Kendime yeni ben – 9

May 24, 2011 ŞEHİR No Comments

Sabah altıda uyanmak, kahve içmemek, zaten kaçan uykuma büyük vedalar etmeyeyim, bakarsın sadece gezintiye çıkmıştır diye düşünmek. Hakkımı bitki çayından, Elvis Costello – I Want You parçasının sekizinci tekrarından, akmayan su yüzünden toplu kalan saçlarıma en iyi gelen şampuanın hangisi olduğunu düşünmekten yana kullanmak. Lush sanırım, belki de Pantane. Neyse.

Yazmaya çalışmak, beynin öğleden sonraları olmayan nizan içinde hareket edebilmesi, dört gündür çıkarmadığım lensler yüzünden ekranı bulanık gören gözlerimle koordone olamaması. Paris’in göbeğinde, güzelim kruvasanlar varken, canımın arabada satılan cinsinden poğaça çekmesi. İş yerinde sabahlanan gecelerin sonunda İstiklal Caddesi’nden … Continue Reading

Paris’te her yere yürünür

May 23, 2011 paris No Comments

Apero: Yemek öncesi kafa yapıcı
Yedi buçukta geldi Deniz eve. Big Bang Theory’nin son bölümünü bilgisayar ekranıma koymuştum. Rose açtık, içtik, konuştuk, anımsadık. Geçmişte yaşanmış hikayeler birbirine zamanla değil de yudumlarla bağlandı. Arada bir sustuk. Facebook ya da Twitter üzerinden ait olmadığımız ülkede yaşananları takip ettik, sonra başka ait olmadığımız bir ülkenin İMF başkanının başına gelenleri okuduk. Komplo olduğu konusunda hem fikir kaldık. Damarımıza işlemiş Türk’lük her şeyden nem kap dedi bize. Her zamanki gibi.

Acılı bir şeyler olsun ama Adana değil
Kimchi (kırmızı biberli lahana turşusu) istiyor canım. Delicesine. Kore yemekleri yapan mahalle restoranı ararken NY Times önerilerine gidiyor Google arama butonum. Yol üzerinde olmadığı için Baan Lek’te pad thai, kırmızı körili biftek, Tayland birası üçlemesine takılmaya karar veriyoruz bu gecelik. Siam yemekleri. Bayıldığım butik Sandro‘nun Rue de Sevigné üzerindeki toptancısını geçiyoruz. Yarın diyorum. Geleceğim buraya. … Continue Reading

Pazar künyesi: ClubToClub

May 22, 2011 ŞEHİR No Comments

Nedir? Herkesin özgürce dans edebileceği dünyanın hayallerini kuran; insanların kendi para birimini, banknotlarını, pullarını, pasaportunu ve bayrağını yaratarak yaşadıkları ülkeyi kurgulayan müzik festivali.

Nerdedir? Aslen Torino ve Milano’da. Seni oralara kadar yormayalım dedikleri için Minimüzikhol, Tamirane, Enerji Müzesi’nde. … Continue Reading

Kanepede yaşamanın anatomisi

May 21, 2011 ŞEHİR No Comments

11:34. Bir gece önce evde içilen Rose, Bastille eteklerindeki Martini, Rocher de Cancale masalarındaki Caipirinha seansından kurtulmuş, her yanı ağrıyan beden, bilgisayarın şarjının bitmesini bahane ederek kanepeye sürüklenir.

11:38: Kahve yapmak için on dakika bekleme kararı alınır, bu sırada susuzluğu gidermek amacıyla yarım litre su tüketilir. Masanın üzerinde, kolun uzanma alanında sadece o vardır.

11:46: Badem, çubuk kraker, kruvasan, ananas kurusu, kajudan oluşan sabah kahvaltısı seansına koyu, sütsüz, şekersiz kahve eklenir. Kiraz, şeftali, yoğurt gibi sağlıklı besinlerden uzak durulur. Ah bir de Haribo olsaydı keşke denilir. … Continue Reading

uzaktayım

May 20, 2011 paris No Comments

Uzaktayım. Tam bir haftadır. Gazetelerde seçim kampanyaları; sokaklarda miting arabaları; internetime dokunma protestolarına eklenen pornoma dokunma pankartları;  Kütahya’da 6.0 depreminden sonra nasılsın diyerek aranan annem, artçılar yok endişelenme demesiyle rahatlama, sabah uyanıp da internet haberleri açıldığında Sİmav’da 2 ölü, 86 yaralı olduğu haberini alma; Türklerin yaşanan doğal ve yapay felaketlere verdiği panik, alışma, unutma tepkileri; yasak ilişki yaşamış olduğu için Kemal Derviş’in İMF başkanı olamama riski, bu arada eski IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın da kaldığı otelde … Continue Reading

dur kalk

May 19, 2011 ŞEHİR No Comments

Sabah 4:12.  Connetable (55 Rue Archives, Marais)’da biten Paris gecesinden sonra olduğum hal…

La Perle‘de bir Croque Madame ya da Rue des Rosiers’de jambonlu krep yemeyi başarırsam, olmak isteyeceğimi düşündüğüm yer… … Continue Reading

Paris’e geldim de…

May 18, 2011 paris No Comments

Pazar günüydü. Ya da pazar gibi hissettiren bir pazartesi. En azından şunu biliyorum: saatin, havanın, yaşamımın gerisinde kalanların, arkasından yürüyenlerin, hep gitmek isteyip de kıçını kaldıramayanların, nerede, kiminle, nasıl olduğunu unutmuştum. Paris’teydim. Kesinlikle mutluydum. Ve şunları yaptım… Sırayla olmasa da…

Obur olayım dedim…La Palette (43 rue de Seine)’de sabah kahvaltısını boşverip, öğle yemeği kısmından giriş yaptım. Benim menümde şarap ve Croque Madame vardı… … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

May 2011
M T W T F S S
« Apr   Jun »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]