5 günde 1000£ nasıl harcanır?

June 3, 2009 ŞEHİR 6 Comments

stella

Ayça haftaya Londra’ya uçuyor. Vizeler, pasaportlar, kıyafetler hazırlandı. Tek sorun cüzdanda duracak kartla, para. Bu seyahatini bahane ederek, bizim için çok önemli olan konuya açıklık getirmek istedik: Londra’da 5 günde 1000 pound harcanır mı? Harcanırsa nasıl harcanır? Hesaplarda oluşacak olası bir hasar sonrasında nasıl toparlanır? Bu harcama dürtüsü adamı vezir mi eder rezil mi? Lafı fazla uzatmadan seçeneklerimizi görelim isterseniz.

Çok kolay yoldan harcanır. Langham Hotel Londra’da dört gecelik rezervasyon yaptırılır, kahvaltı, akşam yemeği falan hesaba katmadan, aç, susuz yaşanır. Mini bar açılmaz, telefonun almacı yerinden kaldırılmaz. Beşinci gün 12:00’de zarftan çıkarılan paralar kontuara bırakılır. Otobüsle havaalanına gidilir.

Pek zevkli yoldan harcanır. 30 Bruton Street’teki http://www.stellamccartney.com dükkanı ziyaret edilir. İlk askıdan mont, yandaki bölmeden çanta, soyunma odasına giderken iç çamaşırları kapılır. İkinci, üçüncü, dördüncü denemelerin ardından, adamın aklını alacak elbise, ona uygun ayakkabı, üç dört de t-shirt seçilerek kasaya ulaşılır. Sonraki günler bavul bile açılmadan yeni kıyafetlerle dolaşılır.

Biraz uğraştırır ama harcanır. Evden topuklu ayakkabılar giyilerek çıkılır. Soho’ya varılır. Birayla başlayan gece hayatı, kokteyl ve shot’larla hızlandırılır. Arkadaşlar varsa onlara da bir iki güzellik yapılır. Sabaha karşı dört civarında yatağa doğru yol alınır. Bu işlem beş gün boyunca tekrarlanır.

Sıkıla sıkıla harcanır. Borough, Spitalfields, Columbia Road Flower Market’e üç beş öğleden sonra feda edilir; Montezuma’s’dan çikolata, James Smith & Son’dan şemsiye, Blade Rubber Stamps’dan damga alınır. Bencillik yapılmaz, arkadaşlara da hediye bakılır.

Boşu boşuna harcanır. Uçağa binmeden sevgilinin kredi kartı alınır. Beş gün boyunca odada bırakılır. Dönüş yoluna az kala, en yakın elektronik dükkanına gidilir. Bir playstation, yanına da üç dört oyun seçilir. Bavulun en üstüne, “sevgilim senin için neler yaptım” konumunda yerleştirilir.

Birinci sınıf elektro-dergi

June 3, 2009 ŞEHİR No Comments

prim

Kahve. Buzlu, şekerli. Esintinin olmadığı günün tarzına uygun. Telefon. Açık, mesajlı. İşten ayrılan insanlardan gelen yardım istekleri. Araya sıkışan üç beş Turkcell spam’i. Televizyon. NTV’de haber saati. Kayıp uçak, düşüşe geçen dolar, Başbakan Erdoğan yine bunu dedi RSS’leri. Bilgisayar. Msn’li, siteli. Yıllar öncesinden kendime maillenmiş “Kadınların ezilmeleri bebeklik çağlarından itibaren okudukları masallarda başlar. Külkedisinden iyi bir ev kadını olmayı, kırmızı başlıklı kızdan adamlara güvenmeyi, uyuyan güzelden asırlar boyunca beklemeyi, Rapunzel’den ahenkle dans eden saçlara sahip olmanın inceliklerini, Hansel ve Gratel’den evini terk ederse başına gelebilecekleri, Pamuk Prenses’ten iyi bir anne ve mükemmel eş olmanın püf noktalarını, Polyanna’dan dövülseler de bunun bir nedeni olduğunu, Sindrella’dan ayağını yorganına göre uzatmayı öğrenen kız çocuğu ileride iyi bir ev kadını olmak için gereken bütün vasıflara sahiptir.” yazıları. Bugün hafif bir hüzün dalgasına kapılmış sallanmakta. Saldım gitti.

Bir şey yapmalı. Sigara, alkol, seks, rock’n roll’dan sonra, neşemi yerine getirecek beşinci seçenek: Çin yemeği siparişi. Tavuklu ve acılı tarafından. Reklam alıyorum: Yemeksepeti’ne teşekkürler. Çin Büfe’yi evime getirdi. Guruldayan karnıma bir saate randevu verip http://www.primmagazine.com/ dergisinde kendimi kaybetme zamanı. Yeni sayısı şu anda trafiğe kapalı ama eskiler zaten yapacağını yaptı.

O sayfadan bu sayfaya tam kırk beş dakika. Zil çalınca hopluyorum. Para- torba takasından sonra yepyeni bir macera. İnanmayacaksınız ama noodle o filmlerde gördüğümüz derin, küp kapta. Sonunda!

Çantaya talip olsana

June 3, 2009 webportal No Comments

monday1

Marc Jacobs, Tom Ford, Miu Miu, Prada, Chanel, Vivienne Westwood, Alexander McQueen koleksiyonlarına bakmaktan göz numaram ilerledi. Yakından, uzaktan, sağdan, soldan, kışlık, yazlık bütün kontrolleri yaptım. Kesimler, renkler muhteşem. Parasızlığın gözü kör olsun.

Outletlerde geçen sezonun mallarını kelepir fiyata bulmak için uğraşıyorum. Eğer %80 indirim oranını yakalamışsam beden yok, %60 sınırı da cüzdanı kurtarmıyor. Bu yüzden büyük hayallerin peşinde çıplak kalmak yerine, küçük projelerle hayatıma devam edeceğim. http://www.idontlikemondays.us evinde tasarım yapan gençlerle, piyasada yeni namı duyulan profesyonellerin son durağı. Dünyanın en ünlü tasarımcılarına taş çıkaracak yetenekler, bu siteden online satış yapıyor. Kısa gezintiden sonra favorilerim Ground-Zero, Savant, Cheap Monday ve Something Else.

Tek sorun sitenin, Türkiye’nin gönderim yapılan ülkeler kapsamına alınmamış olması. Amerika’daki arkadaşlarımıza İstanbul gece hayatında birkaç tur borçluyuz.


Meydanda son moda

June 3, 2009 ŞEHİR No Comments

ozgur

Çiçekler açıp, güneş sürekli tepemizde dikildiğinde ya da okullar tatil olup millet Ege sahillerine kaçtığında değil. Yazın gelişi Galata Moda Haftası’ndan belli olur. Olay bugün başlıyor, haftasonuna kadar devam ediyor. Minicik meydanda festival ruhu yaratılmış durumda. Üstelik yemeğe içmeye değil, dolaba katkı payı olandan. Lüfen yorulma zamanlarınızı kahvede elma çayı ısmarlayarak değerlendirin.

Az önce elimde portakal suyu, almaya niyetim olmasa da, ortalığa bir göz attım. Kendisi liseden arkadaşım olur Zeynep Tosun, daha geçenlerde televizyonda gördüm Simay Bülbül, yeni koleksiyonu pek beğendim http://www.ozgurmasur.com/, beyaz modasına uyulmuş Özlem Süer, moda teşkilatının kurucusu Bahar Korçan. Herkesler burada, alışveriş delilerinin ziyaretlerini beklemekte. Elbise fiyatları 25-2500 arasında homojenlik gösteriyor.

Haftasonu kuyruklar, manyaklar, pazarlıklar var. İsterseniz bugünden bakışmalara başlayın.

İki lokmada orgazm

June 3, 2009 restoran No Comments

bulli

Dün Şef’e gittik. Bir dakika çabuk bir giriş oldu. Onu tanımayan bekar kızlar için durumu baştan anlatıyorum. Akşam 8’de bir taksiye atladık. Beyefendiye “Ulus 29 lütfen,” dedik, sözümüzü ikiletmedi. Trafiksiz, kavgasız, küfürsüz, arabesksiz Ulus’a vardık. Kapıda tezahüratlar ve Şef’in yepyeni BMW’siyle karşılandık. Neyse o konuya sonra geleceğim. Sekiz otuzda bir bloddy marry ve muhteşem boğaz manzarasının ardından Şef’in bize hazırladığı yemekleri tatmaya hazırdık.

Sunum, lezzet, masa, şampanya 10’da 1000. Ayıptır söylemesi menümüz buzların içinde gelen ıstakozla açıldı. Onu gizli tarif içeren midyeler, çeşitli balıklar ve ana yemek öncesinde ağızda kalan tatları alması için getirilen erikli sorbe izledi. Gece iki yemek arasında Şef’e de yazdığım gibi, kendisi bir dahi. Bana sorarsanız tek rakibi http://www.elbulli.com/

11’de gelen son masanın memnun kalması, Şef’in günlük elbiselerini giymesi, ağzımda eriyen vanilyalı buzların beni sekiz köşe yapması da tamamlanınca kaskımı kafama, bacağımı motora takıp kuruldum Şef’in arkasına. İstikamet Corridor, saat 12:35. İki bira bir Bloddy Mary 43 TL, mini etekle motor arkasında takılmak, paha biçilmez.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]