tam bir ahenk içinde savruluyoruz

January 31, 2014 İLİŞKİ 1 Comment

tumblr_mzwbif7ZAr1qas4gfo1_500

Bilgisayarın bir yerinde unutulmuş yazılardan…

06:43. 6 saatten fazla uykuyu bedenim kaldırmadığından, pat uyanıyorum. Hava karanlık. Amaaan. O saniyede, bak abartmıyorum, eve video yerleştirsen görürsün, o saniyede mesaj geliyor “Bebeğim, uyandın mı? Aç! Aç! Pencereleri aç. Hava şahane.” Türkçe’yi de böyle düzgün kullanıyor. İnanamıyoooorrummmm diye o’su, m’si birbirine girmiş bir cevap yazıyorum. Gülümsüyor. Koşudan bir fotoğraf hemen akabinde. Harikayız.

Gün böyle devam ediyor ilişkimizde. Bedenlerimiz birbirinin yanında olunca ayrılamıyor, olmayınca parmak-telefon ilişkisinde tutkulu saatler yaşanıyor. Biliyorum, belki siz buna “yalnız kalamama sendromu” “bağımlı ilişki paterni” gibi pek çok klinik isim bulacaksınız ama öyle değil. O kendinden anlatıyor mesela. Gününün bir saniyesini kaçırsa, eksik kalacakmışız gibi. Ben, inanmazsın, fikir danışıyorum. Sence bu işe şu şartlarda girmeli miyim? Gir diyor. Riskini al, rızkını alamazsan, hemen taban. Böyle komik şeyler söylüyor işte, Güldürüyor.

Üst dudağının altında, hafif çarpık bir dişi var. Onu çok seviyorum. Bir de burnunu, burnu bir erkeğin olamayacak kadar güzel. Nerede yaptırdın diyorum. Gülüyor. Ben de onu güldürüyorum. Kaşının üzerindeki yaraya dokunma sakın diyor. Façan o senin. Birbirimize mükemmel olmadığımızı hatırlatıyoruz. Mükemmelliği boşver, senin olayım yeter gibi klişeleri söyletiyor bana adam. Ama içimden. … Continue Reading

Kahvelerde yaşamak

January 27, 2014 ŞEHİR No Comments

foto?raf 3

Freelance çalışıyorum. Sabah dokuzda bir kahveye oturur, bilgisayarımı açar, yazmaya koyulurum. Öğle saatlerinde yiyecek ne var diye menüye bakmak, akşamüstü arayanlara şurdayım, burdayım gel demek rutinim. Bu yüzden, benim İstanbul’umun kahvelerini yazayım diye düşündüm bu ay. Müziği, yemeği, ortamı, konforu tam.

 

Yeni keşifler!

Ot Café @ Galata: Komando merdivenlerinden Galata’ya çıkarken sağında, yüksek tavanlı eski bir Rum binası göreceksin. Önüne iki-üç masa, birkaç sandalye atılmış. Son zamanlarda ilham almak istediğimde uğradığım mekan burası. Birinci nedeni Ot dergisinin kahvesi olması. Dolayısıyla edebiyatın İstanbul başkentlerinden biri diyebiliriz. İkincisi kozmopolit havası. Alman, Fransız, İtalyan arkadaşlarımı burada edindim.

Heirloom @ Çukurcuma: Çukurcuma’nın arka sokaklarındayım. Tanem’in önerisi üzerine ısıtılarak yapılan sifon kahvesini denemek için uğradım. O kadarla kalmadı tabii. Menüyü görünce kendimden geçip panini, salata, kruvasan ne gördüysem ısmarladım. Daha yemekten yeni kalkıp da gelmiş olan Deniz’i bile tavladım. Birileri geldi yanımızdaki masaya oturdu, saat 16:12, başkaları karşımızdakine geçip tatlılardan ne kaldı diye sordu. 18:53. Konuşacak çok şey, beni İstanbul’un korna sesinden söküp atan bir bahçe var. Geçiyor tabii zaman.

Nar @ Karaköy: İki Cumartesi, bir Pazar günümü kanepelerinde geçirdikten sonra huzur içinde söyleyebilirim: Nar, son zamanlardaki favori brunch mekanım. Sayfalar süren, yumurtalı ekmekten, acılı ezmeye; İngiliz tipinden Amerikan usulüne devam eden kahvaltı menüsü bir yanda, her tabakta karşıma çıkan meyveler öteki tarafta. Ama en çok caz radyosu çalmalarını seviyorum. Oturuyorum. Memleket, varlık, kişilik meseleleri konularımız. Bir bakıyoruz akşam olmuş.

1014245_647846118612112_559088589_n

Benim İstanbul kahvelerim

House Café Corner, Nişantaşı: Herkesin ofisim, mekanım diyeceği, arada bu da bizden diye kurabiye yiyeceği bir yere ihtiyacı var. Benim için o mekan House Café Corner. Yazın önünde oturup gelen geçene bakarım. Kışın arka bahçede makamıma beklerim.

Kahve 6, Cihangir: Bahçesinde tüm gün geçer. Mercimek salatasıyla bir ömür. Öyle bir yer Kahve 6. … Continue Reading

meskensiz

January 21, 2014 İLİŞKİ 1 Comment

Photo: Guy Cohen

1.

Nerelisin, diye soruyorlar. İstanbul’da yaşıyorum. Burada doğup büyümüş biri olarak İstanbullu’yum, Türk’üm gibi cümleler çıkmıyor dilimden.

Ait olmamak. Yaşantımın temel sorunu. Evime poster asmamam, kanepenin üzerine yastıkları dizmemem, üç gün sulamadığım için öleceğinden emin olduğum çiçekleri almamam da bundan. Evim, yuvam değil. Ülkemin memleketim olmadığı gibi.

Eskiden buraya ait hissetmeme dürtüsünün beni yollara düşürdüğüne inanırdım. Bir gün, Berlin’den Poznan’a giden trenin kompartmanında, hayatım yollar arasında, meskensiz mi geçecek? oto-sorgulaması esnasında başka cümle takıldı aklıma: Kendimden kaçmaya değil, kendimi bulmaya geldim. Geldim’in üzerini çizdim sonra. Gittim yazdım. Gelmek, yabancılık demek. Gelmek, hala gideceğin bir yer olması, çarşaflarının kokusunu özlemek demek. Vardım yazmalıydım belki de. Çünkü gidemedim de.

 

2.

İstanbul’la ilişkim: platonik.

Boğazda, gün batarken yürüyorum. Tanju Okan çalıyor. Arnavutköy’den Emirgan’a. Rakı-balık sofrasına. Lanet olası şehir ne güzelsin diye geçiyor içimden. Ne hayaller kurdurdun bana. Bazılarını yaşattın da. Ama ben sana her aşık olduğumda, her beni içine al diye yalvardığımda, ittin, bıraktın, yargıladın.

Şimdi akıllandım, benim ol diyorsun, da… … Continue Reading

duygu dolandırıcısı

January 16, 2014 İLİŞKİ No Comments

Bicycle-Black-And-White-Print-by-Paul-Cooklin

Baharda adaya gideriz… Haftasonunu da boş tut. Rakıya götüreceğim seni hiç bilmediğin yerlere… Önümüzdeki ay, şu mecburi toplantılar bittiğinde benimle uzaklara gelsene… Onlarca hayal kuruyorsun. Ben sana akşama yemeğe gider miyiz demeye cüret edemezken. Önce endişeleniyorum. Daha çok yok mu o zamanlara diye soruyorum. Olsun biz şimdiden düşünelim diyip harita açıyorsun önüme. Uçsuz bucaksız, hiç bilmediğim sokaklar var üzerinde. İşaretliyoruz. Ayın sekizi. Ajandama yazdırdın. Hava güzel olsa, etekleri uçuşan elbisemi giysem keşke. ‘Keşke yapsaydım’ diye geçmiş zaman kipinde değil, ‘keşke herşey güzel olsa’ diye geleceğe atfederek kullanıyorum bu kelimeyi. Keşke, olamamışların değil, başımıza düşecek güzelliklerin habercisi. Güneş açar belki diyorum. Şefkatle bakıyorsun yüzüme. Anlamış gibi. Bilmiyorsun, hayal etmeye başladık ya. Ben yolu yarıladım. Salı’dan başladık beklemeye, Cuma’nın gelmesini.

Perşembe arıyosun. Yarına bir gün kaldı diye. İçimde kelebek efekti. Seninle, ikimiz, gideceğiz. Seninle, benim hiç bilmediğim, sana ait yerlere gideceğiz. … Continue Reading

Londra sokaklarını boyayanlar

Untitled

Cut Up Collective

“ Halkı pasif, sessiz tüketici olmaktan kurtarıp, yaşadıkları çevrenin aktif kullanıcılarına dönüştürmek gerek.”

Kendilerine bayılıyorum, diyerek yazıya giriyorum. Billboard’larda ve duvarlarda gördüğümüz posterleri alıp, parçalara ayırıyor, kolaj tekniğiyle yeni bir fotoğraf ortaya çıkarıyorlar. Toplumun sürekli tüketim içinde olan gerçekliğine karşı anarşist bir duruş. 2009’de Londra Seventeen Gallery’de sergilenen videolarını mutlaka bulup izle. Televizyon reklamlarını kare kare böldükten sonra yeni bir filmle karşına çıkıyorlar.

… Continue Reading

Paris sokaklarını boyayanlar

3976357563_e57ed22762_b

Sokakları boyayanlar serisine Parisliler’den başlıyorum. Belki doğduğun yer geleceğini belirlemiyor ama dünyaya bakış açında oldukça belirgin bir başlangıç yaratıyor.

C215

“ Ben gerçekten sokaklara ait olan, sokaklarda yaşayan insanları çiziyorum. Hayat kadınları, öksüz çocuklar, ve dilenciler gibi. Onların yüzlerindeki izler hayatın kendisini anlamama yardımcı oluyor.”

Sokaktakiler… C215’in ana teması bu. Dilenciler, evsizler, çocuklar, çöpçüler, açlıkla boğuşanlar, uyuşturucu bağımlıları onun çizgilerinde tüm gerçekliği, acısı ile yansıtılıyor. Sao Paolo, Brooklyn, Atina, İstanbul, Berlin, Dakar, Casablanca, Jerusalem, Roma, Viyana, Delhi’nin pek çok duvarında stencil’lerine (şablon çıkarıp duvara sprey boyayla yapılan resim) rastlayabilirsin. … Continue Reading

mazi

January 10, 2014 İLİŞKİ No Comments

Favim.com-6222

Sabahtan buluşup, dolaşırdık. Bizimle boş gezenler diye dalga geçtikleri zamanlardı. Sen açacağın dükkanın ortasındaki uzun masayı anlatırdın. Çünkü kalabalıklar toplanacaktı orada, paylaşacaktı, kahkahalar atacaktı. Dışarıda kış olduğunda bizim mesken sıcacık. Ben gideceğim ülkelerin sokaklarını, yazacağım kitapların sayfalarını anlatırdım. Ne kadar çok gezersem, öylesi özgürleşeceğimi düşlerdim. Anlardın. Karaköy’den Bebek’e yürür, hayal kurardık. Beş yıl sonramızı çizerdik. Beraber, ayrı, sevgili, arkadaş farketmeden.

Şimdi, aradan kaç şehir, insan, yazı geçtikten sonra, bakıyorum sen her gün 08:53’te gittiğin masanın başında, kartvizit uzatıyorsun bir başkasına. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

January 2014
M T W T F S S
« Dec   Feb »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blogroll

Error: SSL connection timeout

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]