hayat Montreal’de (güzel) 1

August 30, 2011 Montreal, ŞEHİR No Comments

Çiftiz
Evlilik bu şehirde demode. İnsanlar çoğunlukla beraber yaşayıp, çocuk doğuruyor. Çalışmıyorlarsa devletten adam başı 1100 dolar yardım alıyor, ayrıca çocuklar için de yardım maaşları bağlanıyor.

5 A 7
Montreal’de iş çıkışı saatlerine denk gelen 17-19 arası arkadaşlar bir barda toplanıyor. Bu iki saat çoğunlukla politika ve Kanada’dan bağımsız bir Quebec nasıl elde edilebilir tartışmalarının vakti. İş yerleri günde 7, haftada 35 saat çalışma düzenine bağlanmış olan özgür şehirde, insanların arkadaşlarından sonra ailelerine ve çocuklarına da ayıracak vakitleri bol.

En sevdiğim mahalle: Outrement.
Sabah kahvaltısı için Café Souvenir‘de  (1261 Avenue Bernard) bol meyveli bir tabak geliyor önüme. Öğle yemeği için iki dükkan yanda La Moulerie‘de (1249, Rue Bernard Ouest) domatesli midye kazanına dalıyorum. Akşam bu sefer de Les Enfants Terribles’deyiz. Bir anne ve üç çocuğunun gastronomi merkezi. Outrement burada bitmiyor tabii bu daha ilk gün. … Continue Reading

Seyahat tatil değil ki

August 28, 2011 ŞEHİR 1 Comment

Seyahat 1. Bir yerden başka bir yere; tren, araba, uçak, bisiklet, motorsiklet gibi tekerlekli araç yardımıyla, veya tabana kuvvet modeli gitme hali.

Seyahat 2. Sevdiğini sandığın adamı / kadını daha iyi tanımanın yolu. Evlenmeden önce yapılması, ön balayı şeklinde kullanılması çift hayatı için tavsiye edilir.

Seyahat 3a: Varmak, geç kalmak, planlamak, ara vermek gibi kelimelerin beyninin her türlü işitsel, görsel, beklentisel sözlüğünden silinmesi. … Continue Reading

Galata meydanı

August 23, 2011 ŞEHİR 1 Comment

Bir süredir Galata’da yaşayan arkadaşlarımdan aynı şeyi duyuyorum: Kulak tıkaçlarına talimiz. Neden: önce turistler, sanatçılar, hatta festivaller tarafından kafana göre müzik yapma mekanı olarak benimsenen meydanda şimdilerde geceleri kavga, gürültü, taciz olaylarının artmış olması. Mahalleli geceleri uyuyamamaktan, Anemon Oteli müşteri kaybetmekten, akademisyenler tarihi yapının dibinde işenmesinden, sokakların sidik kokmasından şikayetçi. Birileri uyumak, diğerleri özgür yaşamak istiyor. Kimse haksız değil. Bir süredir Gezenti lakabıyla dünyanın pek çok yerinde dolaşınca, çeşitli ülkelerde benzer durumlar gördüm elbette. Duruma, dünya işleyen modelleri bulunan bir iki çözüm önermek isterim.

1. Admiral Bridge örneği: Berlin Admiral Köprüsü üzerinde sabah üçe kadar müzik yapmaktan mimlenen gençlere mahalleli önce bildiriler dağıtmış, sonra camlardan sular atmış en sonunda da devlete verdikleri dilekçeyle köprü üzerinde takılma iznini 22:00’ye almış. İzin bitti mi konser dağıtan görevliler misali polis geliyor, gençler de evlerden uzak parklara hareket ediyor.

2. Exarcheia modeli: Atina’da akademisyenlerin yaşadığı bölge bir süre uyuştucu satıcılarının eline geçince işler çığrından çıkmış, mahalleli devletten yardım istemek yerine kendileri çadır kurmak ve 24 … Continue Reading

(Üç) gezgin

Uçağın hızlanmaya başlaması ve emniyet kemeri ışıklarının yanması arasında geçen o üç dört dakikada uyuyakalırım hep.

Arabanın otobanda gittiği, metronun karanlık istasyonlar arasında gezdiği, otobüsün rutin sesine bağladığı süreler boyunca da.

Sadece taksilerde uyuyamam.

(iki) gezgin

August 17, 2011 ŞEHİR 1 Comment

Annem koluna dövme yaptırdığından beri gökyüzünden inemedin bebeğim diyor.

Kolumda existenciel (varoluşçu kelimesinden türeme bir kelime oyunu olarak: gökyüzünde yaşayan) yazıyor. … Continue Reading

(bir) gezgin

August 16, 2011 ŞEHİR No Comments

Karar verdin mi dedim. Neye dedi. Uzun yolculuklarda hep bir karar verilir ya ona. Vermemiş. Sadece uçağın gelmesini beklemekteymiş, kahvesine sütlü severmiş, havaalanlarında hep ileriye dönük yaşarmış. (Anlamını sorunca yani uçağın kalkma saatini bekliyorum, rötar yerse sinirleniyorum dedi) … Continue Reading

Çok Gezenler Kulübü nedir?

Yakın zamanda Özlem (Zete, Basatap, Uggo gibi pek çok ipad dergisinin yazarı kadın, aynı zamanda blogger bana şu soruyu sordu: Çok Gezenler Kulübü fikri nasıl çıktı ortaya? Ve röportaj başladı. Bir nevi.
Çok Gezenler Kulübü fikri çok uzun süredir aklımın bir yerlerinde dolaşıyor. Fikir aslen her yeni şehre gittiğimde en bilinen, turistik yerleri gezmeyi bitirmiş olmam (ya da internet sayesinde her ayrıntısını bilmem), bir yerli gibi yaşamak istemem, Fransızı’n gününü, Alman’ın sanat anlayışını, Danimarkalı’nın sabah kahvaltısında ne yediğini öğrenme merakım yüzünden çıktı. Ben dünya vatandaşı oldunuz bu da pasaportunuz denecek ütopik dünya fikirleri içinde yaşayan bir insanım. Dini farklılıkların; yaşam alanına, başkasının fikrine saygının; kendi bulunduğumuz sınırlı ortamları (ki buna aile, mahalle, şehir, ülke gözüyle kademe kademe bakabilirsin) terketmemiz, diğerinin hayatını yaşamaya, anlamaya, hatta benimsemeye başlamamızla mümkün olabileceğine inanıyorum. Çok Gezenler Kulübü aslında işimiz yok, paramız çok, sponsor da bulduz tatile gideriz projesi değil. Avrupa’da on beş yaşında çocuklar diğer ülkeleri tanımak için sırt çantalarıyla yola çıkıyorsa, bizde neden olmasın, buna belki bir katkımız olur fikrinin ön ayağı. Onların en büyük avantajı dil bilmeleri. Türkiye’de bunun kendine engel olduğunu düşünen, nasıl gideceğiz, bilmiyoruz, dilini de anlamayız cümleleriyle kendine boşuna eziyet eden çok insanla karşılaştım.. Belki Türkçe içerik ve bilinenin dışında bir rehber, insanlarda hem tanımadıkları hem de tanıdıkları şehirlere gitme isteğini artıtır. Daha devamında hayal ettiğimiz çok şey var.

Hangi şehirler var haritada? Hangilerine gittiniz, sırada hangileri var? Ne zaman?
Berlin, Paris, Kopenhag’a gittik. Sırada Eylül Başı Roma, Ekim başı Viyana, ekim sonu Bükreş var. Bu proje öyle ya da böyle devam edecek diye bakıyorum duruma. Bundan sonraki 6’lı ganyan Stokholm, Londra, Amsterdam, Marsilya, Cenevre, Beyrut. Aralara Trabzon’a uç, oradan arabayla Artvin’e kadar git ve geri dön gibi yaşadığımız ülke içindeki farklı kültürleri de tanıma rotaları ekliyoruz. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

August 2011
M T W T F S S
« Jul   Sep »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]