Mor seni bozmaz

June 24, 2009 alışveriş No Comments

picture-24

Yedide Den Cafe’ye oturduk. İn, cin, Zeynep, ben. Çilekli frozen margarita, şampanyalı mojito, Cezar Salata, falafel. Menümüz bu. Üstüne bir tabak da karpuz istedik. Sıcağı bastırsın diye. Düğün dedikodusu yaptık, Montreal tarafına kaydık. Dokuz buçukta yorgunluk ve ev hayalleriyle yerimizden kalktık. Hesap 85 TL.

Çarşamba günü izlenimim: Nişantaşı’na Haziran’da sayfiye havası yerleşti. Dokuz buçukta somonunu bitirmiş beyaz yakalılar çekiliyor, sandaletleriyle gezen mahalle halkı sokaklara dökülüyor. Dondurmalar, çekirdekler, gazete kağıdına sarılı biralar. Rumeli-Hüsrev Gerede taraflarında görünüm bu.

Yapı Kredi’nin önündeki arabadan kiraz aldım, yanındaki Tekel’den Djarum. O sırada mekanın müdavimlerinden Ahmet Bey dükkana daldı, kontuarın arkasındaki oğlana Jack Daniel’s’larını sordu. İki şişe hazır arkada beklemede. Hadi yine Ahmet Bey’in gecesi kurtuldu, arkadaşlara rezil olmadı. Altı liramı verip tıngır mıngır yokuşan indim, iki tonton teyzeye gülümsedim. 22:13’te elimde torbalar asansöre bindim.

Şimdi sıcaktan korunmak için bütün pencereleri açmış ceryanın içinde oturmaktayken, bir tane daha buldum. Saçımda beyaz tel, evde karınca değil. İnternette bir site, hem de havalısından. Bak, gez, beğen, al. http://www.80spurple.com. Tembel alışverişkolikler için.

Deliye her gün, işsize asla

June 24, 2009 bar, restoran No Comments

lalala

Salı akşamları boş olur. Hele bir de yazsa. Herkes Bodrum, Çeşme turlarında. Deniz kenarından bir telefon: “keşke burda olsaydın.” Hemen kapat. Neşen kaçmasın. Bizim gibi çalışmayanlar için durum önceden belli. İstanbul’dan ayrılma, bekçilik için ücret talebinde bulunma, doğum günü Asmalı’da olan varsa fırsatı kaçırma. Dün gece böyle geçti. Şişko’nun ve Hakan’ın doğum günlerini kutlayarak. Şişko bir kedi. Hakan yolun yarısında.

11’deydik. Mahallenin müdavimi olanlar orası da neresi diye düşünmekteler. Yanıt yok. Mekan gizli. Dry martini ve margarita’ya inanılmaz bruschetta’lar eşlik etti. Somonlu, patlıcanlı, zeytinli, mozzarella’lı. Resimler makinede, yemekler midede. 11’de 11’e kadar iki laklak bir film. Birisi One Love Festivali’ndeki ses sorununa değindi. Ben dedim farkına bile varmadım. Diğeri Christian Bale aşkını itiraf etti, başkası soldan olaya atladı. Ben milleti inceledim, Burcu bombayı patlattı. “http://www.maybeproduct.at‘dan acayip şık bardaklar aldım.” Ben notumu aldım, eve gelince siteye baktım. Fesler, fincanlar, Spaceship muhteşem. Hem otantik hem modern.

23:05 içkiler bitti, herkes evine gitti. Biz de dedik bu işin 12’ye yolu var. En yakında Otto. Bir içki daha. 23 Haziran ne kısmetli tarihmiş. Bir masada Uğur Bey, diğerinde Sabrina mumlarını üflemekte. Biz ayakta duruyoruz, barın hemen yanında. DJ çalıyor yine Happy Birthday tonundan bir parça. Tekila domates shut, iki Long Island 55 TL. O da bize. 12’ye çeyrek kala Hakan’ın keyfi yerinde. Kahkahalar atarak pastasını kesmekte.

Bugün git, yarın gel

June 24, 2009 ŞEHİR No Comments

lala

Tam telefona elim gittiği anda Aslı’nın aramış olması. Tesadüf. Uzun zamandır düşündüğüm ilkokul arkadaşımın gecenin ikisinde karşıma çıkması. Kesinlikle tesadüf. Canım dolma çekerken teyzemin evinde tazesinden olması, istediğim filmin TV’de oynaması, aylardır takipte olduğum http://www.zuhairmurad.com/ elbisesinin Beymen’de indirime girmiş olması, bir tatil yapsam derken Zeynep’in Çeşme fikriyle çıkıp gelmesi. Hepsi, toptan, çok güzel tesadüf.

Şunu yaşamışsınızdır. “Aklından bir sayı tut. On iki mi? Evet. Muhteşem. Biz birbirimiz için yaratılmışız. ” Ya da şunu. “En sevdiğimiz parça, favori filmimiz, annelerimizin adı, doğum günlerimiz. Hepsi aynı. İnanabiliyor musun? Bu adam benim ruh eşim.” Eminim şu şekile de hikaye gelişmiştir: “Meğer bana isimsiz mektuplar atan kadınla, dün Ayşe’nin yanında görüp de beğendiğim kız aynı kişiymiş. Çok iyi değil mi, bir taşla iki kuş.” Hepsi doğanın bize bir şeyler kanıtlamak istediğine inandığımız anlar. Ama sonrasında çoğunlukla şunlar olmuştur. “Kaç gecedir o yatağa yalnız giriyorum biliyor musun? On iki.” “Yedi saattir film izliyoruz, artık dışarı çıkmaya ne dersin?” “İnanamıyorum abi meğerse Paul Auster’ın kitabından alıntıymış, dün kızı başka bir mektup yazarken buldum. Üzerinde benim ismim yok tabii.”

Tesadüf: gelecekte sıkıntı ve alışkanlığın ortaklığına kurban gidecek olaylar bütünü.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]