Portakal güzeli

June 30, 2009 ŞEHİR No Comments

mis2

Ünlülerin moda taarruzu bitmez. Her gün çeşitli tasarımcıların gönderdiği kıyafetlerle sokaklarda salınmaları; açılışlarda bu bilmem kimin ayakkabısı, bu da efendim diğer bilmem kimin kolyesi diye anlatmaları; kendi elbiselerinin bir boy küçüğünü çocukları için yaptırmaları; daha geçen ay lansmanı yapılan sezonu eskimiş diye fakirlere dağıtmaları yetmez. Kendi isimlerini taşıyan koleksiyonlar isterler. Biri der parfümün olsun, öbürü daracık kotlarım, başkasına sorsanız iç çamaşırları tam onun hafif meşref ruhuna göre. Sezon için modacılarla anlaşırlar “benim hayallerimi kumaşa döktü” diye demeçler verirler. Utanarak söylüyorum alırız. Umarım beğendiğimizden.

Neyse işte onlardan biri daha. Misha Burton. OC’nin sürekli ağlak, şanssız kızı. Hani başına durmadan dertler gelir, sevgilisi onu beladan kurtarır, dizi bitmeden de kız ölür. İşte o. Uzun zamandır uyuşturucu, alkol, zayıflık gibi konularla gündemi rahatsız eden Misha, problemlerinden modaya olan tutkusu sayesinde kurtulduğunu basına açıklamış. 2007’den beri nerede olduğunu soranlara da, “çanta yapıyordum” cevabını vermiş. Kendisi mi reklamcısı mı cevap vermek bize düşmez.

Kişisel fikrimizi sorarsanız, fotoğraflar çantalardan daha güzel. Ama kim bilir, belki siz Marissa Cooper’ın anısına bir tane edinmek istersiniz. Sitesinde 40 euroya satışlar devam ediyor. Açık artırma yok.

Milimetrik arenada klik savaşı

June 30, 2009 fotoğraf No Comments

mic1

Fransa Vogue’unun haziran kapağını görmelisiniz. Walter Pfeiffer Eva Herzigova ve Magdalena Frackowiak  ile ünlü Meurice Otel’de çalışmış . Sonuçlar kekemeliğe yol açacak türden. Nefes kesici, dahiyane, !!! durumu anlatmak için kullanılabilecek işaretler. Üstelik, dijital düğme kullanılmamış. Vogue kapağına Contax 35 mm bir makine el koymuş. Şaşırtıcı mı? Asla. Walter işin içinde olursa.

63 yaşındaki ünlü fotoğrafçı İsviçre doğumlu. Hala Zürih’te yaşıyor. Fotoğrafları provokatif. Kadın-erkek, gay-lezbiyen, anarşist-konformist çiftleri uzatmaları oynadığı sevgilileri. “Politika” diyor, “sanatın biricik eşi. O yemeği yapıp evde bekler, ben fikrimi alıp cama tıklarım.” Biz kendisine tatlı kısmında katılıyoruz. “Welcome Aboard: 1980 – 2000” kitabının sayfalarını karıştırdığımız sırada.

Vanity Fair sayfalarında Tom Ford’u yaşatmak. Mayıs 2008 I-D kapağı için Agyness Deyn’i boyamak. Onu en çok bunlarla hatırlıyoruz. Bir de kendi itirafıyla Cecil Beaton, Manolo Blahnik ve John Galliano’ya olan platonik aşkıyla. Takipçisi olun, Her gün bakın.

Kategoriler

TAKVİM

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]