Otuz

July 30, 2011 ŞEHİR No Comments

Bak böyle dolu dolu yazınca, beynimin içinde de tekrar edince önemli bir şey oldu. Otuz.  Bir kere daha geveledim. Tam olarak yarattığı tepkiyi anlayabilmek için.

Otuz yaş kadının en güzel yıllarının başlangıcıdır diyorlar. Doğru. Artık daha sakinim. Annem saçını taramadın mı bugün derse sinirlenmiyorum hemen. İnce telli ya taramıştım ama bozulmuş  cevabını veriyorum. Kuaföre soralım iyi gelecek bir köpük falan vardır belki diyor. Soruyoruz. Varmış. Ama almıyorum.

Krem kullanman lazım, cildin kuruyacak diyor annem. Hala gencim güzelim herkesi üzerim  havasından çalınca cildim de yaşlanmayacak sanıyorum, televizyonda gösterilen reklamlara da aldırmıyorum. … Continue Reading

Biraz sola. Klik!

July 29, 2011 fotoğraf No Comments

2010 Sonbharından kalma hiç yayınlanmamış bir yazı…

Bugün yine online gazetelerde Peaches, Kate Moss, Pixies haberleri. Partilerde takılırlamış, geç gelip erken kalkarlarmış. şampanya olmayan masaya oturmaz, havyar teklifi gecikirse kalkarlarmış. Sarhoş olmadan mekanı terk etmek, tuvalette on dakika geçirmemek olmazmış. Hepsi biraz uydurma, yarısı yazarın hayal ürünü. Hakikaten böyle mi yoksa ne deseler yutarız, bunu da acayip bir dedikodu olarak arkadaşımıza satarız diye mi düşünüyorlar?

Belgeler yok. Cep telefonuyla çekilmiş bir görüntü, evet bunu yaptım diyen babayiğit, avukat tarafından açıklanmış tutanak çok az. Bu yüzden partilerde dolaşan, ortamı fotoğraflayan, orada olan herkes tarafından bilinen, kabul gören hatta davet edilen bir adam var. İsmi Gerard Estedella. Adam bir gün New York’ta ertesi gün Barcelona. … Continue Reading

Uggo, Basatap, Zete, Ne?

July 28, 2011 TEKNOLOJI No Comments

Global olarak Benetton markasının, yerli kontenjanından blogger’ı olduğumdan beri (bu son iki haftalık bir sürece yayılıyor) orada yayınladıklarımı buradan da vermem yasak. Ama bak mesele iPad’i olanlara Uggo, Basatap, Zete var demek istiyorum. İndirin, okuyun, mail-telefon-mesaj üçgeninden kurtulun diye eklemek de istiyorum.

O zama şöyle yapalım. Ben sana diğer blog’dan alıntı yapayım… Uggo: Moda geçer, stil kalır, Uggo her ikisine de bin basar ama. … Continue Reading

30 ve…beklentisi yok

July 27, 2011 ŞEHİR No Comments

Aslında hep bunu anlatıyorum. Boşanma sonrasında romantik ilişkiler. Romantik olmayan ilişkiler, kariyerine yaklaşımın, evinle uğraşma halin, ıvır-zıvır işlerin, kendinle ilişkin, her şey değişiyor, tamam ama, romantik ilişkilerdeki  değişim daha fazla göze batıyor. Büyüyen bağlanma korkusunu anlattım zaten. Anlatmadığım kısmı şu: Arayışta olma hali bitiyor. Sen öyle yaşamasan da, evlenmeden önce, öyle bir durum oluyor. Ailen, arkadaşların bir noktada, biriyle evleneceğini düşünüyor. Sen de içten içe “böyledir herhalde bu işler” diyorsun. Boşandıktan sonra yani aslında evliliğin ne olduğunu deneyimledikten sonra, hele benim gibi, sevmediysen bu deneyimi, bir rahatlıyorsun ki anlatamam. Hayatına gelen her insana, … Continue Reading

amy gidince…

July 25, 2011 müzik No Comments

Bu yazıyı yazmak düşündüğümden daha zor oldu, çok gez ilk cümleyi sildim, son kelimeye ekleme yapmak istedim, aralara şarkı sözleri ekleyip de vazgeçtim… Bir daha asla kelimesini anlamayan insanın ruh hali)

O sabahın köründe uyanmıştım, Tolstoy gibi, henüz bitiremediğim makalenin insanın ruhuna çöken endişesi. Fonda Amy vardı. Ondan gelecek ilham patırtılarını aradım sanırım.

Sevgiliden ayrıldım, sevgiliyle buluştum, sevgili buldum, sevgiye düştüm. Bütün duygu buhranlarında Back to Black evimdeydi. Sonunda pek çok sevgili gitti ama jazz sesli, asi kadın beni terk etmedi. … Continue Reading

#29.9

July 23, 2011 ŞEHİR No Comments

Üç hafta, dört büyük şehir, hikaye parçaları, sarhoşluk, yeniden defter ve kalemle yakınlaşan ruhum, onlarca dergi, en az altı kitap, iki ayakkabı, bir panço. Sonrasında eve vardım.

Canım sebzeli makarna çekmiş.

İçkiye varmadı elim.

Ben yokken Divan Oteli açılmış, günde beş posta soğuk duş şart kaçmış, Elif Şafak yeni kitap yazmış, Doğuş gurubu kanalının lansmanlarına başlamış, Calvin Harris pazar akşamı İstanbuldaymış. … Continue Reading

Paris. Gece.

July 17, 2011 paris No Comments

Paris’te gece dışarı çıkmaya karar verirsen yapman gereken tek şey var. Mahalle barlarında kalacaksın. Mahallenin sınırını da oturduğun binayla aranda en fazla 1 km olacak şekilde belirliyorum. Yoksa a. Clichy’nin unutulmuş köşelerinde son metroya yetişmek için misafirliği erken kesmek zorunda kalacak b. Son anda bozulan metro yüzünden kendini beklemediğin bir sokakta bulacak c. Gelmeyen taksilere küfredip gittiğine gideceğine pişman olabilecek. d. Hepsi gerçekleştiğinde eve iki saatte varabileceksin. Üstelik bir de buna gecenin köründe bozuğu olmayan taksi şöförüyle beş on sokak ekstra dolaşma durumu ekleniyor.

Ama Paris’teyim. Bak yağmur da durdu, yarın Seine kenarında Paris Plage’a gideriz inşallah gibi iyimser durumları düşününce, bir de merdivenler ve kulvarlar arasında gidip gelirken duvarlarda hayat var mı diye bakındığımda, posterlerden şunlar öğrenilebiliyormuş.

1. 26-28 Ağustos tarihleri arasında Rock En Seine Festivali var. Deftones, Foo Fighters, Arctic Monkeys sana selam söyledi. Gelsin, görüşelim dedi. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

July 2011
M T W T F S S
« Jun   Aug »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Blogroll

Error: SSL connection timeout

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]