldırma çalışmasından sonra 18:10’da taksiye el ettik. “15 dakika”  dedi Hakan, “sıkıcıysa döneriz”. Şişli’den Pangaltı’ya, Kurtuluş’tan aşağı. 18:20. Mekana vardık.

Kalem, kağıt, iPhone hazır. Etrafta turlamaya başladım. Hiç lafı uzatmadan blog açıklamasını yapıyorum. Açılış, beyaz şarap, içkiler şahane. Yıllardır Habitat için gittiğimiz alan, meğer tasarım günlerinin açılışını beklermiş. Kitchenette kocaman masalarına peynir ve sebzeler dizmiş, Cartelı catering’i Elma’dan yapmış. Karnı doyup, laklağı seven biz de koridorlarda gezinmeye başlamış.

http://www.erul.org/. Neondan muhteşem İstanbul siluetleri, tavandan asılan lambalar. Yorulunca dinlenmeniz için tek parmakla kalkan sandalye de yanında. Şahsen ben “Think pink” sloganına bayıldım. Yeşim bize “ne zamandır aklımızda olan fikirler vardı, açılış için denemek istedik” dedi. Dedikosunu yaptık. Fikir de zikir de şahane.

http://ismailoklugil.com/. “Merhaba ben İsmail, kartımı buyrun”. Aman tanrım o ne kart. İki tane al, çerçevelet. Sanat eseri kontenjanından galeriye sat. En dipteki dükkanında ışıklar, ortalarda bir yerde enstalasyon askılar. Adamın tüm yaptıklarının hikayeleri var. Masanın üzerinde neden lokum var diye sorun. Çekinmeyin. Anlatsınlar.

http://www.materialconnexion.com/. Hayallerimi yumruklamakta. O sırada Ayça kaybolan bardakların peşinde, Hakan gördüğü yirmi yedinci tanıdıkla gülmekte. Fırsattan istifade panolar arasında dolaşma sürem beş dakika. Beş evimin beş odası olsa yirmibeş ayrı parça alırım. 4500 tane arasından nasıl seçeceğim konusunda neyse ki bil bilen var.

Arada bir mola, beyaz şarap tazeleme. Sonra atlanan detaylar için ikinci tur gezinme. Derin Özsesen kağıdı enfes kartpostallar yapmış, web sitesi kurulum aşamasında olduğundan hikayenin gerisine ulaşamadım. Lütfen beni arar mısın koleksiyonun hepsini görmek niyetindeyim. Tanju Özelgin kontuğuna bayıldım. Hırsızlıktan hapis yatıp evime götürmek dert değil. Adnan Serbest iskemleleri için salonda yer açtım. Yarın asansörden çıksa, başka ne isterim?

İkinci bir mola. Biraz su, iki sigara. Esas olaydan önce nefeslenip, ter atma. Esas olay: Elif Karadayı. Tim Burton filmlerinden hallice, Pamuk Prensesten iki durak önce. Hediye çekim olsa yarısını harcarım.

Jüriden karar: Keçeden enginar!

June 10, 2009 restoran, TASARIM No Comments

art

Köprüaltı’nda Sanat Restoran’a oturduk, Eminönü’ne yakın kolda, Boğaz tarafında. Büyük hata. Kalamar 10, hamsi 8, salata 4 TL. Fiyatlar konusunda cüzdanlar memnun. Bira suyla karışmış, menü pislik içinde. Bunları da kabul edebiliriz. Sorun ekmekte başlıyor. Ben “sabahtan kalmış, tazesiyle değiştirebilir miyiz?” dediğim anda. Hostumuz taze diyor, ben bayat; o diyor taze, ben bayat. Neyse durumu anladınız. Bütün neşemiz kaçıyor. İki lokma atıp, kalkıyoruz. Geri dönüş yolunda yine “abi buraya gel”cilerle “Miss welcome”cular. Oldukça standart bir Karaköy turu.

Şimdi sinirlendiğim için hikayenin sonundan başladım aslında. Önce Galata Tasarım Festivali’nin bugünkü  ikinci ayağını anlatmalıydım. Yüksek atmışım. Yeterince zaman geçirmeyip sol koldaki dükkanların pek çoğunu es geçmişim. Tasarım beni affet, senden özür dilerim. Mine Kerse’nin şapkaları, Rüveyde’nin “beni farket” diye bağıran çantaları, Bocca ayakkabılarının prenses halleri. Hoşuma gitti. Ama üçüncü turda da 10 puanımı http://www.artichoke212.com‘dan yana kullanıyorum. Önce beni ismiyle fethetti, sonra da keçeden yaptığı elbiseleriyle.

Kelepir İstanbul malları

June 10, 2009 pazar, TASARIM No Comments

54_1_buyuk

Gittim. Gördüm. 10 dakikada terk ettim. 2. Galata Tasarım Festivali ne yazık ki modanın pırıltısını yakalayamamış. Dükkanlar, tezgahlar fazlasıyla ıssız kalmış. Yine de şehirden sorumlu blog bakanı olarak görevimi yerine getiriyor ilgimi çeken bir iki detayı sizinle paylaşmak istiyorum.

Zeynep Aksungar büyük yüzükler, altın kaplama metaller, bir iki inci hilesiyle güzel işler çıkarmış. Eşsiz diyemem ama kesinlikle modern. http://avsargurpinar.com/ sitesine baktım ama inanın az önce gördüğüm işleri anımsayamadım. http://1000voltdesign.com/‘un bir süredir takipçisiyim. Yaptıklarını izlemekten asla bıkmıyorum. Ne yazık ki dünyaya ismini de haykırmıyorum. Ama mutlu haber Monocle dergisine haber olmuşlar. Derginin delisiyim. Tebrikler. http://www.bundesign.com/ her zamanki çizgisinde, gerekmese de alınan ev aksesuarları, son anda kapılan hediyelik kategorisinde. http://yumusakseyler.com/ sitesi muhteşem, işlevsellik konusunda sınıfı kanaatten geçer.

Dokuz dakikayı doldurdum. Utanarak söylüyorum sıkıldım, susadım. Yan sokaktaki Hammam’a zeytinyağlı sabun almaya giderken http://www.takeaway-istanbul.com/tezgahının önünden geçtim. İki adım ileri, bir adım geri, gözucuyla panodakilere baktım. Sonra 45 derece dönüp iPhonu’yla oynayan adamdan kart kaptım. Süper Kahraman yastıklar, I Love Çay Simit t-shirt’leri muhteşem. Mustafa Pin kahkahaya bedel. Cem Dinlenmiş’in mutfağında çalıştığı proje bence Tasarım Festivali’nin açıkara birincisi. Çantalar 18, lamba 55, rozetler 2, Boğaz yüzüğü 35 TL.

Mondrian aşığı tabaklar

June 8, 2009 pazar, Takı, TASARIM No Comments

kentlik-copy

Beş yıl öncesine dönüyoruz. Galata’da Hezarfen’in uçtuğu kule, lambacılar, İş Bankası’nın bilinen en metruk binası, muhteşem lahmacun yapan Güney Lokantası, dürümüyle ünlü Petek Büfe, biraz huysuz garsonların tavla getirdiği çay bahçesi, bir de Anemon Oteli vardı. Gazeteciler, mimarlar ve fotoğrafçıların bölgedeki evleri keşfetmeye başladığı yıllardı.

Kısa sürdü. Önce yurdışından gelip de Cihangir’i pahalı bulan yabancılar taşındı. Ardından eski binaları restore etmek isteyen inşaat firmaları. Bakkallar büyüdü, butikler açıldı. Galata’nın nimetleri gazetelere manşet oldu. Okan Bayülgen, Cem Yılmaz, Bülent Ersoy’un Doğan Apartmanı’nda aldığı dairelerden sonra ekip tamamlandı. Şimdilerde kahveler dolup taşıyor, Kiva Han kazanda hazırladığı menemeni servis ediyor, İspanyol lokantasındaki fiyatlar hesap yakıyor. İstanbul’un cazibe merkezi evimin dibinde tekno çalıyor.

Araba trafiğinden kurtardığımız meydanda iki yıldan beri türlü türlü pazar kuruluyor. Daha yeni moda bitti, çöpleri sabah kaldırıldı. Bizi memnun mesut ama biraz da uykusuz bıraktı. Bugün 2. Galata Tasarım Festivali’nin açılışı yapılmış. Ben sonuna denk geldim ama gecenin ruhu güzeldi. İlk izlenim yazımı http://melartstudio.com/‘a vermek istiyorum. Camdan yüzükler, kolyeler, gerçek aşkım defterler… Ama asıl beni tahrik eden Mondrian vari tabaklar. Yarın sabah ilk iş İstanbul’un parlayan yıldızlarını yerinden bildireceğim.

Adını New York'un üzerine yazmak

May 22, 2009 TASARIM No Comments

56

Perşembe akşamı. Corridor. Dönen masanın etrafında yedi kişi. Margarita. Bloddy Marry, Üç votka shot. Beyaz şarap. Long Island Ice Tea. Sert olandan. Herkesin neşesi pek bir yerinde, haftasonuyla aramızda sadece Cuma olduğundan. Gelsin şarkılar, gitsin insanlar. Çekilsin masalar, başlasın danslar. Aman bir iki kişiye gıcık olunsun ki, sabaha başlasın dedikodular. Tek sorun arada bir yanımıza yaklaşan “Sizi bir yerden gözüm ısırıyor. Manken misiniz, oyuncu mu, yoksa danşçı mı?”cılar. Bizde kibarlık dizboyu.

Gecenin listesinde 90’lar, 80’ler bir de araya karışan Türkler var. Duman’dan sızlanmalar, “Mazeretim var Asabiyim Ben” den hır çıkaranlar, “Aşk dediğin üç günlük eğlence bilemedin beş gün sürsün” de sürünenler. Bizden DJ Bey’e selamlar. Bağıra bağıra eşlik edilen her parçanın sonunda bir şerefe. Sağlığa, paraya, ya da işe. Ne de olsa aşk kontenjanından başımız bağlı.

23:32 aramızdan ilk ayrılan. Bir eksik şarap bardağı. 00:21 ikinci tur ayrılanlar. Hesapta yaşanan 70 TL eksilme. 00:42 son ayrılanlar. Corridor’un havasında çakırkeyif halleri. 00: 52 kapanan hesaplar, cüzdana veda eden paralar. 00:56 son şarkı. Lenny Lravitz “Fly away”. Deli gibi eşlik ederken, beni http://www.56leonardtribeca.com/‘a götüren.

Kategoriler

TAKVİM

August 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]