Home » paris » Currently Reading:

Paris’te her yere yürünür

May 23, 2011 paris No Comments

Apero: Yemek öncesi kafa yapıcı
Yedi buçukta geldi Deniz eve. Big Bang Theory’nin son bölümünü bilgisayar ekranıma koymuştum. Rose açtık, içtik, konuştuk, anımsadık. Geçmişte yaşanmış hikayeler birbirine zamanla değil de yudumlarla bağlandı. Arada bir sustuk. Facebook ya da Twitter üzerinden ait olmadığımız ülkede yaşananları takip ettik, sonra başka ait olmadığımız bir ülkenin İMF başkanının başına gelenleri okuduk. Komplo olduğu konusunda hem fikir kaldık. Damarımıza işlemiş Türk’lük her şeyden nem kap dedi bize. Her zamanki gibi.

Acılı bir şeyler olsun ama Adana değil
Kimchi (kırmızı biberli lahana turşusu) istiyor canım. Delicesine. Kore yemekleri yapan mahalle restoranı ararken NY Times önerilerine gidiyor Google arama butonum. Yol üzerinde olmadığı için Baan Lek’te pad thai, kırmızı körili biftek, Tayland birası üçlemesine takılmaya karar veriyoruz bu gecelik. Siam yemekleri. Bayıldığım butik Sandro‘nun Rue de Sevigné üzerindeki toptancısını geçiyoruz. Yarın diyorum. Geleceğim buraya.

Yala, yut
Dondurma istiyorum. Maison Berthillon‘da bir top vanilya bana, limonlu Deniz’e. Yürüye yürüye köprüden geçiyoruz. Dİlek tutup kanala para atmaca.

Vapur, gemi, kayık değil
Peniche’ler üzerinde müzik var. İyi cinsinden olmasa da çoğunlukla. (Peniche: Benim algımda – kanal kenarına vurmuş batık Titanic). Bassin de la Vilette‘teki arkadaş konserine gitmek için yarı banliyölerde metrodan indiğimizde, Paris’e geldiği için memnun Japon turistler, kepenkleri kapalı dükkanların önünde fotoğraflarını çekiyor, gülümsüyor, ambulans sesinden irkilerek adımlarını hızlandırıyor. Kanal nerde bulamadığımız, google Map’ten gerekli yardımları alamadığımız için eksenimiz üzerinde dört dönüyoruz. Ondaki konsere on ikide gidince içeri girmeme kararımız kesinleşiyor.

Sadece dört kilometre yürdük aslında
Kıyıdan kıyıdan gidiyoruz. Akşamüzeri olsa Okay Cafe’de bir bira ısmarlardık ama gece bu seçenek doğal eleme sürecinde yok oldu. Sağımızda gitarları, şapkaları, şarap şişeleri, pikniklik malzemeleriyle şarkılar tıngırdatan çocuklar, solumuzda petang oynayan Amerikalılar. Özel bir gece için kapanmış olan son umudumuz Point Ephemere‘e kırk beş, mecburi durağımız Reggea çalan, Belleville yakınındaki bara elli dakika. Bir yudum bira her şeyi silip atacak diye. Umuyoruz.


Mazi kalbimde
İyi hissettiriyor. Burada olmak. Kelebekler, pırıltılar, pırpır kalbim falan gibi değil. Her seferinde geçmişe dair başka bir anımsama, bir tür yüzleşme, tamamlanma. La Perle kapanmış, bir tek bardak adına Connetable’da duruyoruz. Orası da sarmıyor. Nedenli nedensiz hüzün yaşamamak için uyuyalım diyorum. Bir nedenimiz yok aslında.

Ablukaya al bizi
Takıl bani takmıyor yani koydu deniz müzik kontenjanına. Adamlar Paris evlerinde bile sükse yaratıyor. Olur olmaz geriye dönenler deliye dönenler kadar rahat uyumazlar, bir kez böyle hoşuna gidenler başına gelenler kadar senin olamazlar… Büyük Ev Abluka‘da söylüyor. Bilmeyenler için.

Kategoriler

TAKVİM

May 2019
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: