Home » balıkçı » Recent Articles:

Hadi!

March 16, 2010 balıkçı, ŞEHİR 3 Comments

Sıkıldım. Hadi. Bu bardak bitti. Hadi. Son bir sigara. Hadi. Saat kaç oldu. Araba hazır. Hadi. Canımı sıktın. Hadi.Hadi hadi hadi. Yeter. Bir dur da zevkimize bakalım birader.  Ama hadi gel seninle Berlin’e gidelim de, kaleye parmak basayım, canımı canına katayım, iste kölen olayım. … Continue Reading

pazar sayıklamaları

January 10, 2010 balıkçı, İLİŞKİ No Comments

yara yeri kanayınca yanımdasın sanmıştım
ne çabuk kabuk bağlamış bir güne sığdırdıkların
—-
hadi şaşırt beni dedim
iki yıldır düşünmektesin.
alt tarafı inci’den profiterol kapıp gelecektin. … Continue Reading

Seçilmiş ızdırap

vona

Hava nasıl, su napar, atmosfere çıktın mı, uzayda kimler var gibi sıradan sorulardı. Karşılığında on iki satırlık mail attı. Sinir içinde. Bu saçmalıklarınla uğraşamam. Yapacak milyon tane şeyim var. Kendimi adamın peşinden koşan sapık gibi hissettim o an. Aman tamam dedim buna mı vakit ayırıcam. … Continue Reading

Öğle yemeğinde balık tava

November 6, 2009 balıkçı No Comments

füreyya

Galata’da hayat her gün değişiyor. Çarşamba uğruyorum: Building, Lastik Pabuç, Adem&Havva; perşembe gittiğimde yepyeni bir mecra. Artık şaşırmıyorum, topukları Arnavut kaldırımlarına takılan kadınların paniğini gördüğüm anda.

Buna bağlı olarak restoranlar da gelişiyor. Güney Lokantası internet kuruyor, Petek Büfe menüsüne salatalar ekliyor. Beş metrekarelik esnaf lokantasında fax, internet, fotokopi işlemleri hallediliyor. … Continue Reading

Mendilimde on para

September 20, 2009 balıkçı, kahvaltı No Comments

bey

Ben hiç bayram görmedim. Hani mendillere paraların sarıldığı, kapıyı şeker dolu kasenin açtığı, kalabalık, el öpmeli, televizyon izlemeli, bayramlık giymeli. Bizim bayramlarımız öksüz olur. Az kişili, kahvaltılı, Euro Sport’lu, gazeteli. Büyük ailem olmadı ama güzel ailem oldu. Beraber olduğumuz her gün bayramdı.

Bugün de sabahtan kalktım. Üç telefon hakkımı Rasime, Zeynep ve halama kullandım. Dolaptan bayrama en uygun eteğimi seçtim, üstüne de dantelli blüzümü çektim. Aynadaki aksim Sarah Jessica Parker’ın Sex and the City jeneriğindeki halini andırıyor. Duruma uygun.

Erenköy’e geçtik. Beyaz Fırın‘da duraklama. Pastırmalı değil, ıspanaklı böreklerden. Bir de ayçiçekli galetayla cevizli ekmek lütfen. Fotoğraf çekmek yasak dediler. Bugün bayram. Hiçbir şeye sinirlenmiycem.

Elif’teyiz. Ninemin yumuşacık elini öptüm. O da nice bayramlara dedi. Domatesler, peynirler, kırma zeytinlerle, tatlı biberler. Masamıza hoş geldiler. Benim peçetem mavi, yumurtam da kayısı. Kurabiyeler portakallı, peynirler az yağlı. Açık Radyo’da Evlerinin Önü Mersin çalıyor, arada bir indiren yağmur havayı üşütüyor. Bu da bizim bayramımız işte. Küçük ama sevimli. Birazdan biri diycek: “Hadi kalkın gidelim. Kandilli’ye balık yemeye. Suna’nın Yeri‘ne.” Diğerleri de tezahürat eder. “OOO yaşasın!” Kutlama için bir likör de açalım.

Ferdi Baba acılı söyle

July 21, 2009 balıkçı 4 Comments

ferdi

Öncelikle yazıma Ferdi Baba’yı kutlayarak başlamak istiyorum. Müzisyen değil, balıkçı olan, Çeşme’de restoran işletirler. Daha fazla bilgi için blog‘una bakmanızı tavsiye ederim. Şaşırmayın, tıklayın. Bir bira, iki çupra azıcık da mezeye 160 TL çakar, tahta masalar ve sabahtan rezervasyonla çalışırlar. Neyse yine sondan başladım.  Biraz da orada olmamızın nedenlerini anlatalım.

Son gecemizde iki araba toplandık, Ferdi Baba’ya yollandık. Masalar dolmuş, mezeler camekandan bakmaca. Kekik otu, deniz börülcesi, salata, ezme, peynir, patlıcan ve tabii ki rakı. Bu sefer Tekirdağ. Bol buzlu.

Önce sağlığa, ardından aşka, en sonunda da bitip giden tatile. Aramızda Çeşmeliler var. Ferdi’nin gençlik günlerini anlattılar. “İki üç salaş masa, bir tane de garson vardı. Rakınız bitmezse ertesi güne ayrılırdı. 20- 30 bilemedin 40 TL.” “Ah” dedik “biz o zamanlarını yakalayamadık.”

Mezeler gitti Beylerbeyi rakı servisi yapan kızlar aldı sahnede yerini. Hepimize bir yolluk ikram etti. Garson yeniden gelip balık siparişlerimizi rica etti. Balık değil dedik, ahtapotla kalamar. Kürdana geçirilmiş beşer tane, ızgarada kavrulup tabağımıza kondu. Etler yumuşacık, yağ oranı sıfıra yakın. Kapanışı yapmak için sufle istedik. 35 dakika denince meyveye terfi ettik. Karnımız doydu. Cüzdandan 50’şer TL çıkarıldı.

Hamsi Kuşu, Kağıtta Levrek'e karşı

July 5, 2009 balıkçı No Comments

grif1

Grifin.  Aslan başlı kartal, Karaköy’deki Han’ın İngiliz sahipleri, Hindistan’a giden Avrupalılar. Kelimenin anlamları içinde bunlar var. Benim bahsetmek istediğim bir balıkçı. Bu yüzden İngiliz hanedanlarından Sir. Grifin’in yeri olduğunu ön göreceğim. Bir dakika çok karıştı. Mekanı bilinen adıyla anlatayım. Tarihi Karaköy Balıkçısı. 1923’ten beri. Perşembe Pazarı’nda sahile bakan üçüncü aralıkta.

Mahallenin sakinleri hikayeyi, ne yersen ye 50 TL öde, menü balık çorbasıyla başlasın, Manisa helvasıyla sonlansın olarak hatırlıyor. O zamanlarda içki yok. Olay kısmen doğru. Bugün girişteki ahşap salona değil, beşinci kattaki muhteşem manzaraya oturuyorsunuz. Kapıdan girmeden rezervasyonunuz olup olmadığını soruyorlar. Rezervasyon mecburi. Yemek yiyeceğiniz günden iki gün önce (212) 251 13 71 numarasını tuşlamalısınız. Masa örtüleri bembeyaz, yerler 1930’ları, tavan gelecek çağı anımsatıyor.

Korumaları geçtikten sonra her şey mükemmel. Pencere kenarında, Haliç panoramasını kuşbakışı gören bir masadasınız. Taş fırından yeni çıkmış sıcak ekmek; meşhur balık çorbası; tuzsuz lakerda, patlıcan; zeytinyağlı karides; hardal, sirke, elmayla tatlandırılmış marine levrek; ağzınızda kendiliğinden dağılan hamsi kuşu; kırmızı soğanla gelen ciğer; kalamar. Bunlar sadece başlangıçlar. Az meze, çok laf. İşin özü bu. Yanınızda tepsi bitmediği için “eyvah ya balığa yer kalmazsa?” paniği yaşanmıyor.

gri2

Ana yemekte A mı B mi aşamasına geliyorsunuz. A. Yılların spesiyali olan kağıtta levrek. B. Dil şiş. Elbette masanın beşte dördü kağıtta levrekten yana oy kullanıyor. Kalan bir kişi dil şişte kararlı. Maksat yeni lezzetler denemek. Bu sırada yan masada doğum günü, köprünün etrafında dördüncü havai fişek gösterisi. Teorimiz seyyar havai fişekçi. Kayıkla dolaşıp 5 fişek 70 TL tabelasını taşıyor. Arada bir güzel yenge için yeşilleri fitilliyor.

Yemek bitti, kahve ve tatlıdasınız. Mideniz ne “bana kötü baktın” diye bağırıyor, ne de aç kalmaktan şikayetçi.  Zevkten bir sigara yaktı. Çıtır kabak tatlısını kapıda karşıladı. Beyninizden gelen sinyal: 10. 10. 10. Kişi başı 90 TL, biralar soğuk, rakılar Yeşil Efe. Müzik bölümünü de atlamayalım. Önce daha yeniler. Alpay, Nilüfer, Sezen Aksu. Sonrasında eskiler. Safiye Ayla, Zeki Müren, İnce Saz zamanları. Bilenler şarkılara eşlik ediyor, bilmeyenler anılara dalıyor.

Bir Cuma akşamı çıktık Grifin’den. Keyifli bir keder içinde.

Kategoriler

TAKVİM

October 2017
M T W T F S S
« Jun    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]