körfez açıkları

May 29, 2012 İLİŞKİ No Comments

Bu yazı Metronomy- The Bay eşliğinde yazıldı. Okunmalı.

Çekmecede… üç külot, paketinden fırlayıp da kullanılmamış jilet (muhtemelen seyahat bavulundan kalma), fotoğraf makinesinin ara kablosu, çorabın sol teki, başka çorabın sağ eşi, üzerinde diş macunları kurumuş fırça, gömlek düğmesi, iPhone şarjı, on adet beyaz leblebi, hiç açılmamış mektup, o son konyağı içtiğimiz kahveden aşırdığım bardak, buruşturulmuş peçete (ağlama seanslarından birinde cebime tıkıştırmış olduğumu düşünüyorum), not kağıtları, aksak tükenmez kalem, tarihi geçeli yıl olmuş prezervatif kutusu, erimiş kırmızı ruj. Kısaca anımsamaları acı verdiği için kapalı raflar arasına gizlediğim objeler.

Elimde… sigara (sana eşlik etmek için tüttürmeye başlamıştım ya, bak şimdi paketi duruyor masada). … Continue Reading

mektup arkadaşım

May 28, 2012 İLİŞKİ No Comments

Yan masa muhabbetlerini bıraktım. Bu aralar bizim masada dönüyor konu.

Bir dirty martini sipariş ediyorum. Üç zeytinli geliyor. Biri yemek, diğer ikisi tat versin diye. Ne oldu diye geçiyor aklımdan. Kelimeleri yan yana koyup cümle yapmak zor geliyor ama bir yerden giriyorum mevzuya. Seni uzaktan gördüm, beğendim, yanında olmak istedim, fütursuzca arzuladım, ertesi sabah çaktırmadan kaçar mıyım, kahvaltı eder miyiz, üç günlük romans mıdır yoksa beraber arabaya atlar yola çıkar mıyız diyen adamlara ne oldu? Bilmiyorum ki diyor yanımda oturan üç kadın aynı anda. Ben de aynı dertten müzdaripim.

Sevişmeden, sevişip de öpüşmeden, hiç dokunmadan 24 saat yanyana geçen ilişkiler yaşıyoruz. Sabah mesaj gelmiş ben daha gözlerimi açmadan: Günaydın mı, öğlen telefon çalıyor: ne yemek yiyeceksin, akşamüstü seni düşündüm tadında mail’le geçiştiriliyor: … Continue Reading

Davetiye #3: Metronomy & The Door Cinema Club

May 27, 2012 ŞEHİR No Comments

Lafı dolaştırmadan konuya girmek istedim. Zira anlatacaklarım hepinizin ilgisini çekecek.

28 Haziran Perşembe günü, Pozitif Günler dahilinde İngiliz üstad Metronomy İstanbul’a geliyor. Yanına da Two Door Cinema‘yı alıyor.

Ben bu konseri izlemek adına Berlin ve Paris programları, Çeşme’de bekarlığa veda partisi, iki yemek davetini reddettim. Sen de gelmek istersen diye düşünerek 3 de davetiye ayarladım. … Continue Reading

İbiza’da müzik tamam

20 yaşımda, zar zor biriktirdiğim parayla kendime lacivert, bas’ları tizlerinden farklı olmayan bir müzik seti almıştım. Jim Morrison, Janis Joplin, hala ve daima Beatles, Jamiroquai, Red Hot Chili Peppers, Nina Simone idollerimdi. Karma kasetten kırmızı kalemle üstüne set listesi yazılan CD’lere yeni geçmiştik. En büyük başarın nedir diye sorsalar festivallerde Tori Amos, Erik Truffaz, Joan Baez, Jane Birkin, Chemical Brothers, … Continue Reading

Alman malı, kullanmalı

May 20, 2012 ŞEHİR No Comments

Café de Paris’nin 19:00’da dolmaya başlamış masalarını geride bırakıp, Canım Ciğerim’in sokağından içeri dalıyoruz. Kokular karnımı acıktırıyor. O sırada vitrinin arkasında gördüğüm Berlin tavrı dikkatimi dağıtıyor. Başımı kaldırıyorum. Duvarda Wondrous by Senso Unico (Made in Germany) yazısı var. Aaa yeni dükkan açmışlar diyorum Hakan’a, içeri giriyoruz, arkamızdan da mekanın sahibi.

Konuya, onun üç dakikada öğrendiğim hikayesini anlatarak başlarsam daha doğru olacak sanırım. İsmi Mika. Çocukluğunu Hatay’da geçirdikten sonra Köln’e yerleşmiş. Arada bir gidip geldiği İstanbul’a da biraz abisinin zoruyla, hadi vaktidir bu şehirde hünerlerini göstermenin demesi yüzünden dönmüş. Hüner diyince sadece dükkanı açmaktan bahsetmiyorum. İçerideki kıyafetler bir zamanlar film setlerinde kullanılmış kumaşlardan, … Continue Reading

İlişik almaz

May 19, 2012 İLİŞKİ No Comments

Günaydın‘la başlayan, şimdi eve gidiyorum, The Notebook izleyeceğim temasında devam eden günler yaşıyoruz. Çok fazla mail gidip geliyor, çok fazla kelime ortaya dökülüyor, çok fazla birlikte oluyoruz tenlerimiz değmeden. Oturduğum anda düşünsem, iki gözünün ortasında bir burnu var, vodka yerine toniğin yanında cin ister, gömlek sever, mavi pantalon giyer, zaman yaza yaklaşırken gereğinden çok spor yapar, yürümeyi sevmese bile bana eşlik eder, eti sebzesiz tüketir, takside öne oturmaz haricinde bir tasvir gelmiyor aklıma. Parfümünü, traş losyonunu, çoraplarının rengini görmemişim.

İki ayrı odadayken konuşuyoruz. Geleceğe yatırım yapan programlar öneriyor: Haftaya Ağva’ya gidelim, tadında. Çok iyi bir şarap var evde diyebiliyorum. Ancak o kadar sonrasını hesaplayabiliyorum. … Continue Reading

Ayakkabı-Gözlük Müzesi

May 18, 2012 ŞEHİR 2 Comments

Cennet. Ayakkabı ve gözlük seviyorsan (kim yok ben tercih etmiyorum diyebilir ki buna?) mekanı ancak böyle tanımlayabilirim. Sol tarafımdaki masada Super gözlükler, onun hemen ilerisinde sayısının yüzü geçtiğini düşündüğüm Melissa ve Mel’ler.  Ama benim asıl favorim, sağdaki raflarda duran, Barcelona’dan henüz getirmiş oldukları urban sneaker olarak bahsi geçen, giy, hem rahat ol hem şık modeli Aro’lar. Yeşilinin hastası, kırmızısının aşığı oluyorum. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

May 2012
M T W T F S S
« Apr   Jun »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]