Home » Saint Tropez » Recent Articles:

St. Tropez ekürim: Eluard, Picasso, Şarlo

October 9, 2013 Saint Tropez No Comments

Önyargılarla dolu bir hayat geçiriyoruz.

Mesela adamı ilk gördüğünde vücudunda gezinen elektriğe aşk diyip onu “çocukların olası babası” ,“hastalık anında çorba yapmakla yükümlü insan”, “tatillerde yalnızlığı paylaşacak arkadaş”, “ taksici, patron, akrabana kızdığında “hıncını boşaltacağın boks torbası” kategorilerinden tercihen hepsine yerleştirip, hayallerin erkeği kontenjanına uygun buluyoruz. Sonra hayat, karakter, uyumsuzluk giriyor araya, uzaklaşıyoruz. Hani başta “çok mutluyuz” önyargısına neden olan kimyevi durum var ya. Patlıyor tabii. Çatapat gibi.

Mekanlarla da ilişkimiz aynı. Kokoş, salaş, yeraltı, leş kategorilerinden birine oturttuktan sonra müdavimi olunacak / olunmayacak yerler listelerinden birinine sokup, paketi kapatıyor, soranlara cevabı yapıştırıyoruz: Aman gitme!

St. Tropez, benim nezdimde sınıfı geçmiştir. Yatı, Ferrarisi, mankeni, slikonu bir yana; 1950’lerde bohem sınıfın, hayranı olduğum şairlerin, taptığım sanatçıların yaz yerleşkesi, sessiz balıkçı kasabası tavrı bir diğer yana. Yaz aylarında değil, kepeklerin inmesinden üç dört gün önce Ekim’de gitmek lazım. Eskide bir gün doğru zaman, doğru yer uygulaması çalışmamış sevgiliye, yeniden döner gibi.

Fransa’nın güneyine iniyor uçak. Üzerime kat kat giydiğim ceket-yağmurluk-palto kombininden kurtulmam gerekiyor. Hava: güneşli, 17 derece üzerinde. Nice havalimanından St. Tropez’ye iki saat yol var. Toplu taşıma araçlarında uyku moduna geçen bedenim, burada da tedbiri elden bırakmıyor. Bir sonraki dinlenme molasının ne zaman olacağı belli değil. Gözlerini kapıyor. Kulakta: tek tarafından sorunlu kulaklık. Müzikte: Daft Punk.

E’leri güneylerin aksanına uygun olarak hafiften yayarak konuşan şöför beyimin “geldik matmazel” uyarısıyla kendimi topluyorum. Kibarca vedalaşmamız ardından 1920’li yılların başında yazar olsaydım, rezidansım burası olurdu diyeceğim otelimin lobisindeyim. Ermitage. Arka terasından ağaçlar, kilisenin çanı ve uzaktan deniz bakıyor bana. Siyaha boyanmış, orta yerine duş verleştirilmiş odamdan: yeşil, orman. Gün ışığının sızdığı pencereye bitişik ahşap masaya kuruluyorum ilk. Önümde bir daktilo, yanımda A4 kağıtlar olduğunun düşünü kuruyorum. Son dört gündür oturduğum yerden sadece ihtiyaç molaları için kalkmış, kitabın müsvettelerini yatağın üzerine, yorganın açılmamış olduğu yere, unutumuş sayfaların çöplerini yerlere atmışım. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

December 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]