One Love'da olan One Love'da kalır

June 21, 2009 müzik, ŞEHİR No Comments

epol4

Gitti bir kaldı üç daha. Yarın Röyksopp’un rehberi olarak havaalanında yerimi alıyorum. U2, Radiohead, Franz Ferdinand için tarih bekliyorum. Adımı dokuz yıl önceden listeye yazdırdım. Yerimi kapan olursa fena halde kızarım.

http://www.efespilsenonelove.com/. İlkokula başladı. Çocukluğun yaramazlığını üzerinden attı. Biraları soğuk, kapıları geniş tutmayı öğrendi. Backstage her zamanki gibi renkli, sahne önünde kızlar oğlanlar pek bir hareketli. Zaten biliyorsunuz müzik bahane soldaki sarışın şahane. Gündüz çimlerde uyundu, akşam içki içildi. Yandaki grupla kaynaşıp karton bardak tokuşturuldu. İşte size bu yılın festival ruhu.

Biletler, şapkalar, güneş kremleri çantaya, tırnak makası, su şişesi, dürüm dönerler dışarı. Santral İstanbul One Love müzik manyaklarının istilasına hazır. Artık ezberlemişsinizdir ama ben görev icabı programı açıkliyim. Anasahnede Ayça Şen üstü Bora Uzer, M83, Tricky , Klaxons var. Aman ortası çok kalabalık diyenler için de Otto’da Tape, Dearhead, Zi Punt, Tamirhane’de Zero 7 sahne almakta. Gözünüzü, kulağınızı, ruhunuzu iyi açın.

Röyksopp danışmadan bekleniyorsunuz

June 21, 2009 ŞEHİR No Comments

picture-22

Nişantaşı boş. Den Cafe boş. Cihangir, Smryna, White Mill, Kahvedan. Boş. Boş. Boş. İstanbul’da yine inlerle cinler yakan top oynamakta. Can tutmayı başaranlarsa çoktan Alaçatı’da.

Önce bunu Çeşme bir iki uçağının cuma akşamından kalkmış olmasına bağladık, yarım saat sonra gerçeklere uyandık. AKM’nin önünde Santralİstanbul minübüsünü bekleyen kuyrukları görünce. Biz henüz teşrif edemedik ama bugün herkes festivalde. Muhtemelen şimdi ilk biralar alındı, çimlik alandaki yerler kapıldı, akşamki line-up için şerefeler kalktı. Wii Fit, langırt, Juggling Zone, Senin sahnen bölümleri hareketlenmeye başladı. Tabii bunlar duyduklarım. Henüz gözümle olanları görmedim.

Benim günüm dokuzda başladı. Telefonun saatiyle. Duş, diş, yüz ritüellerinden sonra Röyksopp için çeşitli protokoller yaşandı. On iki kişi hangi otelde kaldıklarını, beş kız uçağın kaçta indiğini, üç akıllı davetiye meselelerini, bir kişi de henüz İstanbul’da bulunmayan yeni albümlerini sordu. İyi bir rehberden bekleneceği üzere suskunluğumu korudum. Baş sallama tekniğini kesinlikle reddettim. Onun yerine akşam serin olacak konser alanında giymek üzere hırka bulmak için http://www.zara.com/‘ ‘ya girdim. TRF bölümünde örme elbiseler, koyu sarı t-shirt’ler; abiye tarafında kemerden bağlı straples elbiseler… Bilgi vermek için yazıyorum. Kesinlikle alışveriş yapmadım. Ortalama fiyatlar 50-100 aralığında.

Geçmişe bir şans daha, Galata'da

June 21, 2009 dükkan No Comments

second

Galataya geldim. Trafik, sıcak, taksiye 10 TL vermek gibi engelleri aştıktan sonra. Üç gündür sokağa adım atmadığım için tabii ki kalabalık ve güneşe olan bağımlılığımdan kurtulmuştum. Yeninden içlerine girmek hafif bir bunaltı etkisi yarattı. Geçici. Korkulacak bir şey yok.

Taksiden indiğim anda bir ananas dilimi kaptım. Eskiden dönerci, şimdi meyveci, buzlu karpuz sucu, arada bir tostçu olan yerden. Hemen yanındaki minik balık lokantasını turistler kuşatmış, sarıkanatları masaya donatmış. Canım çekti ama içgüdülerime direndim. Tek bir hedefim var: Petek Büfe’den çift kaşarlı. Yanına da belki buzlu ayran. Gecikmedim, paketi kaptım. O sırada gözüm dürümde kaldı. Üç gündür çubuk kraker ve portakal suyuyla beslenmemin sonucu.

Eve doğru hızlı adımlar atarken başıma şunlar geldi: Bir adam Türkiye İş Bankası’nı emekli amcaya Türkiye Bankası olarak tarif etti. Emekli amca, adamı düzeltti. Çikolatasıyla ünlü Bunny Bakery smoothies üretimine başlamış. İçeri girip çeşitleri sordum. “Aklınıza ne eserse” dedi. Sarı kedi bütün pist’lerime rağmen yanıma gelmedi, ona sütlacından veren çocukla ilgilendi. Tabelacı kapandıktan sonra tadilata başlanan dükkanın kapısına http://www.secondchanceist.com/ amblemi çakılmış. Vitrinden baktım Ahu Yağtuğ telefonda konuşmaktaydı. Galata Marais, ya da Soho gibi bir mahalleye dönüştü. Yakında Madonna’yı dükkanlardan birinde kahve içerken göreceğiz. Sokak çocukları yanına gidip “boyiyim mi abla” dediği anda.

Do you have a +1?

June 21, 2009 ŞEHİR No Comments

1

Thursday night. Urban. The coffeeshop @ Galatasaray backstreets. Can Öz & Max Popp. Half of plusoneistanbul. 2 plates of penne, beer, margarita, pizza and smoke. Let the interview begin.

Who is the team?
Can Öz. Can Publication House GM. Maxx Popp, Der Spiegel reporter. James Halliday, Monocle representator. Zeynep Tünay. 7 year Oxygen Radio DJ.

How did they meet?
Max meets Can while playing soccer. James meets Max at Diyarbakır. Zeynep is an oldest and dearest friend of Can. After couple of drunk night talking, Max’s Leman Kültür parties, James’s San Fransisco experiences, sometimes in the middle of september they decide to throw a party at Hayal Bistro. Something casual, between friends.

2 11-12-48What happened at the party?
They were expecting 500 people, but got about 1000. Baran yağmurlu made +1 cocktails were gone before 11. DJ John Daly couldn’t find another song to play when crowd was screaming again. At 4 o’clock when lights were turned on, everyone wanted the party to go on.

What are the future plans?
Every Thursday (the new friday) party goes on at Hayal Bistro (for now). Good music, half price at drinks, flirty mood on, 18-78 party people dancing on the floor.

What did we like?
Max Popp, reporter for Der Spiegel, who settled down in İstanbul after long trips at the south of Turkey. (It’s about time to mention he is 23)
Can Öz, GM for Can Publication House, son of Erdal Öz and he is quite modest. Between meetings, books, soccer and sleep, he still finds time to organize nights.
James Halliday, reporter originally, DJ professionally.
plusoneistanbul’s energy.

22 October 2009. 22:30. Hayal Bistro. Come early. Drink, have fun, dance. If you can’t make it this time let me know and I will inform you about the next one.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

Sorry, we're having trouble loading this Tumblr.

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]