Öteki İstanbul

October 30, 2011 ŞEHİR No Comments

İstanbul’da turist olmanın ajandası bellidir. Ayasofya, Topkapı, Kapalıçarşı’yı gez; İstiklal Caddesi’nden bir değil, iki değil en az üç dört kez volta at. Biraz deniz kenarı görmek istediğinde Ortaköy’e git, köprüye nazır pozunu ver. Ha  tabii en büyük klasiği unutmamak gerek: Asya’ya geç. Bir köprü ya da yirmi dakika vapur yolculuğu uzağında.

Benimle İstanbul’da olanınsa ajandası başka şekilde gelişir. Yukarıda saydıklarımın hepsine ek olarak tramvaya binmek, martılara yem vermek, Tophane’de nargile içmek, Sabahattin’de balık yemek gibi aktiviteleri başkasıyla gerçekleştir, biz seninle ne zamandır yapmak isteyip de vakit bulamadığım o diğer şeyleri yapalım. Yarı turist, yarı yerli olalım.

Kalabalık vapur sefası
Dizilerde, filmlerde ve İstanbul silüetlerinde pek sıklıkla karşılaştığım vapurun kıçında Penguen, Leman, Uykusuz okuyan Türk orta yaşa yakını (artık genci demeye dilim varmıyor) klişesini kırdık. Son otuz yılda ilk kez dokuz kişi koltuklara kurulduk. Neyse ki feribotu andıran yenilerden biri denk gelmedi de yanımızdaki Fransızlar’a (konuya değil hakiki Fransız) işte bunlar da bizim çocukluğumuzun vapurları diyebildik. Tıngır mıngır yola çıktı Ali Kaptan, vapur içi ve dışı fotoğraflar çekildi, dalgalarla boğuşuldu, bak İstanbul’un en iyi tostları buradan çıkar diye siparişler de verildi. Tam o sırada benim de dengemi şaşırtan bir olay gerçekleşti. Bayanlar ve baylar elimde gördüğünüz sadece bir limon sıkacağı değildir … Continue Reading

Buenos Aires’e hazırlık dersleri

October 27, 2011 Buenos Aires 1 Comment

Ders 1: Sokak sanatçılarının eserlerine özellikle merak ettiğim Jaz’ın yapıtlarına bakılacak. 1990’lardan bu yana Buenos Aires’in en ünlü  graffiti sanatçılarından biri Jaz. Asıl adıyla Franco Fasoli. Asvalt ve petrol gibi sırdaışı malzemelerle neredeyse suluboya kalitesinde resimler yapıyor. Son zaman yapıtlarında futbol fanatiklerine karşı bir duruş sergilemekte.

Ders 2: Kahve ve medialuna (kruvasan) Café Tortoni‘de yenecek. 1858’de açılmış, şehrin bütün edebiyat simalarına, Jorge Luis Borges veya Julio Cortázar tartışmalarına mekan olmuş kahve. … Continue Reading

Van için Rock

October 25, 2011 ŞEHİR 1 Comment

Abi çok sevdiğim için öldürdüm manşetleri üçüncü sayfada. Daha az sevseydin de kadın yaşasaydı be cümlesi geçiyor ilk aklımdan, sonrasında dehşet senaryolarını okuyorum. Çeşmeye giderken kahvenin önünden geçmiş, o evde yokken abisine kapıyı açmış, temizliğe gittiği evden yarım saat geç dönmüş… Sonuç: kadının kafasına kurşun, kalbine bıçak, çoğunlukla adamın kalan hayatında pişmanlık. Sevmeyi bilmiyoruz biz, sevmeyi sahiplenme, hükmü altına alma, benim olma sanıyoruz. Seviyorsan özgür bırak diyenlere kızını dövmeyen dizini döver diye cevap veriyoruz… Hükümleri kolay giydiriyoruz.

Nereden çıktı şimdi bunlar diyeceksin. Beynimin içinde bir yerlerde konuya şuradan bağlandım… Van’da deprem olduğu Pazar gününden beri, hadi kalkın Van’a gidelim mail’leri, tweet’leri, Facebook mesajları dolduruyor bilgisayarımı. Ben de bir işe yaramalıyım duygusu  kediyi çok sevdiği için öldüren Elmayra’ya dönüştürüyor insanları. İlk anın heyecanıyla, tutkusuyla, önümüzü göremez, sonrasını bilemez hale geliyoruz. Yardım kalk oraya gidelim demekle olmuyor her zaman, bazen yardım edenlere yardım etmeyi bilmek, geri çekilmek gerekiyor.

30 Ekim Pazar, saat 11:00. Maçka Küçükçiftlik Parkı’nda Van için Rock var. Konserin bütün geliri Van’da ihtiyacı olanlara yardım amacıyla harcanacak. Katılan sanatçıların hiçbiri para almayacak, … Continue Reading

Evrensel Beyanname

October 24, 2011 ŞEHİR No Comments

İnsanları birleştirecek, düşünce ayrılıklarını, politikayı, fikir çatışmalarını yok edecek tek zamandayız. En azından insanlığımızı anımsayacağız, yardım için elimizden geleni yapacağız diye düşünüyorum. Bir kez daha ve endişe içerisinde yanılıyorum. Şöyle bir doküman çıkıyor önüme. Okudukça sinirleniyorum, sinirlendikçe yazıyorum, yazdıkça bunları ortaya dökerek daha da güçlendiriyorsunuz diyenler çıkıyor karşıma, dehşete düşüyorum. Bastırılma, konuşmama, üzerini örtmeye alışkanlık göstermişiz… O yüzden ilkokul’da tarih kitapları arasına sıkıştırılmış çok önemli bir başlığı yeniden hatırlatmak istedim.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
Madde 2 - Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal veya sosyal köken, mülkiyet, doğuş veya herhangi başka bir ayrım gözetmeksizin bu Bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. … Continue Reading

Pazartesi tonu…

October 24, 2011 SANAT, WEB, alışveriş, blog, ŞEHİR 1 Comment

… hüzün, şaşkınlık, nefrete duyulan endişe, korku var… Gerçeğe beş dakika ara, geleceğe umut için şu iki siteyi seçtim…

8:00 zili, 8:15 vapuru, 8:30 işbaşı gibi sıkıcı saatlerden sonra hayatıma bir güzellik girdi. 8:09 videosu. denibanka.tumblr.com’da her gün 8:09’da yeni bir video yayına giriyor.Kullanımı ve manası oldukça açık: Müziksiz hayat hatadır, tak kulaklıklarını boşver erkek arkadaşıyla yaşadığı sorunu anlatan kızı, umursama toplantı yapmak lazım diyen patronu. … Continue Reading

Cazzzıırtt

October 20, 2011 ŞEHİR No Comments

Sonbahar film festivali (Filmekimi) bitti, Babylon’da caz festivali dönemi! Herkes gider mersine biz gidelim tersine kontenjanını doldurmak için iki konser seçtim.
Robert Glasper Experiment (20 Ekim Perşembe)
Amerikalı Robert, New York Magazine’in deyimiyle her hissi doğru yaşatan bir sanatçı. Bu konser kaçmaz çünkü: 1. Kendisi New York caz sahnesinin en önemli kulübü Blue Note’un sanatçılarından biri. 2. Şimdiye kadar Kanye West ve Mos Def gibi hip-hop’un dev isimleriyle çalıştı. … Continue Reading

Sonbahar temizliğine acıklı liste

October 18, 2011 müzik No Comments

Bilgisayarı açtım. Yapılacak işler defterimden bugünün programına baktım: Kırk bin küsür fotoğrafı eleme-silme yöntemiyle azalt diye not düşmüşüm. Patronu dinlemek lazım, işçi yanım boşveer dese de. Kahve aldım, Beayz fırından toplama ayçekirdekli galeta aldım, beyaz leblebi de aldım. Tamamım.

2007 yılına dönünce nostalji tavan yaptı. Yanına Orhan Atasoy- Gemiler güzel gider dedim nedense, Twitter’dan yazdım. Sonbahar temizliğine acıklı liste numara 1. Orhan. Atasoy, Baba olan değil. Sonrasında işler Twitter’da her zaman olduğu gibi etkileşim yoluyla gelişti. Aşağıda göreceğiniz isimler Pazartesi sendromunu online mecrada tüketmeye çalışanların katkısıyla oluştu. Tavsiye ederim. Ekim melankolisine iyi gidiyor.

1. Orhan Atasoy – Gemiler (anlamarama)
2. Mehmet Güreli – Kimse Bilmez (khande)
3. Babazula – Bir Sana Bir de Bana (gozyigit)
4. Babazula – Cecom (anlamarama)
5. Duman – Halil Sezai (ahu_k) … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

October 2011
M T W T F S S
« Sep   Nov »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31  

Blogroll

urbanconfessions

photo from Tumblr

If you want to build a ship, don’t drum up people to collect wood and don’t assign them tasks and work, but rather teach them to long for the endless immensity of the sea - Antoine de Saint-Exupery #venezia #venice #italy #igersitaly #travel #travelegram #portrait #people #sea #blue #cloud #cloudporn
(Piazza San Marco’da)

ARAMA

Duvar

Previous Next All
Latest on Sun, 10:01 pm

ok: Bu bir film sahnesi mi? Bu kadin Kate Moss mu?

» Cevap bırakın




iliskiler

üç nokta

March 16, 2013

2006′dan kalma bir yazı buldum bugün… Ali, Bitmemiş ilişkiler için mi üç noktalar dolduruyoruz yazıların içine yoksa söylenmemiş sözler için mi? Ya da belki şöyle yazmak gerekir bu cümleyi: söylenmemiş sözler yüzünden bitmemiş ilişkiler için… Küçükken çocukluğun korkusuzluğuyla her şeyi dibine kadar söyler, karşımızdakinin bizi dinleyip dinlemediğiyle bile ilgilenmezdik. Oysa büyüdükçe dinlenmek o kadar önemli [...]

Erteledim, kime ne!

February 26, 2013

Ertelediğim şeyleri düşündüm bugün. Mesela fatura ödemesi, mesela elektrik borcu, mesela vergi. Devletle ilişkisi, ilişiği, devletin hakkı olan her türlü konu. Hayatımı kurumsal hayattan kesip atmayı nispeten de olsa başarmış olan ben, devletle kalan mecburi bağlarımı da ertelemek yöntemiyle çözme yoluna gidiyor, sonunda tabii ki kabağı kendi başıma patlatıyorum. Sonuç: bol faizlisinden banka hesabımdan çıkan [...]

Bizi romantik komediler mahfetti

February 16, 2013

Tek başınalığa and içmiş (kadın) arkadaşlarım yalnız ölmekten korkuyor… Hayatlarına girmesi ihtimal dahilinde olan adamları “bu da bir gün beni üzecek/aldatacak/geldiği gibi hayatımdan gidecek” önsözüyle okumayı reddediyor. Sekizinci sayfada romanın onu alıp götüreceğinden, gerçekle bağlarını kesip yeni kurgu yazacağından habersiz. “At kendini, zıpla, uç” dediğim anlarda ya kapılıp da gidersem endişesi hakim bedende. “Kapılıp da [...]

çalışkan kadın

January 17, 2013

Yetişmesi gereken iki sunum var, üzerime giyecek tek şey yok, dudaklarım çatlamış hangi kremi kullanmak gerek, evde diş macunu bitmiş habersizim, bozulmuş ütü yüzünden bu gömleği giymek haram bugün, kaçan çoraba yedek bile almamışım bunun bir makinesi olsa sokaklarda dertleri arasında bir yerde kadın olduğumu unuttuğum anlar oluyor. Anahtar kilidi açıp masada (ya da yerde) [...]

Arkadaş olabilir miyiz?

January 7, 2013

Yatakta harikalar, mutfakta şaheserler, kanepede günün ilk saatlerine uzanan konuşmalar, sokakta seksek, takside o kız sana neden baktı/ o herif ne diye sigaranı yaktı üzerinden büyük kavgalar yaratabilen erkek ve kadının asırlardır çözemediği “kadın ve erkek arkadaş olabilir mi?” sendromunu inceleme seansına hoşgeldiniz. Yemek yersen karnın doyar, atkı takmazsan hasta olursun gibi kesin kuralları olmayan [...]