New York’ta yapamadım

November 30, 2010 NEW YORK 4 Comments

Yeni Şehir’den eskisine döndüm, içim buruk. Eksikliklerle. Oradan buraya günde beşer saat yürüdüm ama, birazdan okuyacağın üzere New York’ta tonlarca şey yapamadım. Belki sana kısmettir. Bana nasihat olan.
+ Blue Note‘a gidip Dave Brubeck dinleyemedim mesela, tercihen önümde bir burbonla
+ Broadway‘de Al Pacino oynuyor. İzleyemedim kendisini.
+ Brooklyn kahvelerinden birinde, mesela Cafe Orlin (41 St. Marks Pl) veya Athom Cafe (1096 Broadway) oturup Paul Auster geçer mi diye hayallere dalamadım.
+ Sara Beth‘e gidip de  domates çorbası, The Spotted Pig‘de (314 W 11th Street) bloody marry içemedim.
+ Freeman’s brunch’ına katılıp da enginar sosundan deneyemedim. … Continue Reading

New York notları

November 29, 2010 NEW YORK No Comments

Olmadan olmaz…
– New York’a geldik madem Urban Outfitters, Forever 21, Uniqlo, Scoop, Intermix, Express, Theory, Free People’dan alışveriş etmeden, Tokio7 (83 E. 7th St) ‘de aklına gelebilecek bütün ünlü markaları ucuza bulmadan,
– Sokaktan alma sosisli sandviç, ballı fıstık, pretzel, çorba yemeden,
– Metro’ya elinde kahveyle binmeden, hiç tanımadığınız insanlara gülümsemeden  havadan sudan konuşmalar yapmadan
– Chelsea galerilerine (22-25 St. arasında); özellikle Ziehersmith, Gagosian, Marian Goodman,  Matthew Marks, David Zwirner, Barbara Gladstone, Zach Feuer gitmeden, … Continue Reading

New York’ta hastasıyım

November 28, 2010 ŞEHİR No Comments

Cafe Habana’nın (17 Prince Street) Küba usulü mutfağının, enchiladası’nın, margarita’sının.
New Museum (235 Bower Street) dükkanındaki sanat kitaplarının,
Kate’s Paperie’deki (72 Spring Street) kartların, renkli defterlerin, kitap kaplarının,
Moma’nın hem kendisinin hem dükkanının,
– Romanımı, dergimi, bilgisayarımı alıp Epistrophy’de (200 Mott Street) tiramisu – kahve seansının, … Continue Reading

Williamsburg: duvarda galeri

November 27, 2010 NEW YORK No Comments

14. Sokaktan L trenine atlayınca Canarsie Local yönünde First Avenue. Williamsburg. Sokaklarında gezmenin hafif Londra hipstar’larını anımsattığı, Blackbird Parlour’da dört saatin, chili’nin, limonlu kurabiyenin aktığı, üzerine D.B.A Bar’da Stella Artois’nın iyi gittiği kasaba. Bir zamanlar kendini şehir yapmak istemiş olan Brooklyn’in içinde. Duvarları sanat alanı. İşte karşınızda Williamsburg online galerisi.

Hazal, Robot ve bizim kırmızılar. … Continue Reading

Meatpacking. Hastasınım.

November 26, 2010 ŞEHİR No Comments

Meatpacking’de Alman biracısı: The Standard. İş çıkışı saatlerinde kredi kartları dolu finans piyasasının uğradığı, gündüz butiklerinde şık kadınların topuklu ayakkabılarla yürüdüğü bölge. Stella McCartney, Theory, Diane Van Fustenberg, Hugo Boss. Şekilli butikleri.

Girişinde bilet alınıyor, içerideki uzun tahta masalarına oturmadan biralar. Yan tarafında sarı ışıklı romantik görünen restoran. Biz ona gitmiyoruz ama. Diner’da mı takılsak, Pastis‘e mi baksak karmaşası bitince, biraz ileride dokuz ve on iki köşesinde 5 Ninth.  Amerikan klasiği olarak makarna peynir, Fransız mutfağı esintili fileminyon, İstanbul’da olsa bayılırdım kereviz turşusu.  Yanında bira. IPN.

Ben New York’ta yaşasam diyorum, yüksek sesle, dışımdan, az ilerideki Chalsea Market’ten ekmeğimi kapar, içindeki 202 restoranında  yemeğe çıkar, tatlı krizim gelmişse Eleni’s’den kurabiyeleri toplar, şarabımı da aldıktan sonra salınırım evime, West Vilage ya da Chelsea sokaklarından birinde.

Bir iki de foto ekleyelim yazının sonuna.

Meatpacking duvar sanatı

Dükkan vitrini dediğin

Eilen’ın kurabiyeleri

Theory mallarını severiz

Chelsea Market

Duvarda biri var

November 25, 2010 NEW YORK No Comments

Yeni şehrin sokaklarında gün bilmem kaç. Yaşamın eskisiyle olan iletişimi kesmek üzereyim. Duvarlara, yukarılara, başka insanların olası yaşamlarına bakarak geçiyor zaman. Elimde kahve. Tam New York usulü, boynumda atkım hava soğumuşsa. … Continue Reading

Yeni şehrin gecesi

November 24, 2010 NEW YORK 1 Comment

Altı yıl üzerine birkaç da ay koy. İki mevsim sıkıştır bir de araya. İşte en son o zaman görmüştüm birazdan karşıma çıkacak üç adamı.

Elektrikle çalışan arabadayım. Saat 19:28. Houston’u geçip Tribeca’ya hareket ediyoruz. Can Aykal, Mehmet Aydın, bir de ben. İstanbul’da buluşamayan fiziksel varlığımız New York’ta kendine misyon ediniyor. Yemek ve içmek.

Smith & Mills‘de doğunun midyelerini daha çok sevip, Belle & Sebastian çalarken hüzün bombardımanına tutulmanın sonrasında Bubby’s. Lime Pie. Can’ın değişiyle dehşet, çatalın ucundan tattığım kadarıyla zevk.

… Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

November 2010
M T W T F S S
« Oct   Dec »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]