Zlatna Ribica: Dünyamın 100 Harikasından 1’i

April 28, 2013 Saraybosna No Comments

Gececide alışkanlık: (1) en çok sayıda mekana girmek için her yerde on dakika bulunma hakkını saklı tutmak (2) kimseyle muhabbete dalmadan “n’aber abi” lafını “?” yerine “.” kullanarak bitirmek (3) var olunan yerde değil, bir sonrakinde mutlu olacağını varsaymak (4) ebedi yalnızlık duygusunu buranın da tadı kaçtı altyazısıyla çevirmek (5) öğle yemeğinde akşam pişecek musakkanın hayallerini kuran bir toplum olarak stadyum’da Rolling Stones dinlerken, Aztek’te arkadaşlarla buluşma planları yapmak .

Bende de var bu. Yüksek miktarda. Aynı insanları, bir sonraki istikamette yakalarsam yarışta lider olabilmek için paltoları çıkarmıyor; bira, cin tonik, viski gibi uzun içkiler yerine barmenden Jager şat talep ediyorum. Maksat muhabbet değil, buradan da geri kalmadım diye elaleme caka satmak.

Yurdışı seyahatlerinde bunu “heryeri görmemiz lazım ki yazabilelim” kisvesi altında sunuyor, huyumdan vazgeçmiyorum. Pardon –dum. Ta ki Zlatna Ribica’nın kanepelerine kurulana kadar… Hikayesini bilmiyorum. Bu yüzden sana sadece kendi kurguladığımı anlatabilirim.

Kulağımda 1930’larda yazılmış, Birinci Dünya Savaşı’ndan çıkan bir ülkeyi anlatan müzikler, aynı Bosna gibi; önümdeki bardakta konyaklı kahve, ardından birinci, ikinci ve üçüncü jager (buzlu). Duvarda varaklı çerçeve içine alınmış televizyonda eski Yugoslav filmleri gösterimi var. Görüntü cızırtılı, sessiz. Arkamdaki kristal bardak, porselen çanak hemgamesinden garson kız gelip birkaç tabak topluyor. Az sonra bademlerimizi bunun içerisinde servis yapacak. Menüler çalınmaması için avizelere tutturulmuş. İyi ki. … Continue Reading

kendime mektup

“Herkesin başarmak için ona inanan bir, tek, yegane kişiye ihtiyacı var.” Bu sözü eski defterler arasında gördüm geçen gün. Ben mi yazmışım, okurken uyuya kaldığım kitaplardan mı alıntı bilmiyorum.

Dört yıl önce reklamcılığı bırakacağım, benden ne kreatif direktör, ne metin yazarı olur dediğim öğleden sonrasında o kişi benim için annemdi. Yolun yanlışsa varacağın yerde mutlu olmayacaksın tadında bir konuşma yaptı. Sevdiğin işi yapmanın, o kadar çok sevmenin ki zaten onun bir iş olmaktan çıkmasının önemini anlatan uzun bir konuşma…

Ben yazdım. Bar muhabbetleri, asla dönmek istemediğim İstanbul’la barışmak amacıyla çıktığım keşif rotaları, festivallerde sabahlama, galeri duvarlarında gördüklerimden ilham alma maceraları beni bu blog’la karşı karşıya getirdi. Sırf yazmak için daha çok gezdim, on sekiz kilometre yürümediğim günlerde sıfır notu alıp, dersten çaktım.

Ne kadar uzaklara gidersem, egomdan, kinayelerimden, ötekileştirdiklerimden de kurtulacağım ana temasıyla yollara düştüm. Üç gün yetmedi bir şehirde, dört kez daha uzattım o bileti. Poznan’a diye bindiğim tren beni Prag sokaklarında bıraktı. Orada tanıştığım bir oğlan Utrecht’in karlı sokaklarına davet etti. “İsmim Hazal, İstanbul’da meskenim ama evim sanırım şu bavulun içinde” diye anlattım hikayemi. … Continue Reading

Yeni Karaköylü: Gaspar

April 28, 2013 ŞEHİR No Comments

Ben dünya vatandaşı olmanın Eurolu, Dolarlı, Dinarlı yollarında dolaşırken İstanbul’da yeni mekenlar açılıyor. Gelişmeleri yakinen takip etmediğim için de haberler halka arz edildiği gecelerde tarafıma ulaşıyor.

Dün gece canlı müziği Alt sahnesinde bitirdikten sonra, 01:46 itibariyle Gaspar’daydık. Ferit Sarper, nam-ı diğer Münferit’in pirinç yufkasında kuzu söğüş, humuslu ızgara karides, porçini mantarı ve trüf yağı ile fırınlanmış beyaz peynir, mısır kremalı fener, midyeli siyah kuskus gibi enfes … Continue Reading

A’dan Z’ye Belgrad Rehberi

Parklarında satranç oynayanlardan, geceleri club’lardan çıkamayanlara; gencinden, bilgesine; bombalanmış binalarından bisiklet parkurlarına, hayranı olduğumuz Belgrad, A’dan Z’ye kaçırılmayacaklar listesiyle karşınızda…

A /ADA CİGANLİJA: Belgrad merkeze arabayla yedi dakika uzaklıkta olan bu bölge, Çeşme’nin beach club’larını almış, Cunda’nın sükünetine katmış. Ada Ciganlija’da günlüğü 500 Dinar’dan (12 TL) bisiklet kiralamak, golf sahaları arasında dolaşmak, havanın güzel olduğu zamanlarda voleybol ya da basketbol, Sava nehrinde yüzme, bronzlaşma, kano yarışları yapmak mümkün. Biz sabah saatinden gittiğimiz için çok insan yoktu, bir bilene danışınca akşamüstüne geleceksiniz, kalabalıklar ve partiler o sırada başlıyor dediler. Önemli not: kendisi bir ada olduğu için iki ayrı kıyısında da pek çok kahve, restoran, eğlence alanı mevcut. Dolayısıyla kiralayın bisikletinizi, özgürce dolaşın derim.

B / BETON HALA: Her şeyi dünyada gördüğüm bir başkasına, İstanbul mahallelerine, havasına, suyuna benzetme huyumdan Belgrad’da da vazgeçmiyor ve Beton Hala’yı Selanik kordon, Belgrad korniş, İstanbul Karaköy hattı gibi düşünüyorum. Burası pek çoğu terkedilmiş, kanal kenarındaki depolardan ibaret. Ancak içlerinde 1. Cantina de Frida özellikle tapas menüsü, canlı müzikleri ve akşamüstü vuran güneşiyle Belgrad halkının ilgisini çekiyor 2. Communale İtalyan mutfağı her gün etle beslenen bir memlekete alternatif teşgil ediyor.

C / CLUBBİNG: Belgrad’ın gece hayatı ünlü. Bu yüzden biz de şehrin yerlilerine gece 02:00’den sonra dans etmek istersek nereye gitmeli diye sorduk. İlk dörde 1. Plastic (cnr Dalmatinska & Takovska); 2. Krug (Braće Krsmanovića 6-8) 3. Republic (Pariska 1) 4. Tube (Dobračine 17) koydular ve ardından eklediler. Gitmeden önce programlarına mutlaka bakın, bir gün bir diğerine uymaz. Bazı Perşembe kapalı olabilir, diğerinde bekarlar temalı parti denk gelebilir.

Ç / ÇARŞI PAZAR: Her Avrupa şehrinde olduğu gibi Belgrad’da da taze meyve satan, kızartma balıklar yapan, çiçeklerin mis gibi koktuğu pazarlar var. Bunların birisini Zemun’da, diğerini Dorcol’daki Dunavska Caddesi üzerinde bulabilirsiniz. Ama daha çok bit pazarı tipinde, bisiklet parçasından eski fotoğraf makinelerine; şapkadan … Continue Reading

Arkadaşım Beyoğlu

April 11, 2013 ŞEHİR No Comments

Bu yazı İstanbulLife, Nisan sayısı için yazılmıştır…

Beyoğlu’nda doğdum. Beyoğlu’nda büyüdüm. Canım sıkılıp da kafamı dağıtmak istediğim günlerde hala Tünel’den çıkar Galatasaray’a yürür, bazen bir kahvede oturup gelen geçen hakkında hikayeler yazarım. Hep şöyle başlar…İki güne kalmaz işini bırakacak Osman; okulu asıp dünyaya küsen, birbirlerinin gözünün içine bakan Emre ve Leyla; beden öğretmeni Filiz. Hayal gücünü güçlendirme egzersizi ismini taktığım bu dakikalar, dışarıda devinmekte olan dünyadan kopma, çocukluğumun naifliğine dönme anları olur. Bir bakmışım gülümsüyor, başka arzumu soran garsona  “ne güzel bir gün” diyorum. Ara Kahve’deyim.

Dedim ya Beyoğlu’nda büyüdüm. 90’larda bu ülkede ergenliğini yaşamış herkes gibi Gizli Bahçe’nin balkonunda dans ettim; Robinson Crusoe’nin rafları arasında alamayacağım kitaplara baktım; Çiçek Pazarı’nda ilk büyük aşkımın en büyük hüsramına dönüşmesine seyirci kaldım; annemin hırsızlara dikkat uyarılarına aldırmadan Tünel’in metruk sokaklarında gezindim, Gramofon’da platonik aşkımla okul çıkışı randevusuna gittim. Gitanes, Gitar ve Veli barlarında bir arkadaşa bakmaya diye girip çok başka arkadaş edindim; Doğan Apartmanı’nın çatısından İstanbul’u izledim, kiraların harçlığıma denk geldiği yıllarında; forması İtalyan Lisesi’ne ait olduğunu gösteren o çocuğu görebilmek için caddeyi boydan boya dört kez yürüdüm. Zencefil’de makarna yedim; biranın 3 TL olduğu Arsen Lüpen tipinde barlara girdim; Mor ve Ötesi konserine yaş sınırı var diye almadıklarında anneme yalvardım ki beni götürsün; Captain Hook’ta Athena dinledim; sayısız kere tacize uğradım ama çantamı koltuğumun altına tıkıp da endişeye boğulmadım; Emek Sineması’nda film gösterilerine girmek için okulu astım. Caz Festivali’nde rehberlik yaptım ki konserlere bedava girebileyim. İnci Pastahanesi’nde profiterol yedim; Roxy’de Wax Poetics dinledim; Fransız Kültür’ün kütüphanesinden aldığım kitapları avlusunda okudum. Sahte formayla Alman Lisesi’ndeki derslere girdim, Galatasaray Üniversitesi’ndeki MFÖ ve Kumdan Kaleler konserlerini asla kaçırmadım, Fanfin isimli bir fanzin (elde yapma, fotokopiyle çoğaltma dergi) çıkardım. Aslıhan Pasajı’nda posterler aradım, Babylon’un bile olmadığı yıllardan Asmalı Mescit yakinim olur. Beyoğlu’nda büyümek, başıma gelebilecek en güzel şeydi.

İşte o yüzden bu ilk yazıma, arkadaşım, dostum, kardo’m Beyoğlu’na selam durarak başlıyorum. Kim ne derse desin, değiştiğini söylesin, hala (iyi ki) varsın

Beyoğlu’nda Pazartesi

Eskiden “saat 19:00, duyduğunuz kepeğin sesini dükkanlar kapandı” alarmıyla ıssızlaşan Karaköy’deyim. Bej Kahvesi’nde buzlu rozeye oturmuş insanlar, anlamadığım bir moda olduğu için es geçmişim ortamı. Unter’e gidiyor benim ayaklarım. Narlı kaburga yiyip, kapısının önünde kitap okuyacağım. Bu aralar çantamda Şehir ve Yemek dolaşıyor. Doğan Hızlan, Aslı Perker, Tiffany Murray gibi pek çok isim, kokular, … Continue Reading

#destinasyonizmir

“İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na iniş yaptık” anonsundan sonrası Çeşme otobanı Alaçatı çıkışı olanlar, size diyorum; sadece Selçuk, Efes, antik kentlerde gezenler, tarihi kovalayanlar, sen de anla! Bundan böyle #destinasyonizmir; destinasyon Kemeraltı Turşucusu; Gustave Eiffel tarafından (evet, Eyfel kulesinin mimarı) gümrük binası olarak yapılmış, ardından balık mezatı olarak kullanılmış şimdilerde denize nazır restoranların ve alışverişin merkezi Konak Pier; Alsancak Kordon boyu bistroları; Uzbaş Botanik Bahçesi yanına dikilmiş fütüristik binasıyla Urla şarapçılık turu ve tadımı; İsabey bağ evinde öğle yemeği ve Sevilen şarapları, Akın’ın enfes Yeri… Bir iki üç diye sıralamıyorum bak. Gerekirse dört seyahat yapılacak ama bu liste tamamlanacak çünkü #destinasyonizmir olduğunda, aile yanında kalıp, iki balıkçı görmeye alışmış olan motivasyonumu altüst eden çok şey var.

Havluya isim yazan otel

Dünyanın her yerinde en lokal, en butik otel bulma arayışlarım, evimde gibi hissetmek için airbnb tarayışlarım Moevenpick Otel yüzünden İzmir hattında hezeyana uğradı. Kendi yaptırdıkları piknik sepetine sıkma portakal suyu, kuru kayısı, sandviç, envai çeşit abur cubur doldurup Botanik Bahçeleri’nde bizi ihya etmelerinden mi bahsedeyim, Barış Torcu’nun Pasaport kahvesinde denize nazır hazırladığı boyozlu gevrekli kahvaltılardan mı, Margaux Restoranda tanıştığım enginar suyundan mı, Kemeraltı’nda yediğim en iyiler listeme tepeden giren kütür turşulardan mı, televizyona nazır küveti ve yanındaki oyuncak ördekle gece sokağa çıkmama mani olan odalarından mı, ismim yazılı ev havlularından mı? Liste uzun ama İzmir’i yakinen tanımak için Melik bey ve ekibinden iyisini bundan böyle tanımam. Üstelik sanma ki bize özel, anlattıklarımın hepsi misafirlerine servis olarak sunulmakta: … Continue Reading

Cevap ver: Bahar Akıncı

April 9, 2013 İzmir 1 Comment

FOTOĞRAF:  Emel Ernalbant

Kendi anlattığına göre: “Dünya denen muhteşem gezegeni, ağır ağır içine çekerek gezen bir reklam yazarı. Bloğunun ismi bile buradan geliyor: Dünyayı Gezen Salyangoz. Hürriyet Ege ve hürriyet.com. tr’deki köşesinde şehir § insan gözlemleri yazıyor. Travel+Leisure, Skylife dergileri için dünyayı geziyor, fotoğraflıyor. Kurumsal markalar ve marka olmak isteyen şehirler için Kentsel Pazarlama Danışmanlığı yapıyor. Ayda bir kez bile olsa tren, uçak, otobüs, feribota binip hiç bilmediği bir şehre gitmezse nefes alamayacağına inanıyor. İzmir’le ve hayatla büyük aşk yaşıyor. Büyüyünce kitap yazacak.”

Benim gördüğüm kadarıyla sürekli gülümseyen, erkekleri baştan çıkaran o hafif çatlak ses tonunun sahibi, biz yatağın rahatında uyuduğumuz bir sabah kalkıp da yazılarını yetiştiren disiplin erbabı, okulda çalışkan ve haşarı olduğu için öğretmenler ve diğer  öğrenciler tarafından hayranlıkla izlenen kadın. Bahar Akıncı iyi ki #destinasyonizmir projesini akıl ettin, bize İzmir’i gezdirdin, bundan böyle peşinden aya bile geliriz! diyorum ve tabii ki hazır cevheri bulmuşken, soruyorum: Bahar, esas İzmirli dediğin…

Her pazar ne yapar? Hava güneşliyese Kordon’a ya da Seferisar, Urla, Çeşme’ye; hava kapalıysa birbirlerine kahvaltıya gider.

Cuma gecesi nerelerde görülür? Saat 17.00 itibariyle % 100 Bistro’nun bahçesinde blush keyfinde ya da Kordon’daki Nicci Lounge’da; sonra da Kordon’daki balıkçılarda ya da La Cigal’de akşam yemeğinde.

Balığı nerede yer? Balıkçı Hasan, Deniz Restoran, Veli Usta. Ada Beyi, Güzelbahçe’deki Deniz Kızı. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

April 2013
M T W T F S S
« Mar   May »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]