Kız tavlama dersleri

June 14, 2009 ŞEHİR 2 Comments

chris

Ben erkekte kısa şort sevmem, slip mayo sevmem, zincir, künye, sarı altın, Hawaii gömleği, parlatıcı, göz kalemi, boya saç sevmem. Jamiroquai model bere, Hugh Grant tipinden kaşkol, Diesel kot, kol düğmesi, ince kravat, turuncu t-shirt, siyah gömlek giyerse tavlanırım. Beyaz Adidas, dar ceket, çanta taşıyorsa, resmini çekip kızlara yollarım. Bunlar benim isteklerim. Kimisi bağrı açık, taşlanmış kotlu, kösele ayakkabılı adam diye tutturacaktır. O şahıslardan ekranlarını hemen karartmalarını rica ediyorum.

Kimsenin gardrobuna karışmam. Her dırdırcı kız gibi sorulmadan fikrimi belirtirim, dinlememek sana kalmış. Ben ipuçlarını veriyorum: İlk aşamada Kappa’dan alınma bütün eşofmanları çöpe atın, hani şu lise dönemlerinden kalma olanları. Nike t-shirt’lere önlerden yer açın. Sonra belki çeşit için Paul Shark ve Fred Perry’ye bakar, İtalyan-İngiliz melezi takımlar yaratırsınız. Bir sonraki basamak G-Star. Ay başını bekleyin, anneniz dışında bir kadını alıp, dükkana gidin. Karar vermeden en az beş kot deneyin. Üstünüzde en iyi oturan modeli seçin. Son aşama. Çanta. İşin en zor kısmı, takımın en önemli oyuncusu. Ne yapmalı?

İçine laptop, gözlük, cüzdan, anahtar almalı, hatta gerekirse takınmak  için hırkaya da yer kalmalı. Şık olmalı, gece gündüz kullanıma uygun olmalı. Havasından yanında durulmamalı. Hatta öyle olmalı ki kızlar taşımak için sıraya dizilmeli.  http://www.christibor.com/ akıl almaz modelleriyle bu aşamada aramıza katılıyor. Vitrinine bakan herkesi tutkal gibi çekiyor. Bütün bu ipuçlarına rağmen Puma ayakkabılar giymeye kararlıysanız o da artık sizin yalnızlığınız.

Erkek adam gömlek giyer

June 14, 2009 ŞEHİR No Comments

comme

Yazılarımı neden azalttığını merak edenler olabilir. Ya da tam tersine nihayet bize biraz nefes aldırıyor diyenler. Ben yine de bu konuyu da bir neden-sonuç ilişkisine bağlamak niyetindeyim.

Dün bir mail aldım. Kişilik hakları gereğince adını açıklamıyorum. Yazdıkları muazzam. Blog’un eksikleri, fazlaları, dertleri tasaları hakkında. Hepsine tek tek el atacağım. Teknik sorunlarından başladık. Tam o sırada bir mesaj daha, hafif esprili bir tonda. Tolga’dan gelmiş aynen kopyalıyorum:”Bugün yazma hızına yetiştim. Noldu sokakta mısın?” Durum anlaşıldı. Çok fazla yazıyorum. Peçeteli kız, ağlak sevgili, beni neden aramadın kız arkadaş modeli. Felaket. Bu yüzden biraz araya soğukluk koydum, post aralıklarını artırdım. Sanmayın bıktım sıkıldım.

Bugün kararımdan emin, en fazla üç post sınırı koymuştum ki, inbox’umda bir mail daha. Biraz daha erkeklere yönelik yazmamı önermiş, bir de takip ettiği siteyi eklemiş. Domain cevher. Sizinle hepsini paylaşmak niyetinde değilim. Her gün birer birer, tükenene kadar gider. Gösterip de vermeyen hatun modeline bağladım. Buyrun ilk manzaranız http://www.commedesgarcons.com

Bruch üstü Beymen indirimi

June 14, 2009 ŞEHİR No Comments

mir

Sabah büyük heyecanla Nişantaşı Beymen’e gittim. %35 indirim, hem de pazar günü açık olma şansını kaçırır mıyım? Gözüm bir süredir http://www.christopherdeane.com‘un beyaz elbiselerinden birinde. Belki ucuzlukta dolabıma katarım diye düşünmüştüm. Beymen kapalı. Blender açık. Peki tamam o da olur, bari ayakkabılara bakayım.

İnanılmaz güzel Marc Jacobs’lar var, beyaz üstü çiçekli. 715 TL. İndirimsiz hali. Bir de Marc by Marc Jacobs tasarımı plastik olanları beğendim 225 TL, oluyor bana 145’e. Her zamanki gibi istediğim rengin numarası yok, 37 olan da siyah. Naylon çantalarla, bisiklet kasklarının önünde oyalandıktan sonra, ellerim bomboş dükkanı terkettim.

Bildiğiniz gibi pazarları Nişantaşı ölü. House Cafe,  4 torba alışverişe 240 TL verdiğimiz Makro, Flower ayakkabı ve dondurmacı. Yolda geçerken kapılarını bize açan dükkanlar bu şekilde. Bir de Mim Kemal Öke’nin köşesinde reklam çekimini bekleyen gençlerle, Rumeli’de ÖSS sınavının endişesini yaşayan veliler var. Dört saatte geleceğini belirlemeye çalışan çocuklarını çekiştirmekteler. Leyla Hanım’ın kızı doktor, Enver beyin oğlu diplomat. Dilekleri bu şekilde.

Yarasa kalkışa geçti

June 14, 2009 ŞEHİR No Comments

hm1

“Madem Berlindesin, H&M’den bana tek omuzlu mayo alsana.” “New York’a mı gittin? H&M’e uğrayıp mavi elbisenin başka rengini sorsana.” “Nerdesin Londra mı? H&M’den cüzdan istiyorum. Geçenlerde Lale’de gördüm çok beğendim.”

İşte durum bu. Yurdışı seyahatelerimizin gerçek nedeni. Sokaklarda insanlara falan baktığımızı sanmayın. Aslında en yakındaki http://www.hm.com/ ‘in peşinde koşmaktayız. Olur ya geri kalan dört günde karşımıza çıkmazsa, alışverişlerimizi yapıp, hediyeleri alalım, İstanbul’a  dönünce kimseye mahçup olmayalım. Ama hepimiz haklıyız, ister ünlü tasarımcılara özel koleksiyon çizdirsinler, ister okuldan mezun olanlarla sezon modasını belirlesinler. Bize fark etmez. 80 Euro’dan fazla olmasın, H&M çuval diksin, alırız.

Ama yaz bitmek üzere. Fabrikalar baharda gece gündüz çalıştı, kış koleksiyonları makinelerden çıktı.Tatil planlarını şimdiden yapın, uçaklarda yer ayırtın diye Ağustos ayında satışa sunulacak sonbahar-kış koleksiyonunun ilk parçalarını açıklıyoruz. Her zamanki gibi biraz pespaye. Gotik dönem siyahlar, gezici panayır alanı, sarayın soytarısı, punk konseri öncesi bu koleksiyonun anahtar kelimeleri. Şahsen bizim favorimiz belden dökülen etekler ve dantel hırkalar. Uyarıyoruz tozluklar yeniden devreye giriyor. Önlemlerinizi almaya başlayın.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]