Tasarım beni de baştan yarat

June 18, 2009 ŞEHİR, TASARIM No Comments

ismail

Ayça öğleden sonra aradı. “Akşam Adressİstanbul’da Design Week açılışı var. Hakan’ı kap gel.” “Tamam” dedim. Çok da gidip gitmeyeceğimi bilmeden. 17:30, 17:45, 18:00’de üç kez poppmuzu kaldırma çalışmasından sonra 18:10’da taksiye el ettik. “15 dakika”  dedi Hakan, “sıkıcıysa döneriz”. Şişli’den Pangaltı’ya, Kurtuluş’tan aşağı. 18:20. Mekana vardık.

Kalem, kağıt, iPhone hazır. Etrafta turlamaya başladım. Hiç lafı uzatmadan blog açıklamasını yapıyorum. Açılış, beyaz şarap, içkiler şahane. Yıllardır Habitat için gittiğimiz alan, meğer tasarım günlerinin açılışını beklermiş. Kitchenette kocaman masalarına peynir ve sebzeler dizmiş, Cartelı catering’i Elma’dan yapmış. Karnı doyup, laklağı seven biz de koridorlarda gezinmeye başlamış.

http://www.erul.org/. Neondan muhteşem İstanbul siluetleri, tavandan asılan lambalar. Yorulunca dinlenmeniz için tek parmakla kalkan sandalye de yanında. Şahsen ben “Think pink” sloganına bayıldım. Yeşim bize “ne zamandır aklımızda olan fikirler vardı, açılış için denemek istedik” dedi. Dedikosunu yaptık. Fikir de zikir de şahane.

http://ismailoklugil.com/. “Merhaba ben İsmail, kartımı buyrun”. Aman tanrım o ne kart. İki tane al, çerçevelet. Sanat eseri kontenjanından galeriye sat. En dipteki dükkanında ışıklar, ortalarda bir yerde enstalasyon askılar. Adamın tüm yaptıklarının hikayeleri var. Masanın üzerinde neden lokum var diye sorun. Çekinmeyin. Anlatsınlar.

http://www.materialconnexion.com/. Hayallerimi yumruklamakta. O sırada Ayça kaybolan bardakların peşinde, Hakan gördüğü yirmi yedinci tanıdıkla gülmekte. Fırsattan istifade panolar arasında dolaşma sürem beş dakika. Beş evimin beş odası olsa yirmibeş ayrı parça alırım. 4500 tane arasından nasıl seçeceğim konusunda neyse ki bil bilen var.

Arada bir mola, beyaz şarap tazeleme. Sonra atlanan detaylar için ikinci tur gezinme. Derin Özsesen kağıdı enfes kartpostallar yapmış, web sitesi kurulum aşamasında olduğundan hikayenin gerisine ulaşamadım. Lütfen beni arar mısın koleksiyonun hepsini görmek niyetindeyim. Tanju Özelgin kontuğuna bayıldım. Hırsızlıktan hapis yatıp evime götürmek dert değil. Adnan Serbest iskemleleri için salonda yer açtım. Yarın asansörden çıksa, başka ne isterim?

İkinci bir mola. Biraz su, iki sigara. Esas olaydan önce nefeslenip, ter atma. Esas olay: Elif Karadayı. Tim Burton filmlerinden hallice, Pamuk Prensesten iki durak önce. Hediye çekim olsa yarısını harcarım.

Mafyatik ayaklar

June 18, 2009 ŞEHİR No Comments

nina1

Ayakkabı arayışında belki de 32 çift ayakkabı eskittim. Üstelik pek çoğu yeni alınmış sayılırdı. Hadi tamam şöyle diyim, bir önceki sezonun ucuzluğundan alınmış, ilerideki günler için saklanmıştı. Ayağıma mavileri geçirdim, kırmızının peşine düştüm, sandaletler için topukluları harcadım. Beyaz atlı prensin getireceği o camdan teki bir türlü bulamadım. Cumartesi günü, büyük ihtimalle kuşlar kulağıma o sihirli sözcükleri fısıldadı: Nina Hjorth.

Hemen bilgisayarın başına geçip sitesine tıkladım. 2010’da Pamuk Prenses olmak için gerekli verileri topladım. http://ninahjorth.com. Ayakkabı aleminde takındığı yenilikçi tavırla adından söz edilmeye başlanan kadın. 2005’te London College of Fashion’dan mezun olduktan sonra Alexander McQueen’in yanında staj yaptı. Patronları onu yaratıcı, hafif deli ve kesinlikle kararlı olarak tanımladı. 2008’de Royal College of Art’ta kadın ayakkabıları üzerine eğitiminin ikinci ayağını tamamladı. Aynı zamanda Nicholas Kirkwood için çalıştı. Yaptıkları eleştirmenlerden yıldızlı notlar aldı.Hjorth, bugünlerde Kurt Geiger ekibinde tasarımlarına devam ediyor.

Bir silah namlusunu andıran ayakkabıları, her an patlamaya hazır topuklarıyla özellikle avant-garde gözlerin ilgisini çekiyor. Her gün Arnavut kaldırımlarında dolaşmanıza izin vermez ama arada bir katılacağınız davetlerde bakışları ayaklarınıza çekeceği garanti. Koleksiyonunuza katmak isterseniz info@ninahjorth.comadresine mail göndermelisiniz. Sonradan 10.000 dolarlara almak yerine şimdiden Fedex’e başvurmaya ne dersiniz?

Çarşamba'nın notu 11 numara

June 18, 2009 bar No Comments

iksv

Adını, yerini ve sahiplerini açıklayamam. Eylül’e kadar söz verdim. Ama çeşitli ipuçlarından yararlanarak bulmacayı çözerseniz zaten çarşamba ve cumartesileri açık olan mekana gitmeyi haketmişsiniz.

İpucu no 1. Asansöre binince 3. katta, asansörden inince hemen solda. Çat kapı teşrif edilmiyor. Zile basılıyor. İçeride sekiz kişilik masa, barın etrafında üç tabure, içkilerin hangi yıl, kim tarafından bulunduğunu anlatan menü. İpucu no 2. Alex size kokteyller hakkında ders veriyor, mojitonun aslen ne esmer ne beyaz şekerle değil, ikisinin arasında bir türle yapıldığını anlatıyor. Keyfiniz yerinde, müzikler de lounge modunda. Koridordan ilerleyip içeri girdiğinizde tüllerin üzerinde oynayan sinema, Kuba filmlerinin, Havana sahnelerini andırmakta. İpucu no 3. Kaan zeytinli makarna hazırlarken, kapı yeniden çalmakta. Bir iki misafir daha, Londra’da özel bir davetin konukları arasında olduğunuz hissi, banyodaki havluları görünce ikiyle çarpılmakta. Bütün bu atmosferde tek eksik dün gece evde unutulan Leica. İpucu no 4: Saat ona doğru herkese teşekkür edip mekandan ayrıldığınızda Otto’da oturan arkadaşlarla, Urban’ı seçenler arasında bir tercih yapmak zorunluluğu doğmakta.

Urbandayım. Biraz yürüyüp daha dün gördüğüm insanlar yerine, “iki haftadır görüşemedik”leri görme kararı aldım. 15 TL’ye mojitomu ısmarladım. Muhabbete başladım. Hava, trafik, blog dertleri. http://www.iksv.org/, müzik, Fransa haberleri. 2010, bütçe, One Love neşesi. Polonya, gemi, dünya gezmeleri. Röyksopp, Leonard Cohen, festival heyecanı.Bir giden, bir geleni saymazsak üç kişiyiz.

1:24’te hesap gelip, masadan kalktığımızda hafif meşrep bir gece önümüzde uzandı. Yol da bizi işe bak Otto’ya çıkardı. Barmen’den tekila shot, domates suyu istedik. Durumu anlamadı, bir daha söyledik. New York’ta bugünlerin popüler içeceği. Domates suyunun içine birkaç damla tekila, limonlar aşağı, bardaklar havaya. Bir iki dans hamlesi, üç dört tanıdık sima.

02:44. Kurt Cobain cover’ları çalarken, ortamı 12 adam bastı. “Ah” dedim, içimden. “Fraternity olaya dahil oldu.” Hesap, çanta, veda rutinlerinden sonra dışarıdaki havayı solumak iyi geldi. Çarşamba gecesi kalabalıktan uzak, taksiye Teşvikiye dediğim anda bitti.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]