Öğle yemeğinin ömrü 15 dakika

FullSizeRender (4)

Zaman bencil bir kavram. İstediğine yaratıyorsun. Kimisine iskonta yapıyorsun, bazısına veresiye. Diğerine de sorduğunda “taze bitti, haftaya yine uğra, ayırayım” diyorsun.

Ben son iki ayımı Londra’nın yeşil parklarına, kanal kenarlarına, arada bir pub’larına, pazarlarında yediğim gyozalara, Adam Philips kitap sayfalarına ayırdım mesela. Sabahları erkenden kalktım. Bedenimden önce beynim uyandı. Fazla vakit harcamadan giyindim, Yürümeye başladım. Her gün bir başka sokaktan, başka mahalleye. Kimisinde çocuklarını göğüslerinde taşıyan babalar karşıladı beni, diğerinde metroda dağıtılan sabah gazetesine gömülmüş kızlar. Henüz ait olmadığım bir şehre, yıllar sonra memleketine dönen ecnebiler gibi baktım. Ismarladığım kahvelerin arka planlarına dizilerdeki figüranlar gibi oturup Londra’nın yönetmenliğini üstlendiği filmde tek söz almadım. Bir gün başrolde olmanın hayalleri mi yoksa sahneden elini ayağını çekmiş bir starın tükenmişliği mi, bilemiyorum.

O bahsettiğim arka planda en çok beş yıl sonra olmak istediğim yerin, insanların hayallerini kuruyorum. Evet. Ben. 45 dakika sonraki öğle yemeği için gideceği yeri belirlediği anda vazgeçmenin eşiğine gelen, 5 gün öncesinden yaptığı planlara 5 dakika kala isyan eden ben. Duruyorum. Zamanın içinde hala yerimi bulamamış olsam da, geçmek istediğim durakları hesaplamaya çalışıyorum.  … Continue Reading

Özgürlük arayışının Everest’indeyim

lndn

Sayısız otel odası, uyku tulumu, hamak, pansiyon yatağı, kaybolan, uçağa kilo aşımı sebebiyle alınmayan bavula bir dur diyip “yuvam olmalı” son kararıyla Londra’ya taşındım. Türklere oturma ve çalışma hakkı veren Ankara Anlaşması’yla buradayım. İlgilenenler için konuyu detaylarıyla anlatabilirim ama amacım hukuki ayrıntılara girmek değil.

“Neden Londra?” diye soranlara şehirde çok arkadaşım, ailem var, Türkiye’ye yakın olduğu için işlere devam etmeme uygun, kozmopolit, dünyaya açık, parkları bol, sanılanın aksine sürekli yağmur yağmıyor, gökyüzünü kesen binaları az gibi mantıklı sebepler sayabilirim. Ya da sadece neden olmasın ki diyebilirim. Belki de sadece iç sesimi, buraya gel diyen Deniz ve Bengi’yi dinledim.. Çok önemi var mı?

Üç park arasında, sonundaki çıkılmaz tabelası yüzünden arabaların pek geçmediği, yayalara ve bisikletlere açık bir sokakta evim. Fazla gürültümüz yok. Arada kaykaylarıyla kapı önünden geçen insanları, ambulansları, geceyarısı üçte hızlı adımlarla evi terk edip yarım saat sonra gelen komşumuzu saymazsak. Acil durum insanı. Evde unutulmuş anahtarlara ulaşmak, bozulan tesisatları onarmak gibi görevleri var. Hani gece yarısı koşturuyor diye sanmayın ki gizli kapaklı işler yapıyor. Bir gün evimizin önündeki ağaçları budarken muhabbete daldım. O zaman öğrendim.

Yaşıyor-uz diyorum ya. Siz tabii hemen bu birinci çoğul ekindeki diğer kişi kim diye merak ettiniz. Hatta belki de Bali’nin dalgaları arasında tanıştığım “hayatımın erkeği”yle birlikte kanepemizin üstünde, battaniye altında, dışarıda yağmur çiselerken House of Card bölümlerini izlediğimi hayal ettiniz.. Yok. Değil. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

June 2017
M T W T F S S
« Dec    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Blogroll

Error: SSL connection timeout

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]