Bu aralar İstanbul’da

January 21, 2013 ŞEHİR No Comments

Genç Modern isimli 21-40 yaş arası katılımcılara açık bir oluşum var. Üye olduğun andan itibaren sana özel sergi gezileri, söyleşiler, galeri ziyaretleri ve özel davetlerin olduğu platforma dahil oluyorsun. Ayrıcalık bu değil de, nedir?

Moğolların Meryemi Kilisesi’nin hiçbir zaman camii olmadığını, şimdi Arap Camii olarak bilinen … Continue Reading

Kapitalist komün Sumahan

January 20, 2013 ŞEHİR No Comments

Karaköy’deki Sumahan’ın yapım onarımları başladığı zamanlardan beri takipçisiyim. Avrupa’da pek çok örneği bulunan komün hayatının, İstanbul’daki en güzel örneği kendisi. Birincisi referansınız olmadan daire kiralamanız mümkün değil, o yüzden yaşayanlarla arkadaşlık etmeniz gerekli. İkincisi Anush Dallakyan isimli mücverinden böreğine, keçi peynirli mantarından mercimek köftesine leziz Ermeni yemekleri yapan bir anne yarıları var. Her gün öğle ve akşam saatlerinde yatılı okul modeli menüler hazırlıyor, masaya diziyor. Üçüncüsü sanatçısından gazetecisine, editöründen müzisyenine beraber projeler üretebilecek tipler kimi zaman bilardo masası çevresinde, başka zaman ikinci kattaki oturma odasında, bazen birinin evinde, arada Zero ve Le Cool dergilerinin ofislerinde, sıklıkla da ortak yapım partilerde buluşuyor.

Neyse. Benim kıskançlıklarım, kendi Sumahan’ımı yaratma hayallerim devam ederken projenin sahibi Süreyya ve Cengiz’in bina içerisindeki evlerine konuk oldum ve şu bilgileri edindim:

  • En alt katına Academie Leon isimli mini güzel sanatlar akademisi kurmuşlar. Ben gittiğimde atölye çalışmalarında çizim dersleri sürmekte, ilk serginin açılışı sebebiyle şarap kadehleri parlatılmaktaydı. İsteyen hayatını değiştirmek için buraya geliyormuş, dileyen sadece ilham almaya.

  • Bir zamanlar rakı distülasyonları yapılan mahseni şimdi yoga ve dans derslerinin yapılacağı her tarafı aynalı stüdyoya çevrilmiş. Laf aramızda seksi danslar öğrenmek isteyenlere de sınıf açacaklarmış.

  • Gelecek planlarında yurdışından kendilerine başvuracak heykeltraş, ressam, müzisyenler için rezidans programları varmış. Sanırım en iyisi kendime uygun bir proje yaratarak, yabancı kontenjanından Sumahan’a sızmak.

Yanıkkapı sokak, no:3 / Tel: 0530 774 09 64

O döneri buldum!

January 19, 2013 ŞEHİR No Comments

Peyniri içinde güzelce erimiş, üstü tam kıvamında kızarmış tost aramalarım sona erdi, bu ödülü Galata’daki Petek Büfe kaptı. Ardından yeni misyon edindim: sossuz, kaşarsız pek güzel döner’i nerede yiyeceğim?

Etrafımdaki herkese “içine at eti karışmış spekülasyonları dönmeyen, kayış gibi ağzında dolandırmadığın döner yedin mi hiç” sorularım dur durak bilmezken geçenlerde katıldığım Paha Biçilemez İstanbul gezisi bu derdimin de dermanı oldu ve beni Karaköy’deki … Continue Reading

çalışkan kadın

Yetişmesi gereken iki sunum var, üzerime giyecek tek şey yok, dudaklarım çatlamış hangi kremi kullanmak gerek, evde diş macunu bitmiş habersizim, bozulmuş ütü yüzünden bu gömleği giymek haram bugün, kaçan çoraba yedek bile almamışım bunun bir makinesi olsa sokaklarda dertleri arasında bir yerde kadın olduğumu unuttuğum anlar oluyor.

Anahtar kilidi açıp masada (ya da yerde) sonlanıyor. Tuvalette iki dakikalık moladan sonra en kolayımdaki t-shirt’ü üzerime geçirip yorganın altında, yatağın en ucunda yer ediniyorum kendime. Öyle küçülüyorum ki yanımdaki adam elini sokacak bir aralık bulamayıp saçlarımı okşamakla yetiniyor.

Sabahın erken saatlerindeki toplantıda söyleyeceklerimi ezberlemek endişesiyle, elimde telefon barın kimsenin beni göremeyeceği kuytularından birine saklanıyorum. Yirmi dakika sonra ortaya çıktığımda arkadaşlarımın yarısı gizli bir ilişkim olduğundan şüpheleniyor, kalanları çoktan gitmiş olduğumu varsaydığından “Sen hala burda mıydın?” diye soruyor. Eskiden olsa tuvalette makyaj tazelediğimi ya da seviştiğimi düşünen kalabalıklardan eser yok. … Continue Reading

Bölüm 1: Dürin

January 15, 2013 Uncategorized No Comments

“Kız olursa ismi Hazal olsun” dedi Dürin.
 Erkek olursam Cem ya da Sinan olacağına ‘Bu çocuk doğmalı mı?’ kurulu toplandığında karar verilmişti zaten. Otobüste, Bab-ı Ali olarak bilinen Sultanahmet Mahallesi’ne doğru ilerlemekteydiler. Annem gülümseyerek başını salladı. Yedi ay sonrasını düşünemeyecek kadar yorgundu zihni.
“Olsun” dedi.”Önce bir doğsun da ismi ne olursa olsun”
 “ Hazal” dedi yine Dürin. “İsmini ben koyuyorum, huyu da bana çeksin bari.”

Saat sekiz buçuk civarında, ani bir fren öncesi kesin karar verildi. Doğduğumda odada kim olursa, bana “Hazal” diye seslenecekti. İsmim hoşuma gitti. Beni başkalarından ayıran özel beş harf. Hayatın kendisi gibi, ismimin de beklenmedik bir anda ortaya çıkması hepimizin işine geldi. Annem otobüsten inerken “Hazal” dedi yine kendi kendine.” Türk standartlarına uygun bir hayatın olmayacağına göre Hazal uygundur” diye yineledi Dürin. Annemden bir kahkaha koptu.

Ağlamaya başlamadan önce dünya hakkında bir fikrim olsun diye annem beni yanında dolaştırırdı. O zaman buna mecbur olduğunu bilemezdim. Başıma gelecekleri önceden göstermeye çalıştığını sandım. Onunla çamurlu tarlalara, basketbol maçlarına, yazarların takıldığı kahvelere, uzun otobüs yolculuklarına çıktım. İlk zamanlarda çok kolaydı, özellikle başlarında. Bahar gelince herkese gelen neşe hali annemi de buldu. Ben yanında olduğum halde hiç bilmediği sokaklara, arabaların slalom yaptığı caddelere hatta midesini bulandıran işkembecilerin dükkanlarına bile attı kendini. … Continue Reading

Bölüm 2: Anneannem

January 15, 2013 Uncategorized No Comments

Benim Hikayem, Bölüm 1: Dürin

Doğmam gereken güne iki yanlış alarm ve on üç gün ekledikten sonra çirkin bebek dünyaya geldi. İlk dikkati çeken etraftaki herşeyi izleyen gözlerimdi. Odada altı yedi kişi gördüm. Biri daha önce de birkaç kez eve uğramış ve her seferinde anneme çikolata getiren top sakallı adam, diğer ikisi Seral ve Visal, elbette Dürin, ve tanımadığım birkaç kişi daha. Anneannem beni ilk eline aldığında “ On üç gün geç doğarsan böyle çirkin olursun işte” dedi, sonra başım düşmesin diye boynumdan tutarak anneme uzattı.

İlk gece tek başıma bir yatağa yatırıldım. Yan komşularım arasında çok ağlayan Eda, sürekli bağaran Arda ve de mışıl mışıl uyuyan Selin vardı. Sabah olup annemim yanına gideceğim anı beklerken uyuyakalmışım. Karnım doyurulmak üzere patırtı yapanların arasından alınarak, annemin yatağına çıkarıldım. Anneannem kapıda karşıladı beni. Bugün rengimin biraz yerine geldiğini belirtti. Sabah kahvaltısının ardından yeniden vitrine çıktım. Sürekli beni ziyarete gelen insanlar keyfimi ve buruşuk derimi yerine getirdi. İkinci günün akşamı sağlıklı bebek kriterlerine uygun hale geldim.

Evimizdeki ilk zamanlar hepimiz için zor geçti. Annem üçüncü günün sonunda toparlamış, bir hafta sonra da işe başlamak üzere beni öperek yanımdan uzaklaşmıştı. Saatlerce yaygara kopardım. Anneannemin beni teselli etmeye çalışan kelimeleri, ya da panikle kulağıma uzatılan telefonlar bir işe yaramadı. Bunca zaman dünyayı beraber kurcaladığım annemin beni bırakıp gitmiş olmasına kızgındım.

Öncesinde en azından yemek saatlerinde yanımda olan annem yavaş yavaş benden uzaklaşmaya başladığında bunun da büyüme sürecinin bir parçası olduğunu anlamam uzun sürmedi. Evde görmediklerimle, şekillerle, gelişen renklerle ilgilenmeye başladım. Bu sırada yediklerim de biraz değişmiş olduğundan ağzımdaki tatlardan hangisini sevip hangisini atmak istediğime karar vermek de başka bir meşguliyet alanı yarattı. Havuç suyu ve muhallebi uygun, kabak suyu dilime bile değmesin! Anneannemle kavgalarımızın sonunda mideme gideceklere karar veren benden başkası olamazdı. … Continue Reading

Bölüm 3: Dayım

January 14, 2013 Uncategorized No Comments

Benim Hikayem, Bölüm 2: Anneannem

Uçak sabaha karşı dört gibi alana indi. Evde zırlayan telefonu ve anneannemin telaşını hayal meyal hatırlıyorum. Dayım geleceği için üç gün öncesinden hazırlanmaya başlanan kuru köfteler ve mantılar masaya dizildi, dolaba soğuması için kaldırılan rakı kontrol edildi, açılmadığına karar verildikten sonra yeniden yerine yerleştirildi.

Bir buçuk saat sonra çalan zile koşan anneannem, dayımın gelişini boynuna sarılarak ve “Alim geldi” cümlesini binlerce kez tekrarlayarak kutladı. Annem kibarca “Hoşgeldin Ali” diyerek bavuluna yardım etti, dayım annemi öperek beni sordu, annem uyuduğumu açıkladı. Dayım o heyecanla “bir göreyim bari ufaklığı uykusunda,” diyerek odama girdi.

Her şey o anda oldu. Ben sıcak ağustos ayında açık pencerenin yanında kıvrılmış uyurken, dayım yanıma gelip özlemle bana sarıldı, uyanmaya çalışırken birden kollarında kendimi bulduğum adamı gece gördüğüm kabuslardan biri zannederek uzaklaşmak istedim, dayım beni kendine çekti ve oraya buraya savrulmakta olan başım pencerenin pervazına isabet etti. Dayımın kucağına kanlar boşaldı.

Annem her zamanki panik hali yerine sakin kalmaya çalışarak bir araba çağırdı, dayım suçluluk duygusuna karışmış bir endişeyle beni kucakladı, anneannem evde bırakıldıktan sonra üçümüz bir taksiye doluşarak hastahaneye yollandık. Yolda tek şey düşündüğümü anımsıyorum. Umarım beynimdeki tüm bilgiler de bu kanlarla beraber akıp gitmez.

Bana yıllar gibi gelen beş dakikada doktorun gösterdiği yatağa uzanmış elime tutuşturulan sargı bezleriyle oyalanmaktaydım. Annem saçımı kazıdıklarını görmemem, dayımsa iğnenin farkına varmamam için ellerinden gelen tüm şaklabanlıkları yaptılar. Çöp tenekesini boylayan son pamuğun ardından yeni dikişlerim ve sargıdan yapılma şapkamla ev yolundaydık. Anneannem pencerenin kenarında gelmemizi beklerken kurguladığı soruları cevapları beklemeden sıralamaya başladı. Annem ve ben yatağımıza yollanıp, dayımı geride bıraktık. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

January 2013
M T W T F S S
« Dec   Feb »
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]