Home » ŞEHİR » Currently Reading:

Hesap lütfen…

January 30, 2011 ŞEHİR No Comments

Bugün Sabah aldım. Her pazar yaptığım gibi. Hangi başlığın altına yazım düşmüş, nereleri kırpılmış kontrollerini yaptıktan, Yaprak’ın Black Swan sayfasını da okuduktan sonra kenara attım. Birinin eli değdikten sonra bekareti bozulmuş kız muamelesi gören gazeteyi.

Latte ısmarladım. Eskiden vanilya şurubu da koydururdum ama 30’lu yaşlara yakın durunca mutluluk veren alışkanlıkları kenara attım. Çaya şeker, sekizden sonra kuruyemiş, geceyarısı çift kaşarlı. Dışarı.

Radikal geldi masama, kahvenin dumanının yanına. Sayfa 10. Gündem başlığı altında. Ezgi’nin Özgür Mumcu’yla yaptığı röportaj. Önümde. Uğur Mumcu, düzeltiyorum, babası üzerine.

Okudum. Bir kere, sessice. İkinci kere. İçimden bağırarak. Doğru kelimeleri seçmem lazım hissettiklerimi anlatırken. Duygu sömürüsü başlığı altında 1 2 3 diye sıralanmamalı yazılanlar.

Öldü mü diye sorduğumu hatırlıyorum. Öldü dediler. Kime sordum, kim cevapladı fikrim yok. Yaşadığım acı… Eminim babanız kalp krizinden de ölse, patlatılarak da ölse evladın hissedeceği acı aynıdır. Aniden ayrılmanın getirdiği haksızlık duygusu.

Bunlar Özgür’ün sözleri (umarım bu noktada sevdiği yazarın kitabını okurken onunla konuşan hayranına benzetirsin beni) Ama 18 yıl önce babam öldüğünde buna benzer bir not düşmüşüm defterime. Aniden ayrılmanın getirdiği haksızlık duygusu… Sesini duyamayacak olmanın, halk kahramanı kimliğinden banane evde pijamalarla dolaştığı halinin, dişimi kırdığımda doktora götüren adamın bir daha masanın karşısında, Fındıklı Parkı’nda, balkondaki sandalyede olmayacağının kabullen(emey)işi…

Babam patlatılmadı. En azından bir arabanın içinde değildi. Uzun zaman insan hakları, düşünce özgürlüğü, 1, 4, 5, 3’lü maddeler yüzünden kapalı kapılar arkasında kalmıştı. Bir gün af falan dediler, eve geldi, ertesi gün yanımda koşarken ayağı kaydı, aynı yollarda yürüyemez olduk yan yana.  Şişli Etfal Hastanesi’ne gidemez, Beşiktaş İskelesi’nden vapura binemez, tarih derslerini bir türlü dinleyemez. Oldum. O arabanın durduğu yerden geçemezlikle aynı isyan duygusu.

Haksızlık başlığının altına çok paragraf sığdırıyorlar. 24 yaşının altında içki içmemek haksızlık. Başını örtüp pasaport resmi çektirememek, okula girememek haksızlık. Vize olmadan Avrupa’ya gidememek, tribünde yuh çekememek, devlet hastanesinde tedavi görememek. Hepsi haksızlık.

Biz hala susuyoruz ama. Bağırmaya başlarsak İncredible Hulk’a dönüşürüz korkusuyla. Biz hala susuyoruz hesabı istesek hangi garsona soracağız bilemedik tavrıyla…

Kategoriler

TAKVİM

August 2019
M T W T F S S
« Jun    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: