londra maratonu

IMG_4015

tek başına, önümde laptop, kitap veya gazetesiz oturorum. Kulağımda bugün Jimmy, Upon That Bridge – Anthony Joseph. Biraz yerimde sallanıyor da olabilirim, şarkının Karayip ritmiyle. Gündüz gözüyle yaptığım bu harekete şaşkınlıkla bakan yan masa komşumu yakalayınca anlıyorum durumu. Bence dansın ve ağlamanın yeri diye bir şey yok. İçinden geldiğinde bırakmalısın kendini. Kavga ayrı. Kavgayı başkalarını duruma dahil etmeyeceğin, haklı değil miyim diye yandaşlık aramayacağın yerlerde etmelisin. Hiç etme diyeceğim ama kavga da anlaşmaya dahil. Neyse, Oturuyorum. Bu aralar favori mahallem Brixton Village içinde, Senzala galetteçisindeyim. Son on dakikadır hararetle telefonun tuşlarına basan ( hatta vuran demeliyim) çocuk dikkatini ekrandan garsona kaydırıp kahve sipariş ediyor. O sırada şaşkınlıkla bana bakıyor yine. Pardon diyor, ne yapıyorsunuz. Duruyorum diye yanıtlıyorum. Sarkastik olduğumu düşünerek alınıyor. Oysa gerçekten, duruyorum. Koşturup durmaktan yorulmuş beynimin peşindeki bedenimin bu aralar en sevdiği şey durmak. 

Nerelisin, nerede oturuyorsun, ne iş yapıyorsun devam ediyor muhabbete. Adımı sormadı, en sevdiğim içkiyi ya da yemeği de. Çalan müzikle ilgili hislerim ya da kulaklıkta hangi parçaya geçtiğim de ona önemli değil. ( Mr. Fingers – Nodyahed) En çok satanlar kitaplarındaki “tanışma kurallarından” üç cümle okuyormuş gibi. Zaten cevaplarımla da ilgilenmiyor. Sürekli arkamda bir yere baktığı için ben de dönüp dönüp onun gözlerini takip ediyorum. Filmin jeneriğinde kimsenin okumadığı dördüncü kameramanın gibi hissediyorun kendimi. ” Sinemada film bitip, isimler geçmeye başlayınca ne yaparsın?” diye soruyorum. Kalabalığa kalmadan çıkarmış. Şaşırmıyorum tabii. Ben konserde üçüncü bis’i görenlerdenim. O bis’in olma olasılığını sevenlerden. … Continue Reading

IMG_3782

Burada, trende çok vaktim geçiyor. Daha spesifik olmak istersem overground’da. Metronun tersine yer üstünden giden raylı sisteme verilen isim bu. Londra’nın kuzeyinden ( Clapton) güneyine ( Peckham) gitmek ortalama 1 saat. Bu kimisi için gazete, bazısına instagram’da atlanmış postları, kızları, yorumları inceleme vakti, pek çok Londralı için de kitaplara gömülme boş zamanı anlamına geliyor. Kuzey kültüründe birbirine bakmak, ayaktan başa, sonra bacaklara yoğunlaşan göz dikmeler yaygın değil. İnsanlar içine, haftasonu gidecekleri sergilerin eleştirilerine, tatilde gidecekleri ülkeleri anlatan kitaplara gömülüyor. Otobüslerin aksine burada kimse telefonla konuşmuyor.

Ben genellikle kulağımda dünyanın kirini üstünde biriktirmiş beyaz Ultimate Ears’larımla camdan dışarı, geçen binalara bakıyorum. Tren istasyonlar arasında yoluna devam ettikçe, ben sabit kaldığım için dışarıdaki dünyanın bulutlar gibi yer değiştirdiğini hayal ediyorum. “Dünya senin eksenin etrafında dönüyor” bencil değil, tembel insanlar için söylenmiş olmalı. … Continue Reading

Kategoriler

TAKVİM

June 2017
M T W T F S S
« Dec    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Blogroll

Error: SSL connection timeout

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




iliskiler

kelimeler 2

August 17, 2015

mücadele. Hayatımızı zorlaştıran kişi, insan, kuruluşlarla mücadele etmekten, mutlu olduklarımızın değerini unutuyoruz. Bir rakı masasında, dört dublenin sonunda, ben eşşeğim mesajlarıyla kendini gösteriyor. Kırık bardakları atarsın, kırık kalpler kaburganın ortasında ikamet ediyor.   bencil. Biraz da bencil olman lazım diyor Bencillik uçaktaki oksijen maskeleri gibi, herkesin tepesinde bekliyor. Kimise üçer beşer saldırınca, bazısına nefes alacak […]

kelimeler

August 16, 2015

  endişe. Endişe hayırsız bir duygu. ‘senin için endişelendim, neden aramadın, neden bana haber’ vermedin sorularının arkasına sığınmış bencilliğinden sıyrılıp, hayatına devam ediyor. ‘Nasılsın, herşeyi olmasa da bazı şeyleri senin için kolaylaştırabilirim’in etken halinden uzak. Edilgen, umarsız bir şey Endişe.   çıkar. Beşi ikiden çıkar O kadın baştan çıkar Seninle aramızdaki çıkar Beni hayatından çıkar. […]

göçebe

February 10, 2015

Çok yalnız hissediyorum dedim. Sana. O an beraberdik. Birini sevmenin, onun yanında olmadığı zamanlarda hüzne basmanın, bulaşık makinesinin haftada bir çalışmasının yalnızlığı var ya. İşte ondan. Diye devam ettim açıklamaya. Sen zaten anlamıştın. Kapattık konuyu. —- Yatağa yattım. Müzik. Evet bak birkaç şarkı iyi gelecek. Sıcak. Ne garip sen yanımdayken ortalama hızında seyreden ısım, sen […]

1+1=2

January 7, 2015

Hayatımız iki kişilik olsun. Bütün çabamız buydu işte… Millet danstan ayağımızı kesemedik ondan sabahı ettik diye düşündü. Biz hayallerimizin insanı şimdi o kapıdan girdi girecek diye bekledik partilerde. Gece hayatından sevgili çıkmazcılara  dönüp bir bakışımız var ki. Korkarsın. Arkadaşın arkadaşının arkadaşı varmış, ikimiz pek uygun olurmuşuz diyenlere, eski sevgiliden ayrılarak delilik ettiğini düşünenlere, o seni […]

istanbulculuk

December 3, 2014

Büyük şehrin eziyeti: en iyi olma derdi. En iyi okullardan mezun olan, yogada en iyi pozu yapan, en iyi 10 restorandan birinde yemek yiyen, en iyi işyerinde, en iyi pozisyonda çalışıp en iyi maaşı alan. Kendimize verdiğimiz değeri bununla ölçüyoruz. Düşün. Adın, yaşın, statünden sonra en iyi yaptığın şeyler soruluyor sana. Son çıkan kitapları pek güzel okurum, […]