Home » Alaçatı » Recent Articles:

Alaçatı sahillerinde bu yaz

July 15, 2014 Alaçatı No Comments

foto?raf-13

Kum Beach: Bu yıl favorim. Nedenlerini kısaca anlatmak gerekirse. Bir. Deniz. Tabii ki. Pırıl pırıl bir koyda. İki. İyi Pizza, Dutlu Kahve gibi mekanlardan tanıdığımız Haldun Bey’in mekanı olması sebebiyle yüksek çapta bir ruhu var. Üç. Bu yıl kahvaltı servisini Katre Otel yani bir diğer adıyla Figen yapacak. Bu da taze pişi, domatesin her hali, otun binbir çeşidi anlamına geliyor. Dört. Deli Deli de Kum Beach içine akşam saatlerinde girecekmiş. Kumsal barı tadında, beach club havasının uzağında. Sabah 04:00’e kadar açık olacak şekilde. Beş. Alancha Beach Food da akşam yemeği servisinde devrede. Bara gitmeden masaya oturmak istersen eğer. Altı. Alaçatı’ya yakın, müziğin desibelini fazla yükseltmeyen, kumu üzerine yapışmayan daha iyi mekan bilmiyorum ben. Yedi. İnternet yok. Kitap, muhabbet, dinlenmek garantili (Günlük giriş: 40 TL).

foto?raf 2-2

Ramo Beach: Tektekçi bu yaz Çeşme’de her yerde ve tabii ki Ramo Beach’te de. Ramo’yu bilmeyenler için Okan’s Place’in olduğu kumsal olarak adresi vermek istedim. Buranın özelliği salaş olması, gitsen gitsen de o denizin bir türlü boyunu geçmemesi, midyecilerin eksik olmaması, girişinin de 15 TL olması (diğer mekanların üçte biri neredeyse). Tektekçi bu yaz Ramo’da, dilediğin gibi frappé yapılan taze meyveler ve soğuk kahvelerle yayında. Bir de çardak altında kraliçe gibi hissetmene neden olacak yataklı şezlonglarıyla.

Babylon: Müzik, çimlerin üzerinde hayat, 17:00’de başlayan ve içkilerin indirimli olduğu Mutlu saatler partileri Babylon’un alamet-i farikaları. Bloddy Marry taze domatesten yapılıyor, yemek kısmında makarna-salata vazgeçilmez kontenjanından günümüze eşlik ediyor. Benim için Babylon Aya Yorgi demek, sabahın köründe kimse yokken kumsala yayılıp çarşaf gibi denizde kendini dünyanın merkezinde hissetmek demek. Bir de 30 Ağustos’ta kapanış partisi olarak hayatımıza giren Soundgarden var. … Continue Reading

Alaçatı v.2013

May 12, 2013 Alaçatı No Comments

Haftasonu biletlerini kampanya zamanlarında alan, kiralık Rum evlerinin fiyatlarına bakan, Alaçatı sokaklarına adımını atınca kendini tüm dertlerden soyutlayan, bahar aylarındaki azınlık, yaz zamanı çoğunluktanım ben. Ve her Alaçatı aşığı gibi, bu küçük kasabanın müdavimi, aşığı, hayranı, yerlisiyim!

Benim otellerim

1. Katre Hotel: Ekim’de terkettiğim yazlığıma Mayıs’ta, baharın gelmesini bahane ederek yeniden dönüyorum. Saat 19:00. Figen, Barbare şaraplarınının beyazından açıyor. Ufukta Alaçayı’yı tüm yıl mezken edinmiş yerlilerin yelkenlileri, yaylı sazlarda cırcır böcekleri. İkinci bardağın sonunda, kapısını kilitlemek için anahtara bile ihtiyacım olmayan 8 numaralı odama çekiliyorum. Camı açıp, huzur kokusunu içime çekiyorum. Yemeğe 22:00’de, İspanyol usulü oturuyoruz. Katre’s Kitchen menüsünde fırında patlıcan, zeytinyağıyla dövülmüş biber salçası içine yatırılmış domatesler, enginar var. Alaçatı’nın benim için tek şefi Figen, ana yemek olarak babasının denizden tuttuğu sübyelerle yaptığı taze soğanlı güveci koyuyor önümüze. Mideye inme ömrü beş dakika. Ertesi akşam için rezervasyon yaptırmak, şimdiden. (Hacı Memiş Mahallesi 8018 sokak no:21; Tel: 0532 152 35 88)

2. Alura Hotel: Odam mavi-beyaz-hangameden uzak. Yunan adalarının, karayla iletişimi kesildiğinde bende bıraktığı duygu gibi. Sabah, yemyeşil çimenlere bakan pencere kenarındaki sedirde kitabıma başlıyorum. Ahmet Hamdi Tanpınar – Beş Şehir. Öğle saatlerinde yemyeşil çimenler ortasındaki kanepede uzanmış, pembe çiçeklerin kokusunu içime çekiyorum. Üçten sonra havuz kenarındaki şezlonglarda yatmaktayım güneş altında. Aynı tempoda geçen dördüncü gün bu. Akşam yemeği nerede yenecek münasebetiyle aradıklarında L’Escargot’nun adını veriyorum. Alura’nın yaratıcısı, kışın dünya gezgini, yazın Alaçatı efkanı İpek’ten öğrendim. (Yeni Mecidiye Mh.  3005. Sk; Tel: (0232) 716 0277) … Continue Reading

Alaçatı. İkinci Tur.

July 22, 2012 Alaçatı, ŞEHİR No Comments

Seyahat dedin mi görmediğim şehre öncelik tanıyan ben, tatil konusunda tutucuyum. Bir kere sevmişsem mavi kapılarının monte edildiği beyaz duvarlarını, o kasabaya hep dönmek isterim. O yüzden, bir kez daha, Alaçatı sokaklarındayım. Bu seferki yazı huzur arayanlara…

Katre Otel’de tatlı hayat

Sabah, limana karşı, yüksek tavanları beyaza boyanmış, 8 numaralı odada uyanıyorum. İki taburenin sığdığı, Sardunya adası filmlerinden çıkma balkonuma kurulmam otuz saniyemi alıyor. Elimde dürbün olsa sörfçülerin iki yaka arasında gidip gelmesini izleyebilir, biraz daha dikkatle bakacak olsam denizde salınan balıkların isimlerini sayabilir, teknelerini sulamak için güverteye çıkmış kaptanlara gülümseyebilirim. Onun yerine bir kahve içiyorum yel değirmenlerine karşı. Güne mutluluk tam çekerken başlıyorum.

Terasa indiğimde Figen, kahvaltı hazırlıklarını tamamlamış çoktan. Kıymalı yumurta, nar ekşili semizotu, güneşte olma reçeller ama hepsinden daha önemlisi pişi geliyor önüme. Şaka mı bu, off, dersaadet bu masanın üzerinde olmalı nidaları arasında ondan biraz, bundan daha çok doldurmaya başlıyorum. Figen “akşam yemeğine burada mı olursunuz?” diye soruyor. … Continue Reading

tatildeyim.

July 21, 2012 Alaçatı No Comments

Bugün telefona bakmadım. Sırf bu yüzden dün kendisiyle çalmazsam kıracağım tonunda bir sözleşme yaptığım Skype’ın dört cevapsız aramasını ve iki mesajını görmedim. Tabii bu noktada test için arayan bir operatörden bahsetmiyorum. Hattın ucunda beklenen adam vardı.

Babylon, Okan’ın Yeri, Cafe Pi tadındaki sahillerin hiçbirine gitmedim. Denizde dört kulaç atıp durmak ve çarpacak biri var mı suretiyle ortamı kolaçan etmek endişesinden de kurtulmuş oldum.

Mailleri okumadım. Gelenleri “Pazartesi ilgilenecekler” listesine atmış oldum.

Sabah kahvaltısında öğle yemeğini, öğle yemeğinde akşam nerede sonlanacağımı, akşam düşerken gece dans edecek yer bulma sorunsallarını düşünmedim. Üzerime ne giyiyim diye hiç ilgilenmedim, ıslanan bikininin altını da üstüne de güneşte domates misali kurutmak hakkımı kullandım.

Bugün Alaçatı’nın aşağılarında, Gubiba Otel‘in kendini kabak sanan limonları arasında; kütür kütür biberin, lor peyniri altına sürülmüş acukanın, köy ekmeğinin, otlu omletin, evde yapılmış incir reçelinin olduğu sofraya oturdum.

Oben Budak’ın Falan Filan kitabını 10:30 itibariyle okumaya başlayıp, 15:42’de bitirdim ve kendimden bir şeyler değil, çok şey buldum. Ben Dillon’cuyum diye düşündüm. … Continue Reading

Alaçatı 2012 (Bölüm 1)

Alaçatı’ya aşığım. Cümleyi ben de sana aşığım onayını istemeden bu şekil kurabilirim. Bu küçük kasabanın gece insanlarla dolu halinde bile ruhuma iyi gelen sessizliğine; dükkanlardan yükselen alçak sesli caz müziklerine; gülümseyen insanlarına; sakızlı dondurmalarına; Furun’da edilen sabah kahvaltısına; Sailors Otel’in domates-salatalık üzerine dökülen zeytinyağına; Köşe Kahve’de takılıp gelen geçene bakmaya; beyaz ve mavi binalarına; 02:30’da aldığım bikinilere; Nuri Alço’nun fotoğrafı altındaki Gazoz? Yazılı buzdolabı magnetlerine; meydanda çalan orkestra karşısında tango yapan çiftlere; biraz aşağılara, Hacımemiş’e doğru inince gördüğüm koyun-kuzu, antikacı, mobilyacı, Dutlu Kahve’sine ezelden beri aşığım. Şimdi bu yıl listeye yüksek sıralardan giren diğer mekanlara göz atalım.

İmren Han’da kal
Kimisinde uyumak, diğerlerinde arkadaşa bakıp bir kahvesini içmek, bazısında yer var mı diye sormak için girdiğim Alaçatı otelleri kuşağında bu yıl da İmren Han’ı keşfettim. Bir bahçeye açılan odalarının her biri özenle ve birbirine benzemeyen şekilde dekore edilmiş; ortadaki havuzun bir yanı jakuzi diğer yanı sauna ve masaj odaları. Bana Alaçatı’da nerede kalayım diye soracak olanlara İmren Han’da yer bulduğun zaman, orada diye cevap veriyorum. Odalar 200 TL, buna mükellef bir kahvaltı da dahil. Bütün gün kucağımızdan inmeyen, adeta ekibimizin bir parçası haline dönüşen Sakız’ı (İmren Han’ın köpeği) alalım, gelirken yine getiririz dedik, vermediler. Artık sevmeye, bu gece bizle kalsa olur mu demeye ziyaretine gideceğiz. … Continue Reading

Alaçatı da kimmiş, Hacı Memiş’teyiz!

June 19, 2012 Alaçatı No Comments

Tam 1 yıl önceki yazı, yarın bunun Haziran 2012, yenilenmiş versiyonuyla yayında olacağım.

İstanbullular’ın daimi evi Sailors Otel’i geçiyorum, Köşe Kahve’nin yanından aşağı. Yine açılmış şarküteri Bu’ra (12 TL’ye bir, kg değil, tane karides yedim), eskinin en sevdiğimiz pastahanesi Furun, Pazar yeri, 15 korumalı krem aldığım eczane. Hepsi geride. Alaçatı’yı unuttum. Hacı Memiş Mahallesi tabelasından sonra ıssız, sessiz, mavi kapılı sokaklardayım. Sunay Kıraathanesi’nden içeri alsaydılar yedi el pişpirik çevirdim ama gelenekler baki. Kadınlar geçerken göz atıyor gibi. O da güzel.

Kahvaltıda Dutlu Kahve
Kafam karışıyor. Yanımdaki adama ne zaman Yunanistan’a vardık diye soruyorum. Yarın Çeşme’den 18:30’da kalkan gemiyle 20 TL verip de geçeceğiz diyor. Hacı Memiş’teymişiz. O zaman tabelaya bakmak geliyor aklıma. Dutlu Kahve. Bildiğin Türkçe. Kara tahtada tebeşirle: tost, kahvaltı, kek, çay yazıyor. İçeride beyaz elbiseli kadınlar, kitap okuyan iki adam… Mavi sandalyeler, kare masa, beyaza boyanmış parke … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

March 2017
M T W T F S S
« Dec    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]