Yeni idolüm: Fred Nicolay

April 28, 2012 Brüksel No Comments

Sabah henüz afganım patlamamış. 8:30. Saint Gilles bölgesinin sonunu belirleyen Parc de Forest’in içinden yürüyorum. Hava yağmurlu. Brüksel’e uygun olarak. İstikamet sütlü kahve açlığımı giderebilmek için Bar du Matin. Takribi süre beş ile yedi dakika arasında…

Rüzgarda dönen harfli tabelasını gördüğüm anda heyecanlanmama sebep oluyor mekan. Yüksek camlar ve Art Nouveau kapı arkasına gizlenmiş, tahta sandalyeleri ve küçük masalarında işlerine gitmeden gazetelerini okuyan Brükselliler var. Bara ilerliyorum, masaya servis olmaması Brüksel kahvelerinin pek çoğunun ortak özelliği. Siparişi verip, 3 Euro’yu konturara bırakıyorum. Bir de croissant kapıyorum yandan. Bütün mekanı görebileceğim açıda, köşede bir iskemleye tünüyorum. Müşteri profili yeni evli, yeni çocuklu ailelerden, 70 yaşını aşmış yakışıklı beylere, önlerinde bilgisayarı açık freelance iş yapanlardan, kitaplarını okuyan avukatlara kadar geniş, sınıfsız, yaşsız. Az sonra Brüksel’de 17 yıldır yaşamakta olan sanatçı Ali Cabbar oturuyor karşımdaki koltuğa. O anlatıyor Bar du Matin’in ve ardından bayılacağım pek çok yerin hikayesini. … Continue Reading

Brüksel. Sakin.

April 20, 2012 Brüksel No Comments

İyiydi keyfim. Acelesiz. … Continue Reading

3B (Brüksel.Bavul.Bira.)

April 18, 2012 Brüksel No Comments

Bazen uyanıyorum. Pencere aralığından gördüğüm gökyüzü saatin yedi olabileceğini düşündürüyor bana. Yarı açılmış gözlerim arasından, yatağımın üzerinde duran bilgisayarıma bakıyorum. 7:12. Yanılmamışım. Radyasyon yayan maddeleri on metre uzağında tutman lazım, hele ki uyurken diyorlar. Malikanelerde yaşamayı standart koyan sağlık örgütü kurallarının hastasıyım. Belki her çaldığında cevap verecek bir kahya da bulurum. Terliklerimi getirecek, dolma saracak, sabah kahvaltısı için portakal suyunun içine greyfurt katacak, evde, hayatımda, yatak odamda kalabalık yaratacak.

Bugün günlerden ne diye düşünüyorum… Çarşamba. Karanlık. Beynimde yeniden bir rüyaya dalmama engel olan işler listesinde; bavul yapmak; … Continue Reading

Yağlı ballı, Ryan’lı gün

April 18, 2012 ŞEHİR No Comments

Pazartesi… düşen ilk mail’in. Uzun cevapların, henüz tamamlanmamış, ve hemen, şimdi, acil bitmesi gereken önemli işlerin.

Salı… genellikle Pilates, kasları güçlendirme, daha da dik durma, daha da gerinme, 30 yaşından sonra vücuduna daha da iyi bakma hareketlerinin.

Çarşamba… ender dört kişi oturduğumuz masanın etrafında, işten, ilişkilerden, aşklardan ve başarısızlıklardan bahseden arkadaş muhabbetinin.

Perşembe… mecburi alışverişin. Toplantıya giyecek ceket, eteğin altına uygun topukta ayakkabı, yarısı çıkmış ojelerimden kurtulmak için banyoda aseton yok diye. … Continue Reading

İstanbul’da, gelecek seans

April 15, 2012 ŞEHİR No Comments

Karaköy’den bildiğin Maya Lokantası, Şişhane’de sadece gündüz çalışma konseptiyle yeni mekan açıyor. Yakında kahvaltıları sadece orada yersem şaşırmam.

Biletleri anında tükenen Kings of Convenience, solistin gözüne gelenler yüzünden 12-13 Nisan da gelemedi. Hala, dinlemek için ümit var yani. Bakarsın konser tarihi belli olunca adalarda, Moda’larda ve başka diyarlarda olanlar yerlerini devretmek zorunda kalır.

Bu yaz müzikle geçecek, onlar konuşurken, sen geride kalma diye, kısaca, bilet alınması şart olanları geçeyim istedim, kararını sen verirsin… Tanıtmak lazım olduğunda indie folk tipinde dediğimiz, sabah ilk iş parçalarını çaldığımız Feist 25 Ağustos’ta; sokak şarkıcısından modern zaman Edith Piaf’ına dönüşen Zaz 27 Haziran’da; çocukluğumun lise festivallerinde bütün okul gruplarının ezbere çaldığı iki şarkının (Californication, Otherside) yaratıcıları Red Hot Chili Peppers 8 Eylül’de; çimenlerde uyumasını sevdiğim festival Chill-Out 20 Mayıs’ta. … Continue Reading

Zincirlere vurulma

April 14, 2012 ŞEHİR No Comments

Building. Bir: öz be öz bina, hacimsel ve cisimsel olarak beton yığını. İki: inşa etmek, yaratmak, yapmak. Üç: (İstanbullular için) Galata’da pek çok tasarımcının koleksiyonundan ürünler bulunabilecek, modayı anlama ve satın alma alanı. Geçtiğimiz hafta yeni sezonu açtı. Zeynep Tosun gömleklerini ay başında alınacaklar listesine attım; Selim Baklacı tasarımlarına her zamanki gibi hayran kaldım; Tru Project neon renkli t-shirt’lerin sarı, pembe ve turuncusundan birer adet kaptım. Ama asıl ilgimi, dikkatimi, Chain Reaction’ın zincirden yapılma bileklikleri … Continue Reading

Fransız usulü Le Fumoir

April 8, 2012 ŞEHİR 2 Comments

Bir sokağın değiştiğini görüyorum. Geceleri taksiye binmeden sakın eve gelme, Tünel’den aşağı yürüyeceksen arkadaşların bıraksın diye tembihlendiğim yollar, şimdilerde ellerinde bavullarıyla seyreden turistlerin, yeşil plakalı arabalarıyla sekiz bin lira kira verdikleri evlerine dönen bürokratların, yüz seksen dakikaya uzatılmış biz dizi için elbise arayan stilistlerin, ellerinde kamera Doğan Apartmanı avlusunu mesken edinmiş fotoğrafçıların, on altı yaşında Gossip Girl etkisiyle yirmi altı gibi davranan genç kızların, buğulama balıkçıların, tek dilimlik pizzacıların, ananası sopaya takan büfelerin, saati 5 TL’lik otoparkların, patileri yere basmasın diye özen gösterilen köpeklerin meskeni oluyor. Başkalaşıyor, çoğu zaman benim durduğum yerden bakınca Serdar-ı Ekrem Sokak, ötekileşiyor. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

April 2012
M T W T F S S
« Mar   May »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]