2009’un son günü

December 31, 2009 BERLİN 1 Comment

Yılbaşına az kala. Berlin’de kara uyandım. Sigara kokusu üzerime sinmiş hırkamı evin uzak köşelerinden birine atıp camdan dışarı başımı uzattım. Dizimin dibinde kaloriferin sıcağı, elimde eriyip yere karışan su.

Gecenin anımsamaları. Gecikmeden geldi. Prenzlauer Berg Schvedter sokağında “Pappa e Cicca” Muhteşem melanzanyasıyla ünlü İtalyan lokantası. Uzun tahta masa, duvarlarda Miki Mouse’un elleri, dörder bardak şarap, 200 gram ete ödenen adam başı 20 Euro. Berlin için pahalı, İstanbul standartlarının altında. … Continue Reading

Kitabın adı yok

December 30, 2009 BERLİN No Comments

Tam Barcolini‘ye gitmek için Sophienstrasse’ye dönmüşken dudaklarımdan dökülüverdi kelimeler. Aslında uzun zamandır aklımda olan acabaların karşımdaki insanda (o sırada Eril vardı) yaratacağı tepkiyi görmek istedim. Çılgınca bir fikir mi bu, Berlin pusunun sebebiyet olduğu, yoksa gün ışığında olur mu?

Dedim ki… “Şehir hikayeleri kitapçıkları yapmak istiyorum. Şimdiye kadar yazdığım bütün yazıları on kez, yüz kez, bin kez elden geçirip, arka arkaya, yan yana, dip dibe koyup, ben çekip gitsem de yaşayacak deliller bırakmak. Berlin uçağında başlayıp, İstanbul’da sabaha karşı sonlanan, içinde şehrin yansımalarının olduğu yazılar.” Eril  olur bu iş dedi. Huşu içindeyim. … Continue Reading

Brüksel’den itiraflar – Tefrika 3

December 29, 2009 Brüksel, ŞEHİR No Comments

Bu hikaye başlamadan eskilere bakmak gerek.

Yanlış anladın dedi. Üç düğmeli ceketi gri. Ben anlamadım. Keşke düzelecek hali olsaydı. Siyah elbiseme gözü kaydı.
Şaşırdı, açıkladı, inkar etti, suçladı. Sıfırdan ilişkimiz karmaşaya yollandı. O gece basıp gitti, ertesi gün geri. Benim dahil olamadığım planlı programlar, aklına hayran olayım ipte cambaz adam.

Dört güne on altı kartpostal, 18 Euro’ya Arjantin şarapları, on saat yürüyüş, sol ayakta ağrı, bir de drama sığdırdım. Bu hikayenin kodu Brüksel’den itiraflar. Bütün okuyanlara Berlin treninden saygılar.

Ich bin ein Berliner

December 29, 2009 BERLİN No Comments

Soğuk. Sokağa adım attığımda yüzüme çarpan. Rüyaların şaşkınlıklarını, White Trash‘te yenilen kaburgalarla, kanımda dolaşan bloody marry parçacıklarını vücudumdan atan. Metroya kadar 120 adım var.

Rozenthaler Platz’daki Oberholtz kahvesine gitmekteyim. Bir kez daha. U-bahn hangi yöne dönecek diye bakmadan. Ezbere. Dün Dominik nesini seviyorsun bu şehrin diye sordu. Basitliğini dedim. Her sokağında on barı, bütün caddelerde tasarım dükkanları, küçük avlular içinde pahalı şapkacıları da olsa içine alıyor beni Berlin. Her seferinde daha çok. Kışını görsen vazgeçersin, yaşasan anlarsın diyenlere inat. Aşık oluyorum. Bugün karlar altında kalsa, bana ne yazar.

Birazdan köpükler taşan lattemle, pesto soslu tostumun kalanını bitirip, Alte Schönhauserstrasse 39 numaradaki Black Roses ayakkabıcısına gideceğim (iki gündür ağrıyan sol ayağım yürüyüş pabuçları bulmak umuduyla). Oradan Reinhardtstr 20 numaradaki Boros Sammlung galerisine. Bugünkü son durak Essenerstrasse 11’deki Buchcantine. Hem okumak hem içmek için. Bakalım Kastanienaalle’de gece bize neler getirir.

Berlin sokaklarında…

December 29, 2009 BERLİN No Comments

Geri geldim. Aşık olduğum, uğruna adamlardan, işlerden, Paul Auster’a olan ayan beyan hayranlığımdan, İstanbul’la tükenmeyen sevgi nefret ilişkimden, bloody marry takıntımdan bile vazgeçebileceğim şehre. Prenzlauer Berg’ün sokakları dün terketmişim gibi. Ayaklarım düşünmeden hafif buzlu kaldırımlarda ilerledi.

Anna Blume‘a gittik. Rezervasyon yaptırmak lazımmış. Sıra bekledik. Ama azimliyiz. İnternet olmasa da, iki kişilik masaya üç kişi sığsak da sabah kahvaltımız çiçekçi hanımda. Ortamıza kat kat tepsimiz gelince keyfimiz yerinde. Berlindeyim. Daha ne olsun. … Continue Reading

Brüksel’den itiraflar – Tefrika 2

December 29, 2009 Brüksel, ŞEHİR No Comments

İkinciye geçmeden birinciyi okumanız tavsiye edilir.

Gitmeden buluşuruz diyerek ayrıldık. Perşembe gecesi. Cuma uyku, midye&patates, yarın nereye gitsek, Brüksel’i hatmetsek konuşmalarıyla geçti. Yemek odası, soyunma kabini, ağlama duvarı yaptığımız yatakta. Cumartesi Ixelles’den Horta’nın evine, Flagey’den resimli roman dükkanlarına aynı yolları gidip geldikten sonra Ultime Atome’a. … Continue Reading

Brüksel’den itiraflar – Tefrika 1

December 28, 2009 Brüksel, ŞEHİR No Comments

Önce dedi ki seni ilk gördüğümde üzerinde kırmızı elbisen vardı. İki yıl önce yaz zamanı. Bayıldım, güzeldin, gözlerindeki anlama takıldım gibi yüklemler kullanmadı. Kullanmamış olması ilgimi çekti. İlgimi çekince bedenim de çaktırmadan ona doğru gitti.

İkinci cümle şöyleydi: etrafımda olan insanlardan, onların hayatlarından, başkalarının enkazlarından kurtulmak istiyorum. Sevindim. Nedensiz. Belki o sırada elleri dizlerime değmekte olduğundan, belki de gözünde iki saniye yaşayan arzuyu gördüğümden. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

December 2009
M T W T F S S
« Nov   Jan »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

Error: SSL connection timeout

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]