muhasebe

March 31, 2012 İLİŞKİ, ŞEHİR 2 Comments

Artık sevmediğin birini terk etmek kolay. Eşyaları toplarsın. Bavulların içine. Bazen bavul bile gerekmez. Çantaya sığarlar. Pahada ucuz, yükte ucuz beş on şey. Siyah sütyen, çizgili çorap, hırka, şort, allık, tekini bulamadığın spor ayakkabının sol tarafı, rimel, bir zamanlar havaalanından almış olup da hiç kullanmadığın makyaj seti, şapka. Yazdan bir günden kalma. … Continue Reading

Hastasınız Analog

March 30, 2012 ŞEHİR No Comments

Galata, Serdar-ı Ekrem Sokak’ta Paris, New York, Berlin, Lizbon’dan bile tanıdığımız Lomography dükkanı açıldı. Bu demek ki mor filtreli filmler, Holga’lar, balık gözü olayı, sardalya kutusundan çakma makineler, kitaplar, duvarlarda posterler, … Continue Reading

Bu hafta bitmeden yapılacak listesi

March 27, 2012 ŞEHİR No Comments

Arter’de: Uzun zamandır İstanbul’da görmemiş olduğum kadar damardan vuran işler var. 1952 yılında Beyrut’ta doğmuş, Londra’da büyümüş, Filistinli sanatçı Mona Hatoum, Hâlâ Buradasın sergisinde tesbih taşlarını güllelere, camı el bombalarını, rendeyi insan kesim aletlerine, elektrik kablolarını kana, saç tellerini örümcek ağlarına, lambayı bir savaşa dönüştürüyor.

Babylon’da: 27-31 Mart arasında yeni, müzik, İngiliz, Dubstep, blues rock, dark ambient … Continue Reading

Evde pidenin anatomisi

March 26, 2012 ŞEHİR No Comments

Cumartesi. Herkesin hurra modunda dışarı çıktığı bir Beyoğlu gününün aksine, ben evde kalıyorum. Bu sokaklarda olup da güzel kanepemde bulunmayan ne bir müzik, ne sinema, ne de hamur işi olabilir. Alıyorum telefonu elime. Sırayla şu numaraları tuşluyorum:2122929057. Alo, buyrun Datlı Maya. Tamam. Doğru adresteyim. Uzun zamandır pazar brunch’ına, öğleden sonrası pidesine, akşamüstü güvecine gitmek isteyip de bir türlü yer bulamadığımız dükkana telefonla canlı bağlantıda. Siparişi veriyorum: Güveçte ispir kuru fasulye
, yer fıstıklı kıymalı
 pide, … Continue Reading

Sana bir de video’dan bakayım İstanbul

March 25, 2012 ŞEHİR No Comments

(Yine) Karaköy’de buluşuyoruz. Önce ben varıyorum. Ops’un güneşli masalarından birine kendimi, rahat kanepesinin kenarına eşyalarımı bırakıyorum. Daha fesleğenli- beyaz peynirli tost mu yesem yoksa sucuklu bir şekil mi yapsam diye karar veremeden içeri iki (havalı, gülümseyen, Londralı mı Berlinli bunlar diye sıra sıra düşüncelere daldığım) kız giriyor. Gizem Elçi ve Deniz Gül. Bir diğer adıyla İstanbul’un video güncelerini tutan, yeni takıntım notonlyistanbul.com’un yaratıcıları; daha kişisel tarihime dönecek olursak kıskandığım, gıptayla baktığım, kaliteli kurguların ve gerçek hikayelerin anlatıcıları.

Dört saat. Hepi topu, güneş batmadan vaktimiz bu. Önce asla yanıtlayamadığım ben Hazal Yılmaz, şunu yapıyorum sorusuna bir cevap bulmam gerekiyor. Kameraya bakmadan, Deniz’e kaykılarak: Ben seri yazarım, Beyoğlu çocuğuyum, proje yaratıcısıyım, blogger’ım diyorum. Hangisi birinden daha gerçek bilmiyorum. Bu hafif çaptaki kimlik bunalımımdan sonra neden Karaköy’ü sevdiğimi anlatmam isteniyor. … Continue Reading

Karaköy hakkında lüzumlu notlar

March 23, 2012 ŞEHİR No Comments

Bir öğleden sonra. Bütün meyhanelerini dolaştım usulü bütün sokaklarında, dükkanlarında, pasajlarında dolaştım Karaköy’ün. Kıskandığım, gıpta ettiğim, internette görüp de bu videolar İstanbul’da neden yapılamıyor, yapılan kurgu sakil duruyor, sakil duran heyecan vermiyor diye düşündüğüm bütün işleri sonunda hastasıyım kategorisinde yaratıp, ortaya koyan notonlyistanbul ekibiyle, çekim esnesındaydık. Simit yedik, tavla turnuvasına sataştık, Rum Kilisesi’ne girmeye çalışıp da kapalı kapısından döndük, ama en çok aşık hissettik. Bir kez daha. İstanbul’a. Gülümseyen, film mi çekiyorsunuz diye merakla soran, bizi ötekileştirmeyen insanları tanıdıkça.

İşte o çekim sırasında aldığım notlardan birkaçı da burada. İşine yararsa…

Liman mahallesinin yeni kahvesi Ops’un başında eski bir kaptan var. Denizleri terk edip karaya çıktıktan sonra önce dekorasyonuna vurulup da kahvesine tavlandığım, sonra rahat kanepelerinde bazlama ekmeği arasında beyaz peynir-fesleğe ikilisiyle gelen leziz tostları keşfettiğim bir mekan açmış. Lambalara, karolara, açık mutfağa, pencerelerden içeri teklifsiz-şartsız giren ışığa hasta olunca peki bu leziz dükkanı kim yaptı diye soruyorum. Mimar … Continue Reading

ucundan, azıcık

March 21, 2012 İLİŞKİ No Comments

Bugün bir kadının kuaförde neden saatler geçirdiğini daha iyi anladım. Bugün bir kadının sadece tırnaklarım güzel dursun, kaşlarım incelsin, tüylerimden kurtulayım, bu saç rengi tipime uyar mı endişeleri yüzünden değil, daha derin kaygılarla o koltuğa oturduğunu gördüm. Bugün bir kadının kahküllerin hizaya getirmek için saatler harcamasındaki esas nedenin başka kadına ya da adama, iş yerindeki patrona, aynada kendisine, kocasına ya da sevgilisine güzel görünmek olmadığını öğrendim.

Bugün kadın kapıdan içeri girdi, her zamanki yerini dolu bulunca, kırgın, yandaki koltuğa yöneldi. Çantasını oğlanlardan birine verdi; çayını getirsin diye Arda’yı yanına getirtti; saçlarını yıkaması için köşede duran, sivilceleri henüz çıkmış çocuğa el etti; … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

March 2012
M T W T F S S
« Feb   Apr »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]