İstanbul Pazar’ı

Screen Shot 2014-06-29 at 6.30.11 PM

Kitap okuma kahvem: Twins

İstanbul’da kahveeee furyası çıktı. Duruma hakimsin. Cihangir, Çukurcuma, Karaköy üçgeninin içindeki hemen her sokakta pek güzel Kolombiya’dan kahve, çok şeker Tanzanya’dan çekirdek, bu da size Etiyopya’dan ithal yazan tabelalar dolu. O yüzden içlerinde özellikli, karakterli, kahve-süt-ortam kombosu iyi olanlarını bulmak bana düşüyor. Pazar sabahı Moloko kulağımda çıkıyorum evden, GPS’i olmayan Japon turistlere (!) Taksim’in yerini harita üzerinde tarif ettikten sonra Twins’e yürüyorum. Puanları önce müzikle topluyor. Nu caz ayarında. Ardından kahvesiyle. Flat White’ın tadı damağımda. Sonra da artılarıyla geliyor: Kahve uzmanıyım, çekirdeğimi kendim alırım diyorsan senin için çekebilirler. Kopenhag, Stockholm gibi kuzey şehirlerini özlediysen, dekorasyon tamam. Aylardır yanımda “okuyacağım, bitireceğim” diye taşıdığım Stefan Zweig – Hayatın Mücizeleri kitabından bir hikaye bitiriyorum. Artık okuyamıyorum, konsantre olamıyorum diye çıldırdığımda ayağımın gideceği yeri buldum.

Eleştiri? Henüz yok. İlle de bir şey yaz, aaa eleştirmeden olmaz diyecek olursan Askeri Hastane duvarlarına bakmak yerine, yandaki bölüme otur diyebilirim. Bir de hafif rüzgarlı oluyor. Hemen baş ağrısı çekenlerden, tülbent bağlayanlardansan içeride otur.

 

Screen Shot 2014-06-29 at 6.30.01 PM 

Cuma’ya gittim, beklerim

Cuma, Çukurcuma Caddesi 51 numara, Çukurcuma. Adres kolay. Sonrası daha da güzel. İlk açıldığında keşfedip, sonra Karaköy’le aldattığım Cuma’ya haftada üç gitmek için mühim 5 neden sayıyorum. Önem sırasına göre değil.

5. Yolun kenarında olmasına rağmen öyle güzel saklamışlar ki bitkilerle, kendini botanik bahçede hissediyorsun.

4. Kinfolk isimli dergiyle tanışma yerim olur kendisi ki, sadece bunun için bile teşekkür edebilirim. … Continue Reading

İstanbul’un Yenileri (Bölüm 1)

Screen Shot 2014-06-29 at 11.05.06 AM

İtalyan işi Pizza Pinsa’da!

Moda’yı çok seviyorum. Hele yaz aylarında daha da çok. Hele Pinsa’yı keşfettiğimden beri çok daha bir çok. Burası İtalyan tipi dikdörtgen pizzalar yapan küçücük bir dükkan. O gün ne çıkacağına taze sebzeler ve şefin keyfi karar veriyor. İster orada yemek için retro atmosferli masalardan birini beğen, dilersen de paket yaptır Moda burnunda, çimlere. Sabah kahvaltısına ekmek de hazırlıyorlar. Modalılar’ın dikkatine! (Moda Bostanı Sok. No:32E, Tel: 0216 348 95 55)

Eleştiri: Henüz paket servis yok. Bana farketmez, Teşvikiye’den atlamış gitmişim ama Moda sakinlerine sordum, en azından yakın çereye paket uygulaması olsa partilere direk isteriz dediler. 

 

Screen Shot 2014-06-29 at 11.05.15 AM

Mahalleme La Petite Maison geldi!

Kendisiyle ilk tanışmam Nice. Orada şehrin en iyi restoranlarından biri muamelesi görüyor. Hanımefendiler ve beyefendiler şapkalarını takıp masalarına kuruluyor. Patlıcan, domates, biber zeytinyağıyla, sarımsak fırından. 23:00’ten sonra da jilet gibi giyinmiş çalgıcılar Cuba müzikleri yapıyor. Asgari oturma süreniz: 5 saat.

O kadar beğeniyorum ki Dubai, Londra peşinden tüm dükkanlara gidiyorum. Ama sonunda o da bana bir güzellik yapıp, mahalleme geliyor. İç dekorasyonu şahane. Barı iş çıkışı saatlerinde yavaştan dolmaya başlıyor. Şefi Londra mutfağının başından alıp getirilmiş. Rigatoni tam kıvamında. Ekmekler sıcacık. Bahçesi dört duvar arasına sıkışmış da olsa beyaz örtüleriyle Fransa tarafından rüzgar estiriyor. Crème brulée ikinci porsiyonu ilk kaşıktan sonra istetecek cinsten.

Eleştiri! Kapıda karşılayıp “rezervasyon var, bahçede masa var mı kontrol edelim” diye sizi restorandan soğutabilecek kabul kafilesi. … Continue Reading

Keşifçiyim nokta kom

June 25, 2014 ŞEHİR No Comments

Screen Shot 2014-07-03 at 6.33.40 PM

İşiniz ne diye soruyorlar. İşte bu her seferinde cevabı değişen nesnel soruya “meraklıyım” yanıtını veriyorum. A!A! o nasıl bir iş, ondan iş olur mu, paparazzi gibi bir şey misiniz, yoksa bilim kadını mı diye devam ediyor sual. Yok. O tip değil tabii. Meraklıyım işte. Bilmediğim yerlere, insanlara, ülkelere, sahillere, havalara, kitaplara, sergilere. Konserle beslenip, üzerime görmediğim adaların kokusunu sürüyorum. O şekil. Hmm. Anlaşılamadı tabii yine.

Ben. Keşfederim. Öyle en son, en hip, ünlülerin en çok gittiği, en sosyetik, en popülerin peşinde bir keşiften bahsetmiyorum ama. Ruhu olan, ruhumu çalan şeyler ilgi alanım. Mesela bugün sırf kapağının tasarımını beğendim diye Lleonard Mlodinow – Ayyaş Yürüyüşü kitabına başladım. … Continue Reading

Bilekliksiz çıkmam abi!

June 18, 2014 ŞEHİR No Comments

minipax festival 2014

One Love. %100 Fest tamam. Yaz geldi, festival sezonu açıldı. Kollara bileklikler dolmaya başladı. Bunun nasıl bir statü sembolü olduğunu ancak festivalciler bilir. O bileklikler yaz başında toplanmaya başlanır, son festivalde ruhumuzu bırakıp gelmeden çıkarılmaz. Sabah kaşındırdı koparıp attım diyenlere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yaptığımız doğrudur. Düğüne bunla mı geleceksin diye yandan yandan bakan arkadaşlara da gerekirse ceketi çıkarmadan otururum diye ters ters cevap verilir. T-shirt, ayakkabı, gözlük kombinlerinde bilekliğime uydu mu safasına gelenleri gördüm. Yalan değil. Neyse. Anlayan anladı. Bu yazı zaten onlara.

21 Haziran’da, yani en uzun günü, en kısa geceyi yaşayacağımız, Fransa kara sahalarında Müzik Bayramı olarak kutlanan, herkesin sokaklarda coştuğu bu mübarek günde biz, Suma Beach’te Minipax Festivali’nde olacağız. Ben  tatil, seyahat planlarını iki ay öncesinden İstanbul’da olmaya ayarlamıştım. Bunun sebebi sadece Million Voices ile yakından tanıdığımız Otto Knows, techno kraliçesi Monika Kruse … Continue Reading

12 Nisan

June 5, 2014 İLİŞKİ No Comments

Screen Shot 2014-06-06 at 12.21.30 AM

Gitmek mi zor kalmak mı? Ya da dur, şöyle sorayım, durmak mı?
Çünkü karar vermiş değilim. İki arada bir derede, tam ortasında, Elli elli.
Öyle bir varoluş bizimkisi.
Biz derken orada da bir acabaya düşüyorum tabii.
Biz yok çünkü. Sen ve benim kesişme kümemiz var.
İçiçe olsak, tam bir mutlak yuvarlak olsak.
O da olmaz. O zaman da sen ve ben olmayız.
Sevdiğim şeyler kalmaz.
Özenle çizilmiş, sınırları belli geometrik şekil oluruz.
Sen dur. Ben de durayım. Ortaya kuyu koymayalım ama, yandan geçip durmayalım.
Yakantop oynar gibi sağa sola kaçmayalım.
Yakartop mu bak onu da düşündüm bulamadım şimdi.
Duruyorsun. Yanımda. Karşımda. Elimin dokunduğu ama asla ulaşamadığı bir açıda.
Matematiksel olarak mümkün gelmiyor di mi?
Ama işte duygular denklemlerle çözülmüyor.
1 yanında 1 ile durabiliyor hep 11 diye okumuyoruz, toplamıyoruz, çıkarmıyoruz. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

June 2014
M T W T F S S
« May   Jul »
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    iliskiler

    kelimeler 2

    August 17, 2015

    mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

    kelimeler

    August 16, 2015

      endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

    göçebe

    February 10, 2015

    Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

    1+1=2

    January 7, 2015

    Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

    istanbulculuk

    December 3, 2014

    Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]