Home » pizza » Recent Articles:

Pizza dersem Kort!

June 10, 2010 pizza No Comments

Ben pek İstanbul’un en iyisi, Avrupa yakası prensesi, Nişantaşı gülü gibi talihsiz açıklamalar yapmam. Ama bu sefer söyleyeceklerimin arkasında durucam. Çarşamba. Saat 20:00. Hazer hadi gel bir pizzacı deniyicez dedi. Mırın kırın, of belki, bilmem sanırım ikilemlerinden sonra vardım ben Kort Pizza‘ya. … Continue Reading

Bir gece durağı

January 26, 2010 İLİŞKİ, pizza 3 Comments

Şu klişe kırılsın: İlk buluşmada seviştiğinden sevgili olmaz. Ne olacak o zaman sevişilen insandan? Şirkete sekreter, bakkala çırak, sokağına çöp arabası mı lazımdı? Yoksa cerrah, avukat, mühendis kontenjanlarında mı açık yakalandı?

Soruyu bir kez de tersten soracağım: Sevişemediğimiz insanlara sevgili diyerek aldatmıyor muyuz sonunda ilişkileri? Aynı kitapları okudunuz, benzer okullarda büyüdünüz, en sevdiğiniz yemek iskender. Ya sonrası? Asıl herkesin ortasında seni çekip öpenden, çıplakken yanına kıvrılıp yattığından, kucağına başını koyup, tenini koklayandan olmalı sevgili. Dünya meselelerini kurtaramadınız belki. Ama en yakından o tanıdı seni. … Continue Reading

Burjuvamsı aşklar

December 15, 2009 pizza No Comments

pasta

Pastarito‘da ortaya sebzeli pizza gelince ağzımdan döküldü sakladıklarım. “Biz seninle bir hayatı paylaşamayız. İşte bak bu pizza. Sen kabaklı tarafını alıcaksın, ben patlıcanlı, sevdiğimiz, bildiğimiz, sessizlikler arasına sokuşturduğumuz alışkanlıklar gibi. Ben süper olmuş diyicem, sen peyniri erimemiş. Ben tabasco dökücem, sen tuz. Ben üç dilim yiyicem sen beş. Biliyorum çünkü ne bahanen, ne nedenin, ne yalanın yok. Ve tamam diyorum hepsine. Belki en basitliğinde sevdiğim için seni. Tutkusuz, yarınsız, dünsüz. Belki de bütün bu serseri aşkların üzerinde. Bulutlu, şimşekli, dalgalı. … Continue Reading

Duşa anneniz gelse nasıl olur?

November 25, 2009 cafe, İLİŞKİ, pizza No Comments

toscana

Kodadı Ahsen delirmiş halde beni aradı. “Ben bu adama yemek beğendiremiycam. Canı rosto çekiyor. Yapıyoruz. Tuzu az, eti yağlı, kasabı yanlış. Püre istiyor yanında geliyor. Fazla sütlü, çok şekerli, yarısı margarin olmalıymış. Çoban salatasına hiç girmiyim. Dört yıldır ya limonu olmaz, ya soğanı, ya zeytinyağı hatalı, ya biberi. Neymiş. Annesinin yemeklerine pek alışkınmış, kalbimi kırmak istemezmiş ama ne yapsaymış?” “Gitsin o zaman” dedim. … Continue Reading

Tap diye taptap

November 24, 2009 cafe, pazar, pizza No Comments

taps

Yeni yerler keşfetmek. Pazar günü eğlencem. Nişantaşı-Tünel-Galata üçlüsünün arasından sıyrılıp, tercihen sevdiğim insanlarla, onların işi varsa kendi başıma, başka mahallelere, hayatlara, dükkanlara dadanmak. Pazarın yalnızlığını, kendisiyle paylaşmak.

Cihan’la cumartesi konuştuk. Rumelihisarı’nda Casa Nova ya da Nar Cafe. İkimizin de bilmediği masalarda muhabbet. Saat akşamüzeri. Mesela Beş. Sisli hava dağılmak üzereyken Hisar’a vardım. İki mekan yanyana. Nar’ın önünden geçtik, o anki ruhumuzu sarmadı. Casa Nova çok güzel. İtalyan kasabalarındakilere benzer. … Continue Reading

Arkası Yarın

October 30, 2009 İLİŞKİ, pizza No Comments

upper

Beşiktaş Upper Crust Pizza‘dayız. İncececik hamurlu Boston işi. Benim önümde Margarita, Selen’de Steak & Gorgonzola. Bugünün spesiyali. Yeni takıntım, haftada bir uğrar, arkadaşlarımı getirir oldum. “Eee” diyor Selen “anlatsana.”

“Bakıştık. O garip buhran hali. Saçım güzel mi, makyajım akmış mı dişimde yeşil bişey var mı? İkinci bakışma. Biraz daha ısrarla. Gözleri sola kaçırma, kızların oraya. Üçüncü, dördüncü, onuncudan sonra artık durum belli. Biri o meşhur ilk cümleyi edecek. Duyduklarım arasında (beğeni değerine bağlı olmaksızın) favorilerim: … Continue Reading

Yemeğin Picasso'su

July 17, 2009 pizza, restoran 4 Comments

be2

Alaçatı. pazartesi. İlk izlenimlerim. Üzüntü ve muz kabuğu. Eskiden arabayı park edip de yokuş aşağı, mavi beyaz sokaklara indiğimiz yollarda şimdi sabuncular, gözlükçüler, sekizden daha fazla on altıdan az olmak şartıyla türemiş olan mısırcılar, (tane de var koçan da) marketler, sigara satanlar, bez çantaya 100 TL isteyenler var. Ağzımdan şu laflar çıktı: “Alaçatı Bodrum olmuş”

Yine de ilerledik. Beatrice isimli muhteşem İtalyan lokantası hakkında tüyolar almıştık. Kalabalığı sağladık, Mezzaluna’yı solladık, Kalamata, Gubiba, Lal aralıklarını geçerek Beatrice’nin olduğu dar sokağa girdik. Bizi daha kapılarda makarna şefi ve esas kadın karşıladı. Bahçenin içinde gerçek bir Napoli restoranının andıran masamıza oturduk. Burnuma ilk çiçek sonra ekmek kokusu çarptı.

be1

Beatrice aslen Napolili. Bundan dokuz yıl önce Ankara’daki MezzaLuna’ya şef olarak geliyor. Oradan İzmir’e geçip biraz da Egeliler için inanılmaz pizzalar yapıyor. Sonra tesadüfen Alaçatı’yı keşfedip kasabaya hayran kalıyor. Son üç yıldır burada. Oturduğumuz bahçeyi, yerlerinden duvarlarına, mutfağından komşularına kadar yeniden düzenlemiş. Muhabbet ediyoruz. Alaçatı’nın bu yılki durumu hakkında benimle aynı olan fikirlerini paylaşıyor.

Yemekler masamızı istila ettikçe, ruhumuz da tatmin oluyor, gözlerimiz de.Fırından yeni çıkmış foccacia, yanında zeytin peynir, biber tabağıyla teşrif ediyor ilk önce. Bu zaten jenerik. Menüde aranmayın. Ardından ısmarladığımız ahtapot (ince dilimler halinde kesilmiş ve kömür ateşinde pişmiş) ve carpaccio. Bu ahtapot mideme düştüğünde içinden zevk çığlıkları koptu.

Promodore Pizza bana sorarsanız yemeğin pik ettiği dakika, Onun yanında elbette deniz mahsullü ravioli, ve aklınızı denize atacak onlarca makarna çeşidi var. Fiyatlar da bu yıl Alaçatı’nın üçe katlanmış rakamlarına göre oldukça uygun. Adam bişi, şaraplı fiyatı, üstelik başlangıçta ahtapot yediğimizi unutmayın, 75 TL. Bunun için barlarda bir kokteylin 25-35 arasında değiştiğini, biranın en ucuz mekanda 10 TL olduğunu bildirmek isterim. Kayan yıldızı görünce tek bir dileğimiz var. Beatrice lütfen Türkiye’de kal.

Kategoriler

TAKVİM

August 2017
M T W T F S S
« Jun    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]