öyle bir özgürlük hayal ediyorum ki…

July 27, 2013 ŞEHİR No Comments

Öyle bir özgürlük hayal ediyorum ki ben…
Elbisenin içindeki bedenini görmek için arabalar farlarını uzunda yakıp, “hanfendi eve bırakalım, buralar çok tekin değil” tonunda laf atmıyor.
“32 yaşına geldin, çocuk? Evlilik? Torun?” soruları sorulmuyor.
Sabah kahvaltısında makarna yiyebiliyorum. Kimse “portakal suyunun yanında bolonez soslu spaghetti olmaz” diye duruma müdahale etmiyor.
Sabahın beşinde denize ayakkabılarla atlanıyor, çıplak ayakla eve yürünüyor.
Okuduğum kitabın sayfa/kalite oranı esas alınarak bana maaş bağlanıyor.
Kalbi çürümüş herkes başka bir evrende, bizi değil, birbirlerini imha etmek üzere buluşuyor.
Canın istediği yerde gözünden yaş akıyor, hatta katıla katıla ağlıyorsun ama kimse mendili çıkarıp vermek haricinde hüznüne tecavüz etmiyor.
Devlete ödediğim vergiler paraşütle atlama kursu olarak haneme geri dönüyor.
Kimlik, pasaport, vize ortadan kalkıyor, herkes dünya vatandaşı.
Silahlar imha ediliyor.
Parklarda uyunuyor, çadır kuruluyor, okeye dördüncü aranıyor.
Faşizmin mezar taşına “Yaşadı, öldü” yazılıp yalnızlığa terk ediliyor.

ben kuş oldum

“Kuşların neden şarkı söylediğini sadece paraşütçüler bilir” Bir paraşütçü atasözü

Hikaye Hayko’nun, Can’a “abi gel seni uçaktan atalım, bu sırada da kameraya çekelim” demesi, Can’ın tandem’den (hocaya kanguru misali bağlı yaptığın atlayış) önce direkt HSD (Hızlandırılmış Serbest Düşüş) kursuna yazılmasıyla başlıyor. Dolayısıyla başkahramanlarımızın o ikisi olduğunu düşünebiliriz ama benim öyküm, bu sebeple kahramanım Ece. Çünkü “korkuyorum, çok korkuyorum” diye diye pervaneli uçağın kapısına gitti, Haluk Hoca’yla beraber kendini gökyüzünden bıraktı, sonra da telefonda “Hazal’ım ben kuş oldum” diye mutluluk çığlıkları attı. “Sen deli misin, ne yaptın? demedim. “Ecem beni de götür” diye tepindim.

Pazar günü 09:30. Bavulun içini ne buldumsa attım modeli doldurup Ece ve Elif’le birlikte İzmir’e varıyorum. İstikamet Selçuk Efes Havalimanı, bir diğer adıyla paraşütle atlanacak yer, daha da ilgilenenler için Skydive Efes. Hava sıcak, kantin olarak bilinen ana binanın içinde öğrenciler bacağını yanlış kırdın ondan havada döndün dolandın diye hocadan papara yiyor. Daha girdiğim anda tamam tepkisi veriyor bedenim, kerata sen bu işi yapacaksın. … Continue Reading

aforizma

July 18, 2013 İLİŞKİ No Comments

Mad World – Gary Jules eşliğinde dinlenecek…

mesajını yolla bana! Sabah saatlerinde “beni unutma” tonunda, gülücükler içinde ilk mesaj düşüyor, zaman akşama erdiğinde kutuda hareket yok. “Heyecan dozajını artırmak, flörtün tadına varmak, hayallere dalmak, tüketmemek için bu suskunluk “gibi yorumlar geliyor seyirciden. Ben biliyorum. Evde bekleyene, alışılan hayata, mecburi rollere döndük. Mastürbasyondan başka bir işe yaramayan şu mesajlaşma top sahasında bile özgür değiliz.

hayal bu ya! “Sevgilini başkasının dudaklarında hayal ettiğinde, hala kıskanıyorsan, hazır değilsin ayrılığa” Temmuz/2009.

kendimi joker gibi hissediyorum. Oyunun başında destenin içinde mi, dışında mı bırakılmışım belli değil. Az sonra  birinin yüzünde kaykık bir gülümsemeye neden oluyorum. Bir boşluk doldurmuş, iki kağıdın arasına özenle yerleştirilmişim. Rengim, tipim, diğerlerine benzemiyor, Şahaneyim. Kağıtlar ortaya açılıp, elin sonuna yaklaştıkça, “eyvah bu bana patlamasın” telaşıyla yere atılanlar kervanına katılıyorum o an. Atan pişmanlıkta, alamayan hırsta, ben, hep, beklemede: bundan sonra kimin işine yaramak için görev başına geçeceğim diye.

paralel evren

July 16, 2013 İLİŞKİ No Comments

Bazen ahtapot gibi hissediyorum kendimi. Sekiz bacaklı.

Bir yanım dingin. Annem “Baban gibi” diye adlandırıyor onu. Otuz kitapla bir ay boyu dört duvar arasına koysalar, biraz su, peynir-ekmek, beyaz leblebi, viskiyle beslenir. Sessizleşmeyi, insan kalabalıklarının arasında kimsesizleşmeyi, daktilonun başına geçip mektup yazmayı, zarfın içine koymayı, sahibine yollamayı seviyor.

İkinci yanıma; yetmiyor… Ne mekanlar, ne ülkeler, ne sokaklar. Daha hızlı yürümek, daha çok müzik dinlemek, bir yerde fazla kalarak kaybettiği her anın faturasını kendine kesmek istiyor. Sabaha kadar dans ediyor, geceye varana dek konuşuyor, ötekinin gözlerindeki parıltıya takılıyor, Berlin’e giden trene binip, Poznan’da iniyor.

Üçüncü: tamamlanamayacak olmayı bilmenin bilgeliğini bedeninde taşıyor. Hep büyük laflar ediyor, “en büyük acın kadar, çektiğin çile” “hiç ölümü görmemiş birine, sevgilinin seni aldatmasının önemsizliğini anlatabilir misin” tadında methiyeler düzüyor. … Continue Reading

Kalbe giden yol, müzik festivalinden geçer!

July 14, 2013 müzik No Comments

Liseden mezun olduğum yaz, tatil planlarını askıya alıp İstanbul Caz Festivali’nde mihmandar olarak işe başladım. Görev kapsamında: gelen sanatçıları havaalanından almak; otellerine yerleştirmek; sahneye vaktinde çıkmalarını sağlamak; dolma, turşu, kebap yemen şart diyerek İstanbul’un en güzel restoranlarına götürmek; konser sonrası Aztek, Kiki, Roxy, Babylon dans pistine ulaşımlarını sağlamak; sonunda da sağ salim uçaklarına yetiştirmek olan bu iş bana üç temel şey öğretti (1) dünya çok büyük, hepsini keşfetmeye yetecek vaktim olmasa da acilen gezmeye başlamam lazım. (2) sabır, sabır ya sabır çünkü çeşitli dünya starlarının istekleri, odasında papaya tabağından çok daha fazla. (3) insanın kalbine giden yol müzikten ve müzisyenlerden geçer.

Bu yüzden son 11 yıldır, dünyanın pek çok yerinde, sayısız müzik festivali gezdim, çadır kurdum, Arjantin’den Yeni Zelanda’ya hemen her kıtadan arkadaş edindim, bu ülkenin kara sahası ötesinde, özgürlüğün sınırlarına ulaştım.

İstanbul’da Festival seansında bu yaz 6-7 Eylül’de Hezerfen Havalimanı’nda yapılacak Rock’n Coke, Rock’n Coke programında da Arctic Monkeys, Maximo Park, Hurts, Aylin Aslım, Duman, Manga, Can Bonomo, Rubik ve daha da fazlası var. Ama sen de benim gibi Eylül’e kadar bekleyemem, müzik festivali pasını bedenimdem atman lazım diyenlerdensen, şu önerilerle geliyorum. Menüde yok, yok! Kişisel favorim: katılım sağlayacağım Sziget.

Klasikler…

Tomorrow Land @ Boom, Belçika

Avrupa’nın en iyisi gibi iddialı cümleler kurmayı sevmem, onun yerine en iyi elektronik müzik festivalleri arasında adı yüksek sıralarda geçer demekle yetineceğim. 26-28 Temmuz arasında Carl Cox, Loco Dice, Tiesto, Sebastian Ingrosso, Infected Mushroom gibi isimler bu iddiamı kanıtlayacaktır sanırım.

Lollapalooza @ Chicago, Amerika

2-4 Ağustos’ta Şikago’da yapılacak olan bu festivalde bomba isimler var:  Grizzly Bear, Thievery Corporation, The Cure, Mumford & Sons, Band of Horses, The Killers, Nine Inch Nails, Major Lazer, Lana Del Rey. Lollapalooza aynı zamanda … Continue Reading

Bodrum değil, Gümüşlük!

July 13, 2013 Bodrum 2 Comments

Bodrum içine ancak gece ikiden sonra Körfez, Kule ya da Adamik’te dans etme seansına iniliyor. Göltürkbükü? İstanbul’dan tanıdık kim varsa, paparazzilerin radarında. Torba’daki Casa Dell’Arte Otel’e kafa dinlemeye, dünyayla bağlantınızı kesmeye gidiyorsanız, tamam. Gündoğan sahili, Nisan ayında, bir şişe roze açıp güneşi batırmak için yaratılmış gibi. Benim favorim, liseyi bitirip herkesin dünyanın bir yanına dağıldığı o yazdan beri: Gümüşlük. Her zaman bohem, daima sessiz, hep ilham veren… Son üç dört yılda popülaritesine bağlı olarak fiyatları da yukarı doğru bir ivme kazandı ama, mandalin bahçeleri, sessizlik politikası, arada bir belediye başkanının hoparlörden yükselen “Şevki Dede’nin torunu Berk doğmuştur” anonsu bana hala çocukluğumun güzel yanlarını anımsatıyor.

23:00, Mimoza’da akşam yemeği vakti

Uçaktan iniyoruz. İlk iş Mimoza’ya telefon. Masa hazır mı? Sizi bekliyor. Ya deniz mahsullü spaghetti? O da tamam. Bir saat sonra elli metre ötedeki odaya bavulları atmış, ayakkabılardan kurtulmuş olarak kuruluyoruz iskemlelere. Fonda sadece denizin sesi var. Burada muhabbet hep geçmiş aşklar, gelecek umutları, gidilmek istenilen yerler üzerine kayıyor, saat farkına bile varmadan ikiyi vuruyor. Fenerlerin ışıkları bir bir sönerken, deniz de sakinleşiyor. … Continue Reading

hesabı versene

July 9, 2013 İLİŞKİ No Comments
Bazen kadın, erkek, çocuksuz, sevgilisiz, evli, yeni boşanmış kimliklerine o kadar çok anlam yüklüyoruz ki, insan olmayı unutuyoruz.
Ahlaklı değil ahlakçı…
Özgür değil, başkalarının bizim hakkındaki fikirlerine bağımlı…
Bazen konuşma uğultu haline dönüştüğünde kendi sesimize bile uzak yaşıyoruz.
Sessiz değil, dargın…
Eşsiz değil eş’siz…
Oluyoruz.
Bazen istemediklerimizi tekrarlamaktan hayatımızın da onun tekrarları haline geldiğini; korktuklarımızı haykırdıkça ötekileştirdiğimiz şahsın ta kendisi haline geldiğimizi anlamadan çok zaman geçiyor.
Nerede oturduğunu bilmediğimizden hasılatı toplayamıyoruz.
Bazen zamanı çok kötüye kullanıyoruz.
Ve herşeyin faturasını stopajı içinde ona kesiyoruz.

Kategoriler

TAKVİM

July 2013
M T W T F S S
« Jun   Aug »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]