Home » Poznan » Recent Articles:

Poznan’ın da en iyisi var

p3

Poznan’daki küçük kahvelere bayıldım. Hayatımın en güzel salatalarını, pancar çorbasını, patates yemeklerini, Croque Madame’larını yedim, vodkalarını içtim. Parklarında oturdum, sokaklarında turladım. Poznan-Berlin geri dönüş yolunda da kararımı verdim. Seneye bir kaç günlüğüne Poznan’a gidiyoruz. İçkiler ucuz, insanlar kibar, şehir Alice Harikalar Diyarı’ndan çıkmış gibi. Yazın suni kanal kenarında partiler bile var.

Ama bir sorun olur da beni aramadan geçicek olursunuz diye Poznan’ın da en iyilerini yazıyorum. Gidip de turistçilik oynamayın. Bunları da elbette Poznan sosyetesinden öğrendim.

p4

En güzel akşam yemeği: Ratuszova.
En iyi akşamüstü drink’i: Dragon Bar. Üstelik internet ve rahatça oturacağınız koltuklar var. Biraz Gizli Bahçe’nin eski zamanlarını yaşatan nostaljik tonu da.
En lokal bar: Jameson.
En istikamet gece kulübü: Hafta sonu Blueberry (halk arasında bbb olarak geçiyor, kafanız karışmasın) , perşembeleri Blue Note.
En ucuz alışveriş dükkanı: Bestbuyers. Vero Moda ve Only’nin fabrika satış fiyatına ürünleri var.
En geleneksel restoran: Pryjaciel Koziolkov
En Polon bira: Tyskie

p5

En ilginç içecek: Kendiliğinde chile ya da tabasco konmuş olan domates suyu. Marketlerde.
En iddialı vodka: Sırasıyla Debowa (şişesi 19 TL’ye geliyor), Zolatkowa (hafif baharatlı tadı var) Wybrowa(baş ağrısı ve ertesi sabah sendromuna son)
En denenesi lezzet: Pancake Square’deki soğuk borzch çorbası.
En görülesi bina: İtfaiye
En katılınası aktivite: Opera’da bir gece.
En iyi kahvaltı: Weranda Cafe. Tostları, lattesi, elmalı payı denenmeli.
En Poznan içkisi: Greyfurt-vodka karışık.
En alışkanlık: Vodkayı şat içmek, iki üç tur arasında bir bardak su devirmek.
En büyük zorluk: Arnavut kaldırımlarda topuklu ayakkabıyla yürümek
En oturulası kahve: Cocorico. Özellikle bahçesi açık olduğu bir günde.
En görülesi atraksiyon: Saat 12’de meydandaki saat kulesinde ortaya çıkıp birbirine tokuşan keçiler.
En kalınası hostel: Cameleon. Hakikate güzel.

Poznan’a bilet lütfen!

September 8, 2009 Poznan, ŞEHİR No Comments

p8

Berlin’den Poznan’a varan trene atladım. Üç saat. 100 sayfa kitap, dört ayrı yazı, iki romantik komedi. Ne ki. Kompartman da benim. Bir koltukta çantam, öbüründe kendim. Yemyeşil kırlardan tıngır mıngır geçeriz.

Hafif köhne tren garına vardığımda güneşli bir öğleden sonra. Polonya’nın büyük şehirlerinden birinde, taksinin içindeyim. İstikamet şehir merkezi . Önce bir hostele yerleşip, sonra karnımızı doyurmaya niyetliyiz. Hostelimiz pek güzel. İsmi Cameleon. Tam şehir merkezinde. Yepyeni. Tertemiz. Adam başı geceliği 35 TL. Sabah kahvaltısında ev yapımı reçeller de şirketten.

Şehir çok güzel. Kutu gibi. Her tarafında dört beş katı geçmeyen yapılar, Arnavut kaldırımları, küçük bahçelere açılan restoranlar. Garip bir çiçek kokusu var, yağmurun tadına bulaşan. Binaların birinden gelen müzik sesi, günün her saati. Ve her yerde Almanlar. Meğer emeklilerin en çok ziyaret ettiği şehirmiş.

p1

Yürüyoruz. Sağımda komünizm zamanlarından kalma bir bina, solumda arkalarda Ekonomi üniversitesi. Şehirdeki 30 üniversiteden biri. “Burada acayip bir gece hayatı var sen sakinliğine bakma” diyorlar, ve kolumdan tuttukları gibi Dragon‘a götürüyorlar. İlk katında bir sahne ve bahçe, ikinci katında loş masalar ve avlu olan bar. Sabaha karşı beşte de öğleden sonra üçte de kalabalık. Geleneksel içki greyfurt suyu ve vodka. Burda 10 PLN. (2 PLN 1 TL olarak hesap edebilirsiniz) İçkiler bol keseden bardaklara doluyor, meyve suları kutudan. İstanbul, Amerika, geçmiş yaşamlar üzerine dönen konuşmalar.

Oradan akşam yemeğine atlıyoruz. İnce kesilmiş patatesler arasında domuz jambonu, üstüne peynir rendelendikten sonra fırına verilmiş. Pryjaciel Koziolkov‘dayız. Market olarak bilinen bölgede. Yediğim şey lezzet ötesi. Anlayacağınız Poznan’ın ilk gününde neşem yerinde. Henüz bir iki saat sonra başıma geleceklerden  habersizim.

Saat 23:00. Lokallerin buluşma yeri Jameson. Dart, bilardo, langırt ve bilgi oyunları buranın spesiyalleri. Yanında tabii ki bira ya da vodka ile geliyor. Duvarlarda çerçevelenmiş Türk paraları, nazar boncuğu ve rafta Yeşil Efe var. Meğer sahipleri sık sık Türkiye’ye gidermiş. Benim de Türk olduğumu öğrenince iki bira onalardan. Her biri yarım litre. Paylaşıyorum. Adetten.

Perşembe, 01:00’de Blue Note. Haftanın her günü jazz club olarak rağbet gören mekan perşembeleri hip hop ve house çalmakta. Etrafta barbiler olarak sanı çıkan uzun, güzel, bakımlı kızlar. Ve nedendir anlaşılmaz, kafalarını çevirip bakmayan Polonyalı oğlanlar. Ben girdiğimde herkes pistte. Türkiye’den geldiğimi öğrenen tüm tanıdık tanıdıkları bana geleneksel şat ısmarlama turuna çıkıyor. İki şat bir su, iki şat, bir kola. Ben takip edemiyorum ama onların elinde bardaklar gidip geliyor. Kibarlık için üç şatı içiyorum, kalanı yanımdaki kızlara geçiriyorum.

Benim eve döndüğüm 4 civarlarında Poznan sokaklarında yaşam yeni başlıyor. Perşembe, çarşamba farketmez. Gençler eğlencede. Anlamadığım dilde ama neşeyle bir şeyler söylüyorlar. Gülümsüyorum. O sırada taksimiz yanımıza yanaşıyor.

Kategoriler

TAKVİM

June 2017
M T W T F S S
« Dec    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]