Diyeceğin varsa duvara konuş

June 15, 2009 graffiti No Comments

la1

Geç kaldım. Kabul ediyorum. Cuma günü gördüm, cumartesi bekledim, pazar durdum, bugün yazıyorum. Ama nedenim var. Fotoğraflar yüklenmekteydi. Ne de olsa sadece sözcükleri kullanarak olayın büyüsünü açığa çıkaramazdım. Hem, 15 Temmuz’a kadar devam edecek etkinliği iki gün sonra yazmışım ne fark eder? Açılışa gelecektiniz kaçırdınız. Kapanışa kadar beklerler. Ne kadar çok bahane gösterdim. Susuyorum, başlıyorum.

Olay Banker Han, Galata’da  geçiyor. İşin şekli Graffiti. İsmi Morphosis. Katılımcılar arasında Bomba Fonda, Fly propaganda, das metal gibi graffiti aleminin çok önemli isimleri var. Bir süre önce, kendisi de arkadaşım olur, Akçalı boya sponsorluğunda Banker Han’a girmişler, bütün katları, duvarları, camları boyamışlar. Elbette hepsinin bir diyeceği, bir derdi, çözümü olmayan soruları  var. Kimisi eski reklamcı, bazısı yabancı. Sonuç: şaşırtıcı, sürükleyici, yenilikçi. Bellevue’de boyanan binalar gibi.

Altı yedi kişi gidip bütün katları beraber dolaştık. Benim beğendiğimi, o beğenmedi, onunki bana cüretkar geldi. Resim çektik, notlar aldık, elimizde biralar 2 saat dolandık. Ben kendi listemi yayınlıyorum, isteyenler eklemelerini yapabilirler. Binanın giriş duvarına yapışmış Deniz Seki ve Bayhan afişleri. Elbette her tarafa kondurulmuş sinekler, birinci katın penceresindeki kız, duvarda  yatan adam, Billie Holliday (ben kırmızı, bonus kafalı kadının o olduğuna karar verdim) yerde ölmüş Selocanlar, sansürlendiği için sizin göremeyeceğiniz “Çocuk Porosu Yetmedi mi?” çalışmasının ikinci karesi, en üst katta karşınızdaki odada olan her şey, Pipii Uzunçorap, ve ne yazık ki bu kısmını kaçırdınız, 11 yaşında kendi yazdığı sözlerle sahne alan Şamil.

Eğer gidece vaktiniz yoksa ufak bir tur için http://unplugged.ersoyalap.com/, vakitten bol şeyiniz yoksa Avusturya Lisesi’ni geçip de merdivenlere gelince soldaki sokağa dönün. Girmeden su, şeker, çikolata gibi ihtiyaçlarınızı almayı unutmayın.

Elektomanyetik podyum geçişi

June 15, 2009 e-dergi No Comments

picture-16

Hastayım. Dünden beri başım dönüyor, halim yok, iştahım da gitti diye söylenip durdum. Bu sabah bol hapşuruk, 38 derece ateş, etrafımdakileri deli eden”bana bir bardak su verir misin?” istekleriyle kanepeyi işgal etmiş bulunuyorum. Saat daha 10:36. Sıkıntıdan deliricem. Biliyorum yazıları azaltacağım diye söz vermiştim ama bugünlük beni affedin. İlacım asprin, supradyn falan değil, ben internetimle iyileşeceğim.

Dün yeni bir kaynak keşfettim. Bu seferki insan değil, bir site. İsmini saklı tutuyorum. Herkes girince bana yazacak bir şey kalmaz diye. Olayı moda. Modacılardan, markalara, şehirlerden, tarzlara kadar herşeyi kategorize etmiş. Ben özellikle elektronik dergileriyle ilgileniyorum. 100’e yakın isim vermiş. Üşenmedim tabii ki hepsine baktım, beğendiklerimi bookmark’a aldım, beğenmediklerimi gördüğümü unuttum. Sonra da on altı kere bölünen uykuma daldım.

Sabah az önce tanımlamış olduğum gibi geçti. Şimdi bunu mutlaka yaz diye not aldığım http://www.bonmagazine.com/ ‘e yeniden bakıyorum. Muhteşem. Özellikle videolar bölümündeki podyum şovlarına bayıldım. Sonia Rykiel ve Rick Owens tavsiyelerim. Derginin kendisine bakmak için magazine başlığına tıklamanızı öneririm.

Koro halinde söylüyoruz: "Aşkım affet beni"

June 15, 2009 ŞEHİR 2 Comments

leshommesfashion

Bütün kadınlar adına konuşuyorum. Takım elbise. Erkeklerin üzerimizdeki en güçlü silahı. İsterseniz dolapta bir tane dursun, ama kalitelisinden olsun. Düğünlerde pembe, önemli toplantıya giderken mavi, dördüncü yılımızı kutlama yemeğinde gri. Gömlek seçimlerimiz bunlar. Tabii bu sırada takımın siyah ya da füme olduğunu hayal ediyoruz. Kravat konusunda da sizi özgür bırakıyoruz.

Diyelim ki evde kavga çıktı. Nedeni adamın geç gelmesi, toplantılar sırasında, sonrasında ve gece ona kadar telefonunu açmaması, sonra da elinde bir çiçekle kapıda belirmesi olsun. Mesela kadın bunu kesinlikle beni aldatıyor diye yorumlasın, adam da arkadaşlarıyla izlediği maçı örtbas etmeye çalışsın. Kadın bağırsın, adam özür dilesin. En sonunda aldatan adam konumunda kalmak yerine yalan söyleyen olmayı göze alarak gerçekleri anlatsın. Kadın hem ağlasın, hem sevinsin. Adam şaşkınlıkla ne yapacağını düşünsün. Problem bu. Önemli olan çözüme doğru yoldan ulaşmak.

Sizi zorlamayalım, cevap anahtarını açalım. İki dakika içinde http://www.leshommesfashion.com/ takımının içine çizgili gömleği geçiren adam, sevgilisi için de sırt dekolteli elbiseyi seçerek onu şaşırtacak, giyeceği ayakkabılar konusundaysa esnek davranacaktır. Yarım saatte yapılan makyajı beklemekle kalmayıp, kadına ne kadar güzel olduğunu söyledikten sonra NuPera, Angelique, Sortie türevi bir yerde iki margarita içmek üzere taksi çağıracaktır. Bu noktada takım elbise, sarhoşken kullanılmayan araba ve muhteşem sevgili konumundan bütün puanları toplayan adam, kesinlikle affedilmiştir.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

Sorry, we're having trouble loading this Tumblr.

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]