Pazar günü programı

September 30, 2012 ŞEHİR No Comments

Şansımız yerinde, bugün Maçka Küçükçiftlik Park’tayız! Televizyonda bile bir şey yok tadında geçen Pazar gecelerine inat, bu akşam Urban Festival var. DJ setinde Danimarka’nın bağrından dünyaya kopma Trentemøller; canlı yayında Norveçten ithal Röyksopp. … Continue Reading

Geçen hafta olan biten

September 30, 2012 ŞEHİR No Comments

New York’u özlüyorum. New York’u özlüyorum. New York’u özlüyorum, diye üç kere söylersem, New York ayağıma gelirmiş. Gradiva Otel içine açılan Nublu bunun kanıtı. En son on beş yaşımda Roxy’de izlemiş olduğum, İlhan Erşahin’in ilk tayfalarından Wax Poetics açılış için teşrif etti. Sahnenin önünde esaslı caz eşliğinde kendimizden geçerken, kapıdan çıkınca ilk metroyla Williamsburg’a döneceğimiz yanılsamasına bile kapıldık. Onun yerine hayat bizi Kasette’e götürdü. Olsun. O da tamam. Bir de şu İstanbul gece hayatı 4’te kapattık sonuna mahkum olmasa… Önemli not: Gradiva Otel’in terasında Haliç manzarasına bakıp ne hayaller kurdum o gece. En kısa sürede akşamüstü gidip, güneşi batırmaya!

Benim için İstanbul, Babylon sezona başlangıç partisini yaptığında açılır. Tatil bitmiş, arkadaşlarıma kavuşmanın heyecanıyla eve dönmüşümdür. Geçtiğimiz Salı önce yeni kokteylleri tanıtma etkinliğiyle sakin başlayan gece, ardından Club Bangkok seti sayesinde dans dans ve saatlerce dans moduna dönüştü. Öncelikle bu yıla esaslı bir kokteyl menüsü hazırlayan Babylon’a, ardından da müzikte ve mutluluğumda emeği geçen Club Bangkokçular’a t … Continue Reading

+16

September 24, 2012 İLİŞKİ 1 Comment

15 yaşımın herşeyi bildiğinden emin ukala yıllarında, mektup yazma modası vardı. Oğlanı Pearl Jam konserinde görüp etraftakilere “bu kim?” sorusunu bıkmadan tekrarlamak suretiyle adını öğrenmeye odaklı bu konsept şaşmazdı.

Biri mulaka Galatasaray, İstanbul Erkek, Üsküdar Amerikan, Alman liselerinden birinde okuduğunu; isminin Can, Cem ya da Ali olduğunu yumurtlardı. Ardından arkadaşının arkadaşına mavi tükenmez kalemle yazdığın sayfaları vermek; okulun kapısında beklemek … Continue Reading

Beyoğlu’nda gezeriz

September 23, 2012 ŞEHİR No Comments

Bir Cuma akşamı, Beyoğlu’nda yeni mekan bulma arayışlarımız sonucunda Rehab’in (Meşrutiyet Caddesi. No:69A) kırmızı halılı kapısından içeri dalıyoruz. İlk izlenim: havalandırma faul. Beş dakikada sırılsıklam. Ancak geceyarısından sonra direklere tırmanan dansçılar ‘Amsterdam’a mı geldik?’ tadında bir merak yaratıyor. Klimalar bir an önce çalışsa, biz de layığıyla rehabilitee olsak isteğiyle ortamı terkediyoruz.

Yine aynı gece. Durak iki: isminin hastası olduğumuz The Fuck is Back partisi nedeniyle: Chunk (Saka Salim Çıkmazı, Kısmet Han 3, Beyoğlu). Cin&tonik, Jager Bomb (şat Jager’i geniş bardağın içinde ters çevirip üzerine enerji içeceği dökmek suretiyle yapılan patlayıcı nesne), iki bira toplam 60 TL. Ucuz olması, müzikal açıdan vasatın üzerindeki duruşu ve nefes almamıza ayarlı havalandırmasıyla özellikle parasız zamanda eğlenilecek yerler listesine alınıyor Chunk. … Continue Reading

fazla

September 20, 2012 İLİŞKİ No Comments

Gündem maddesi (22:15): O son palamutu yemeyecektim. Hele Freshies’e güvenip kırmızı soğanları da götürmek hiç iyi olmadı.

Daha önemli gündem maddesi (01:26): O son iki şatı içmeyecektim. Bak şimdi mide bulantısına karışık bir heyecan arayışı, onun akabinde de bipolar kişiliğin getirdiği eve kaçma dürtüsü kapladı bedeni. Yorganın altına saklanıp katıla katıla ağlamalı mı, yarım saattir gözlerini dikmiş basiretsiz oğlanla “Merhaba” diyerek tanışmalı mı? … Continue Reading

Çok Gezen’in Hatıra Defteri

September 19, 2012 ÇOK GEZENLER KULÜBÜ 1 Comment

Üst not: Ekim ayında piyasada olacak F’Mag için yazıldı

Bir dergi için röportajdayız. Kendinizi üç kelimeyle özetleyin tadında klişe soruyu “Ben çok gezerim” diye yanıtlıyorum. Daimi tatilci havasındaki bu eylemin aslında yaşama nedenim olduğunu anlatmak için birkaç cümle daha gerek…

“Elimde bir kimlik var. Üzerinde adım, doğum tarihim, uyruğum, dinim yazıyor. En sevdiği yazar Albert Camus, vazgeçemeyeceği müzisyen Jim Morrison, her gün yese sıkılmayacağı yemek kıymalı patates, sabah kahvesine eşlik eden şarkı Real Tuesday Weld – The Day Before You Came gibi detaylardan hiç bahsedilmemiş. Kimliğim, beni anlatmıyor. Sıkıcı kağıt parçası olmaktan öteye gitmiyor.

Pasaportum bu konuda daha becerikli. Sınır kapısında vurulan damgalar, dönüştüğüm insanın sinopsisi. Yaş 16. Paris Charles de Gaulle Havalimanı’na indiğimde bir yıl annemden uzakta geçecek AFS yolculuğunun başındayım. Yaş 20. New York JFK, 11 Eylül’ün bir yıl öncesinde, terorist, savaş, ölüm kavramlarıyla tanışmamış olduğu için sakin. Yaş 25. Üniversitenin dünyayı hiçe sayan yılları bitmiş, Kreuzberg’de bundan sonra ne yapacağım endişeleri içinde biramı yudumluyorum. Yaş 26. Prag’da, Viyana’dan beni görmeye gelecek bir oğlanı beklerken Amsterdamlı Thomas kafamda karışıklık yaratmak amacıyla çıkıyor karşıma. … Continue Reading

ötekisizlik

September 17, 2012 ŞEHİR 1 Comment

Olasılıklara inanan biriyim. Zamandan, mekandan, konuşulan dilden, inanç duyulan dinden ayrı olarak insanların birarada yaşayabileceğine, iletişim kurabileceğine, yanındakini ötekileştirmeden varolabileceğine de… O yüzden bu inancıma destek çıkan “an”lar karşıma çıktığında önce tüylerde bir ürperme, ardından yüzde gülümseme yerleşir bedene, işte! diye düşünürüm. Kim demiş o ve bu arasındaki uçurumlar o kadar derin.

Pazar günü, İstiklal Caddesi’nin ananas dilimine hücum eden turistlerinin, Zürafa Sokak’ta tatmin arayan askerlerinin, sokak çalgıcıları önünde fotoğraf makineleriyle yerleşmiş meraklılarının arasından sıyrılıp Tarlabaşı’ndaki Streetart İstanbul “Renovation” sergisine gittim. Çöpler, moloz yığınları, iki bina arasına gerilmiş çamaşırlı sokakları geçince metruk iki binanın önüne yerleştirilmiş bir DJ, çoğunluğu yabancılardan oluşan kalabalık, boya kokusu karşıladı beni.

Katlar arasında gezindim, dünyanın ve Türkiye’nin pek çok yerinden gelmiş sanatçıların yakında yıkılacak duvarlar üzerine çiziktirilmiş işlerine baktım. O ana kadar bu olayın bir parçasına dönüşmüş olmaktan memnundum da, asıl zevk az sonra DJ’in Roman havası çalmasıyla başladı. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

September 2012
M T W T F S S
« Aug   Oct »
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]