patalojik sabırsız

October 25, 2012 İLİŞKİ 1 Comment

Önümdeki tabak ne kadar dolu olursa olsun, bayram masasında ya da rakı sofrasında sınırsız çeşit gidip gelsin, küçük posiyonlarda, yavaştan yerim ben yemeğimi, tadına vara vara. Aman kaçacak, önden stoklayayım endişem olmaz. İçkiyi de öyle bak. Yudumuyla içerim. Şat diye tutuşmuşsa elime, üçüncüden sonra bir dur çekerim. Hafiften kafada dönme, bedende istemsiz tökezleme hareketleri başlamışsa, karaciğeri doldurduğu kadarıyla yetinirim.

Ama, ne zamanki beynime gelecekten bir enstantane düşmüş olsun, diyelim ki kendimi bir ay sonrasında Londra’da barda hayal edeyim, elimde Guiness’le; ya da projeler kuşağında bugün İstanbul’u tepeden tırnağa gezmek, mahallenin pidecisinde kıymalı kaşarlı söylemek olsun; hatta evimde o nefret ettiğin kanepe yerine geçen vitrinde görüp de “2000 TL çüş” diye almadığım ama köşesine yerleştiğinde pek yakışacağından emin olduğum derinlemesine genişleyen koltuğu hatırlayayım, sabırsızım. Ya şimdi benim olacaksın, … Continue Reading

Kanepe Muhabbetleri: Allen Hulsey

October 23, 2012 ŞEHİR No Comments

Part 1: Get to know Allen (tr. Birinci bölüm: Allen’ı tanıyalım)

So Allen, who are you? (tr. Allen, kimsin sen?)

So you are a musician, can you play us one of your songs? (tr. Müzisyen olduğuna göre bize şarkılarından birini çalar mısın?)

Imagine your dream band. Who would be playing on that? (tr. Hayalindeki grupta kimler çalar?)

You mentioned your band Muj, can we listen to one of your songs? (tr. Muj isimli grubundan bahsettin, bir parçanızı dinleyebilir miyiz?)

This is a cliché but a good one, who are your favorite guitar players? (Bu klişe olabilir ama iyi bir klişe, favori gitaristlerin kimler?)

Dubai’den geldim, haberler bende

October 22, 2012 Dubai No Comments

Huyumdandır. Bir yere gitmeden mahallelerini, sosyo-ekonomik durumları, politik duruşu, yaşam koşullarını okurum. Fikir edinmek, harcayacağım parayı bilmek, yerel insanların geleneklerine uyum sağlayabilmek isterim. Dubai beni şaşırttı. “Arap” prototipi olarak dünya algısına yerleşmiş hemen hemen bütün önyargıları kırdı.

Burada herkes içten gelen bir istekle, mutlulukla, merakla çalışıyor.Para biriktirmek için bir iki yıllığına çocuklarını, eşlerini, Endonezyalı bakıcılarını toplayıp göç eden expat’ların yaşadığı Jumeirah, Dubai Marina gibi daha gelişmiş bölgelerden tut; Al Ras, Al Souk, Satwa gibi Araplar’ın, Hintliler’in, Pakistanlılar’ın yaşadığı semtlere; Dubai Mall, Emirates Mall, metro, otobüs, minibüs, taka, taksiye kadar her yerini gördüm. Garsonundan çöp toplayanına, inşaat işçisinden manikürcüsüne herkes gülümseyerek, saygıyla, kurallara uyan ama kibarlıktan asla taviz vermeyen … Continue Reading

Kanepe Muhabbetleri’ne giriş

October 18, 2012 ŞEHİR No Comments

Bu olay yeni. Herkesi en rahat olduğu yerde, yani kendi kanepelerinde üç beş on soruyla taciz ediyorum. Onlar da bana en olağan hallerinde, videonun karşısında cevap veriyorlar. Amaç kimdir, nedir, nereden gelmiştir klişelerini bırakıp, bu adam/kadın/kız/oğlan çocuğu ne yapar merakımızı gidermek.

Kanepe Muhabbetleri’ne işinizle değil, hayallerinizle oturmanız dileğiyle…

Başlıyoruz…

Gelecek program: konserler

October 17, 2012 ŞEHİR No Comments

Glasgow’lu müzisyen Gareth Dickson, akustik gitar ile düşsel şarkı söyleme yaklaşımıyla Ses ve Müzik Keşifleri II başlığı altında, 17 Ekim 19:00 Salt Beyoğlu’nda.

Önceden jingle’larıyla bildiğimiz, Kasım’da “Güzel” parçasıyla (bu arada beğendim ben tonunu) tanımaya başlayacağımız Mert Tünal, 17 Ekim’de Kiki’de.

Eski, yeni, akustik, sesli…123 bütün parçaları bir arada 17 Ekim’de SalonİKSV’de.

Kolektif İstanbul, 18 Ekim, Babylon konseri için “Hoplayabilirsiniz, zıplayabilirsiniz, bağırabilirsiniz, yeni videolar izleyebilirsiniz, Sepultura’dan refuse/resist dinleyebilirsiniz,” diyor ve elbette gidilmesi gereken geceler listesine giriyor.

Tasarım Bienali İstanbul’da başladı, 12 Aralık’a kadar sürecek. En iyiler listemi yapmak için olan biteni görmeyi bekliyorum, siz de programa bakıp kendinizinkini çıkarmak isterseniz.

Peyote’nin üç katında müzik, 20 Ekim Cumartesi, post-rock, ambient, indie-electronica ayarında 22:00’de başlıyor. Üstelik girişte kimse size 10 TL demiyor. İndieCity Festivali’ne bir göz atıp, adını yeni öğreneceğiniz yerli müzisyenlere hayran kalabilirsiniz.

Lykke Li’nin popüler parçası I Follow Rivers’a yaptığı akustik cover’la bildiğimiz Belçikalı rock grubu Triggerfinger da 20 Ekim Cumartesi Ghetto’da.

Fasulye-Pilav-Turşu-Ayran

October 16, 2012 ŞEHİR No Comments

Sürekli en yeni açılmış, terası pek güzel, caz müzik yapan, ekmeği yuvarlak kesim, şarabı kristal kadehte servis eden, bir tabak makarnanın yanında gelen ince kıyım ete 40 TL verdiğimiz mekanlarda gezmekten, karnımızı, gözümüzü, gustomuzu doyuran lokantaları unutmuşuz olabiliriz endişesiyle, klasiklerden birini anımsatmak istiyorum.

Fasuli, adından da anlayacağınız üzere kurufasulyenin yeri. Kokuların burnunuza dolduğu masalarından birine oturunca önce taze somun ekmek yanında acı biber turşusu ve soğan tabağı servis ediliyor. … Continue Reading

Geçen haftadan iki not

October 15, 2012 ŞEHİR No Comments

Not 1:

Hasköy’de taş fırından çıkma kıyma üzerinde erimiş bir pide yedim, yanında da elma sirkesi dökülmüş ince kıyım salata vardı. Garson beye hesabı sorduğumda 7 TL dedi. Pidenin kalanını götürmem için paketi hazırladı, üzerine de bir bardak çay verdi. Bu deneyimi yaşamamda emeği geçen Adidas All Originals Party’e teşekkürlerimi sunarım. Bu arada partide olanları da kısaca anımsayalım: Sam Sparro sahneye çıktığında kalabalıklara karışmadan kaçalım hayalimizden vazgeçip en ön saflarda yer tuttuk. Amy Winehouse, Lily Allen, Adele, Kaiser Chiefs gibi taptığım pek çok ismin prodüktörlüğünü de yapmış olan Mark Ronson, DJ kabininde yine hepimizi dans komasına soktu. Mekan inanılmazdı, New York’taki PS1 partilerinden farkımız kalmamıştı. Dövmecilere birinci biralarını almadan gidenler şanslıydı çünkü sıraya kalmadılar, “hadi bir şey yaptırayım” spontan kararıyla kollarını dövdürenler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim ama. BMX’le gösteri yapanlara takıldım uzun uzun, çoğu öğrenme aşamasında olsa da, bende olmayan … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

October 2012
M T W T F S S
« Sep   Nov »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]