Müdavimim, müdavimiyim.

March 31, 2013 ŞEHİR No Comments

Bu yazı Trendstter İstanbul, Nisan sayısı için yazılmıştır

Müdavim (1) Bir yere sürekli giden (2) Gedikli (3) Foursquare’de belediye başkanı olmuş; Twitter’da “gitmen için para mı veriyorlar?” yorumlarına maruz kalan; Facebook’ta albümler açmış; Instagram’da mekanın köşesini, buçağını, sandalyesini, duvarını çekmiş insan. (4) Muhtar olarak da bilinen şahıs. (5) Bir yerin hastası, düşkünü, maaşının yarısını yatıran delisi. (6) Hazal mı? Her Cuma ordadır!

……..

Müdavimiyim dediğim ilk yer ortaokul yıllarından. Merdiven altı bizimdi. Kimse gelip oturmaz, boş bulduğunda kapmaya çalışmazdı. Okula ait olamayınca kendimize bir köşe bulmuş, oranın parçası, hakimi, eşkiyası olmuştuk. Kulaklıklardan The Doors, Janis Joplin, Radiohead şarkıları paylaşırdık. Ardından İstiklal Caddesi, Cihangir merdivenleri, Emek Sineması, Cadde-i Kebir, Tünel’de Refik ve Yakup’tan başka yerin olmadığı yıllarda İkimiz Pastahanesi, on altı yaşımdan sonra Gizli Bahçe, Kemancı, Flatline ve diğerleri. Evle, sevgiliyle, dolabımdaki giysilere kuramadığım bütünleşme duygusunuz mekanlara atfettim, alışkanlıklarım oldukça hayat daha az yalnızlaştı.

Yıllarca galerinin müdavimi oldum. Getirdikleri sanatçıların işlerine koleksiyona katsam mı diye gözattım, para yetmeyince posterleriyle yetindim; kuaförün müdavimi oldum manikürü yapacak kız, saçımı toplayacak Ahmet yoksa kırk dakika dergilere baktım, gıkımı çıkarmadım. Manavın müdavimi oldum, en taze malları bana sakladılar, “abla elmalar bugün geldi” diye haber verdiler, annem “seni kabzımala versek kara geçeriz” diye dalgasını geçti. Bakkalın müdavimi oldum, sesimden tanıyıp “beyaz leblebi lazım mı?” diye sordu Orhan; garson/işletmeci müdavimi oldum, Konya’ya gitse peşinden otobüse binecek kadar bağlandım. Barların müdavimi oldum, müziğin, bana en iyi bloody mary’yi yapacak barmenin, bütün hafta konuşmasam da yüzünü gördüğümde sevindiğim adamların peşinden her Cuma gittim. Dükkanların müdavimi oldum, şu tam size göre diye kabine elbiseler doluşturdular. Battaniye altından çıkıp da kalabalığın arasına karıştığım anlarda asosyal ruhuma iyi gelecek, evimde(ymiş) duygusu verecek pek çok yerin, insanın, grubun müdavimi oldum. Hepimizin içindeki eşkiyanın sığınağı: Müdavim olmak.

Müdavim misin?

  • Çalan müzikleri Shazam’lamadan ezbere söylüyorsan,
  • Sen sipariş vermeden kahven raconuna uygun önüne konuyorsa,
  • Birkaç gün görünmezsen nerede olduğun soruluyor, ikramlarda bulunuluyorsa, … Continue Reading

Beşiktaş’ta Hayat Var!

March 31, 2013 ŞEHİR No Comments

Beyoğlu’nun güzelim masalarını kaldırdılar, Kadıköy’e geçmek vakti geldiğinde trafik diye bir dert çıkarttılar, Karaköy güzel ama verdiğimiz hesaplar pek yaman. O halde, bana “biz nerede cüzdanda delik açmadan eğlenecek, biramızı adam gibi içebilecek, arkadaşlarla muhabbete düşebileceğiz?” diye soranlar için geliyor bu haftanın yazısı: İstikamet, Akaretler Migros’tan başlayıp, Sinanpaşa Pasajı’yla son bulan sokaklar arasındaki Beşiktaş. Daha da nokta atışı tarif etmek gerekirse, Beşiktaş Çarşı!

Kahvaltıcılar sokağı

Pando’da bal-kaymak yesek diye uyanıyorum bir sabah, yanında da sahanda yumurtamızı ister, anneannemin Cumartesi sabahlarında buluruz kendimizi. Tamam diyor Ece, kalk gidelim. Teşvikiye’den aşağı, ara sokaklardan önce sola, sonra sağa, döne dolaşa ilerlerken kendimizi Şair Veysi,- Çelebioğlu sokakları köşesinde bir kahvaltı cennetinde buluyoruz birdenbire. Hemen her mekanın kapısında bekleyenler, Erasmus öğrencileri, Kadıköy’den vapura atlayıp da gelen çiftler var. Seçenek çok. Benim favoriler Pişi’de adı üzerinde pişi içine beyaz peynir-domates kombosu; Faruk’ta sahanda sosis, pastırmalı yumurta ya da sucuk bombası; Reçel’de ekmek üstü yağ üstü çilek reçeli. Ortalama fiyatlar çayı, portakal suyu dahil adam başına 10 kağıt. … Continue Reading

seyahat defterlerim

Seyahat defterlerim var. İçlerinde metro biletleri, elde kalmış dolarlar, kahvenin tekinde tanıştığım müzisyenin numarası ve akşam çalacağı konser salonunun adı, binalarını çok sevdiğim çıkmaz sokağın meydana olan adım uzaklığı, kişnişini bile sevdiğim yemeklerin isimleri, en iyi şeflerin hiç yer olmayan restoranlarının adresleri, bir kahvede tek başıma oturup tanıdıklara rastlamadığım günün akşamında aldığım notlar yazar.

Seyahat defterlerim var, kimisi yarım yamalak, bazısının her sayfasına iki cümle sıkıştırılmış, öteki bitmiş bir aşkın altı ay sonraki hesaplaşmalarını taşıyan. … Continue Reading

İstanbul’da İyi Bir Hafta

March 24, 2013 ŞEHİR No Comments

SabitFikir okumalı, sanatı yakılmaktan kurtarmak için dövme olarak yaptırmalı, Piatango dinlemeli, elmalı ıspanak salatası yemeli, Tabu’da yenmeli şahane bir hafta dilerim!

24 Mart Pazar: Bugün günlerden “biraz sükunet”. Dolayısıyla sana şöyle bir program öneriyorum: Sabah Karaköy – Unter’de kahvaltıya oturuyorsun. Eline gazetelerini ama daha da önemlisi Sabit Fikir dergini alıyorsun. Edebiyat dünyasında olup bitenleri; Hemingway, Woolf, Fitzgerald, Salinger ya da Nabokov gibi yazarların Instagram kurgularını; Taner Ceylan’ın elyazısından kitap önerilerini okuyorsun. Dergi bitti mi? O zaman @sabitfikir ya da üzerinden keşfe devam.

25 Mart Pazartesi: Galata’da açılmış olan Selfstate dükkanından daha önce bahsetmiş, American Retro ceketin Türkiye’deki iki sahibinden biri olduğunu söylemiştim. Bu sefer yine aynı mekanda öğle yemeğine davet etmek istiyorum seni. Bone Table her gün değişen menüsünü mantarlı sufle, elmalı ıspanak salatası, dana etli açık sandviç gibi hafif ve sağlıklı yemeklerle doldurmuş, fiyatları da 16 TL olarak yerleştirmiş. Ucuza, mutlu öğle yemeği. (Küçük Hendek Caddesi No:7)

26 Mart Salı: Sonunda biri serzenişlerimi duyup olaya el attı. İki kişilik ekibini topluyor, 26-27-28 Mart günlerinde saat 16:00’da Mürekkep‘in yolunu tutuyorsun. Mevzu Tabu oynamak, ve sonunda Beats kulaklıkları kazanmak (Refik Saydam Cad. No:15/A). 26’sında gidersen üzerine de %100 Türkçe sözlü müzikler dinlemek garantisi var. … Continue Reading

Dokuzuncu Londra çıkartması

March 19, 2013 Londra 2 Comments

Bu yazı Miller dergi için yazılmıştır…

İnsan beş gün seyahate gitti üzülür mü? Her geçen gün sadece dört günüm kaldı telaşıyla sokaklarda gezinir mi? İkinci bir midem olsaydı da sekiz öğün yemek sığdırabilseydim, Misfits dizisindeki gibi iki bedenim birbirinden ayrı takılabilseydi de her sokakta yürüyebilseydim diye hayal kurar mı? Ben kurdum. Londra’da. Bu sefer ne yağmur yağdı, ne kar. “En büyük aşkın benim!” dercesine, kendini bir kez daha, sevdirdi çakal. Brick Lane, Soho, Notting Hill olduğun yerde takıl; Dalston, Farrington, Shoreditch benimsin, benimlesin, yeni takıntımsın!

Gecelerin kralı: Dalston!

Gün bir. Enerji ful. Uçaktan inmişim, yolculuktan gelmişim dinleneyim travmaları olmaz bende. Eşyaları en uygun arabaya/otele/dükkana/bisiklet selesine bırakalım, sokak kızı İrma idolümüz, yollara dökülelim. iPhone 23:32’yi gösteriyor. Yemek saatini arkada bıraktığımıza göre istikamet içki menüleri. Adres: benim bildiğim Brick Lane sokaklarıydı ama, elbette son bir yılda alışkanlıkla değişmiş. Shoreditch’te fiyatlar yükselip, popülarite artınca gece 12’den sonra hayat, Türk ve Viyetnamlılar’ın mahallesi Dalston’un Stoke Newington Road üzerindeki bar/club/publarına kaymış. Götürdüler, kendi gözlerimle göreyim diye. Yalanları yokmuş. 01:15’ten sonra cebimdeki defterine almış olduğum notları, Türkçe’sinde çeşitli düzenlemeler yapılmış olarak yayınlıyorum:

19 Numara Boş Cırrık: Adından belli, sahibi Türk olan mekanın çok şubesi var. Sultanahnet Köftecisi usulü biri esas olan, diğerleri ünden yararlanan ama artık hangisi esas hangisi çakma belli değil, hepsi tıklım tıkış. Rivayete göre Loto’da sürekli 19 numaraya oynayan ve asla tutturamayan bir memleketlimizin zengin olma hayalleri sonunda bu şekilde gerçeğe dönüşmüş.

Ünlü ingiliz sanatçılar Chapman Brothers’ın sıklıkla takıldığı Mangal, erken saatlerde kebapçı, sonradan techno house tipinde sanayi müzik çalan gece kulübü. … Continue Reading

İstanbul’da Gelecek Program

March 16, 2013 ŞEHİR No Comments

Mart kapıdan baktırır; film festivaline bilet aldırır, Athena çalar sen yerinde tepinirsin, elinde kokteyl alışverişe çıkarsın, tepedeki çimenlikten alemi seyrellersin…

17 Mart Pazar: Ortamda bir parti havası. Ama hayır barda değilsin. Bugün, Juno’ya (Mim Kemal Öke Cad. No:15) alışveriş için teşrif edenlerdensin. Az kullanılmış, hatta hiç kullanılmamış kıyafetler, ayakkabılar, çantalar seni bekliyor. Sonra da yokuştan aşağı Küçük Çiftlik Park’a doğru ilerliyorsun. Çünkü akşam Mika konseri var!

18 Mart Pazartesi: Göksel Beşiktaş Kültür Merkezi’nde sahneye çıkacak ve umuyorum Uzaktan söyleyecek.

19 Mart Pazar: “Güneşimden Kaç” diye tepinmek, “Tepedeki Çimenlikten Alemi Seyreylememek” için Hayal Kahvesi’nde olacağız. Çünkü sahnede Bulutsuzluk Özlemi var.

20 Mart Çarşamba: Biraz funk ama ağırlıklı olarak caz. Fransız ama dünyayı turlayıp konser vermiş olanlarından. Electro Deluxe, Babylon’da. Tek mekanda duramayan, ille de bir ikincisine de bakalım diye tutturanlar için de Şirin Soysal (kendisinden Türkiye’nin ruhuma iyi gelen kadın seslerinden biri olarak bahsedeceğim) Peyote’de (Kameriye Sokak No: 4 Balıkpazarı). … Continue Reading

Kitap #3

March 16, 2013 Kitap #3 1 Comment

Mart 2006’da yazmaya başladım, Mayıs 2009’da son noktası kondu. Hiçbir zaman yayınlanmayacak kitaplar listemdeki #3 kendisi. Ama benim. O yüzden koyver nete gitsin diyorum… 49 günlük ömrü var. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

March 2013
M T W T F S S
« Feb   Apr »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]