İstanbul’da Sayfiye Hayatı!

August 29, 2013 ŞEHİR No Comments

Eylül geldi, tatil bitti. Ege’de son haftasonlarını yaşayanlara, güneylerde “Ekim’de denize girerim” diyenlere, Kasım- Aralık için dünyanın güney kutbunda cennet arayanlara duyurulur: Tatil bitti belki ama, İstanbul’da sayfiye hayatı yeni başlıyor!

Suma Beach, tatil köyü!

Kim söylemiş İstanbul’da Kuzey Denizi etkisi yaşanmaz diye? Karadeniz… Tüm güzelliğiyle karşımda… Ayaklarımın altı kum, Wakeboard’cular önümden tek sıra geçiyor. Köpekler önce patilerini, ardından tüm bedenlerini dalgalar arasına atıyor. Denize dalıyorum. Özgürlük!

Suma Beach, İstanbul buhranından kaçmak isteyenlerin 2013 yazındaki yaşam alanı. Nedenlerini maddeler halinde sıralarsam, havlunu, deniz gözlüğünü, paletlerini, gece giymek için parıltılı bir elbiseyi çantana tıkıp sen de oraya koşacaksın. O yüzden başlıyorum

  1. Bodrum, Çeşme, İbiza, Mikanos plajlarında aradığın, sabaha kadar süren plaj partileri var ya? Tamam, anavatanındasın. Wake Up Call, güneşin ilk ışıklarını görene kadar çıplak ayak dans etmek isteyenlere iyi müzik yapıyor. Tepinsen, düşsen, terleyip serinlemek istesen sorun yok. Kuma serilip, denize sarılıyorsun. Son DJ set 5:30’da başlıyor. Düşün. … Continue Reading

kaplumbağa

August 22, 2013 İLİŞKİ No Comments

Yarın ölecekmişim ya da dünyanın bambaşka bir ülkesinde, ismim Lea diyerek yeni hayata başlayacakmışım gibi yaşamasını biliyorum ben. Bu tavrım “anı hisset” tipinde vazgeçmişlikten değil, elimdeki herşeyin geçici, uçucu olduğunu algılamanın bilgeliğinden geliyor.

Ölümün varlığını öğrendiğimde 4, kendisiyle yüzyüze tanıştığımda 11 yaşımdaydım. Gelebilirim diye yoklamıyor. Kırmızıdan önce turuncuya ardından yeşile dönmüyor, durağa varmadan anons yapmıyor, … Continue Reading

bitse de gitsek

August 22, 2013 İLİŞKİ No Comments

Fotoğrafları yırtıp, Facebook albümlerini silmekle, iPod’undan “yolluk” listesini kaldırıp, cüzdanındaki mektubu hangisinin içinde olduğunu unutacağın kitabın arasına saklamakla bitmiyor… Dolabın dibinde kalmış salçayı bulunca anımsıyorsun çünkü. O salça kesilmiş soğanları, tereyağında çevrilmiş kokusunu, karabiber üstüne serpildiğinde aldığı rengi hatırlatıyor sana. Aylar önce, müziğin sesinin yükselip, birbirinize aşkla baktığınız bir akşamdı. Soğuktu. Kar yoktu ama. Rüzgar girsin diye pencere açılıp, yorgan üstünüzü kaplamıştı.

Beraber uyuduğunuz yatağı apartman görevlisine verip, çöp sepetine çorabın yalnız kalmış tekini atınca bitmiyor… Pencerenin pervazındaki çiziği görünce, kavganın ortasında, hava almak istediğin, sonra viskileri koyduğunuz, bağırışmanın yerini sessizliğe, suskunluğa, dinginlik yerine hüzne bıraktığı gece geliyor aklına… Sonsuz olmadığınızı ilk o zaman anlamıştın. … Continue Reading

Yerlisi gibi Budapeşte!

August 13, 2013 Budapeşte No Comments

Budapeşte’ye Sziget Festivali için gittim. Onun yazısı ayrı. Ama yetmedi lanet yetmedi, üç günde şehri ancak okuyarak tanıdım, 5-6-7 olarak bilinen daha hip bölgelerinde dolandım, aşık oldum, ilişkimiz tam cicim günlerine varacakken uçak saati geldi, otobüse atladım.

Neyse, Eylül sonu gibi yeniden gitmeyi planlıyor, şimdilik gezip göreceğim yerler kuşağında aldığım notları seninle paylaşıyorum. Duygusal yazı, bir sonraki seyahat sonrasında.

Ben kahvemi sütlü içerim ya sen?

Macar gençlerinin pek çoğu İngilizce konuşuyor. Dolayısıyla barlarda yabancılık çekmeyecek, elinde sözlük kelimeleri doğru telaffuz etmek için büyük çaba göstermeyeceksin. Ama özellikle Budapeşte’de yaşayan yabancıların, İngilizce kitapların, yemyeşil çimenlere açılan bahçenin ve iyi kahvenin tadına varmak istersen Massolit senin adresin. Listeye al (Nagy Diófa utca 30).

20 yıldır Budapeşte’de yaşayan caz müzisyeni bir Alman, Jedermann ismiyle kahve açıyor, arada canlı müzik konserleri veriyor ve çok güzel, çeşidi bol, aroması kapından girince burnuna dolan kahveler yapıyor. Gitmez misin? Bence kesin! (Ráday utca 58)

1900’lü yılların başından beri hiç stil değiştirmemiş, yazarların ve burjuvanın (şimdilerde turistlerin de) buluşma alanı Centrál Kávéház. Burada sabah saatlerinde gazetesini okuyarak güne başlayan expat’ları sıklıkla görebilirsin (Károlyi Mihály utca 9). … Continue Reading

gitmek…

August 7, 2013 İLİŞKİ No Comments

Öyle gitmek ki… Çamaşır makinesinin içinde yıkanmayı bekleyen çorabın tekini bavula sokup da gitmek… Yazın ortasında yünlü kabanları, metrekaresine dört t-shirt düşen bavula sıkıştırıp da gitmek… Kültablasında kalan izmaritleri çöp poşetine atıp, ağzını bağlayıp, kapıya çıkarıp da gitmek… Lens kutusunu, suyunu, “bacaklarımı sinekler yemiş” diye rastgele bir günde, eczacıya danışılıp da alınmış kremi çekmecede bırakıp da gitmek… Seninkinde yer kalmayınca, onun bilgisayarına yüklediğin fotoğrafları, CD’ye kopyalayıp masaya bırakıp da gitmek… Yastığın altında, buzdolabının üstünde, son hevesle baktığın masanın çekmecesinde tek bir not bırakmadan; … Continue Reading

Bavulumun mendireği: Ren

August 2, 2013 ŞEHİR No Comments

Ruhum 25’li yaşlarımdan bir gün fazla hissetmiyor. Haftanın dört günü gece, yedi günü gündüz sokaklarda; ya eğlenmenin, ya merakın peşinde dolanıyor.

Bacaklarım. İyi durumda. Günde 20 km yürüsem bana mısın demiyor. Belde, kalçada, bileklerde hiçbir sorun yok.

Beynim, arada bir, uzun toplantılar sonrasında, akşam rakı üstü cin-tonik üstü viski içmek gibi bir aptallık yapmışsam, ve bahar ayının o ilk gribinde zonkluyor. Ağrı kesici alıyorum. Artık eskiden yaptığım gibi bol bol su içmek de işe yaramıyor.

Göbek? Pilates’le coştuğum dönemlerde sıkı, diri ve dümdüz; “bu aralar hiç spora gidemedim, işler çok” bahaneleri süregeldiğinde kendini salmış durumda. Popo ve kollar da onu takip etmekte gecikmiyor.

Saçlar? Henüz bakımdan bakıma kuaför yüzü görüyor, ufak tefek çıkan beyazları kesmek yoluyla bünyeden atıyoruz.

Totale baktığında: 32 yaşındaki mizacım, 27-28 ortalamasında idare ediyor. Ediyor da, kimse, benim gibi dudaklar etrafında gelişmeye başlayan kırışıkları; alnın ortasında, kaşlarımı sürekli hayata çatmaktan gelen çizgiyi; ellerin yaşlanma belirtilerini; bacaklardaki kurumayı; gözlerin altını her uyuyamadığım gecenin  sabahında kaplayan morluğu görmüyor. Ben, elbette onlara “nereden girdiniz hayatıma?” diyerek yaşıyorum.

Günlük rutinime krem, göz altı kapatıcısı, makyaj temizleyicisi sokmalıyım, bu işlerden de hiç anlamam diye Hakan’a dert yandığım bir gün “Gel Londra’ya, seni bavulunun mendireği olacak Ren ürünleriyle tanıştıralım” … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

August 2013
M T W T F S S
« Jul   Sep »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]