Home » ŞEHİR » Currently Reading:

Kadiköylü müsün?

June 28, 2011 ŞEHİR 4 Comments

Şehirde yürürüm, duvarları süzerim, sorup soruştururum, börek yerim, alkol içerim vol: 242: Bilmediğim mahalleyi, oranın erbabıyla gezeceğim. Sabah Pazar sayfasında da gördüklerimi, yaşadıklarımı, vay anasına ben bu şehir hiç tanımıyormuşum dediklerimi yazacağım.Sıkıldım çünkü, aynı mahalleler arasında mekik dokuyup, top koşturmaktan.

İlk durak Kadıköy / Moda. Rehber: Damla. Damla‘dan iyi bilirim dersen de işte soru:

Kadıköy’ün / Moda’nın pazarı nasıldır? (Burada pazar gün anlamında kullanılmıştır. Pazar günü ne yenir, içilir, nerde takılınır, ne alınır, ne dinlenir, ne okunur konularında cevap beklenmektedir.)

Anlat, sen de mahallenin muhtarı, internetteki rehberim, danışılacak o bilen ol.

Gazetede ismini görmeye itirazın yoksa.

Currently there are "4 comments" on this Article:

  1. Aslı says:

    Kahvaltı için Balık Pazarının oradaki Beyaz Fırın’ın çeşit çeşit kahvaltılıkları limonata çay, daha kocaman kahvaltı istersek Moda Van Kahvaltı evi ve ya Tarihi Moda iskelesi sırf denizin dibinde oturup balıklara ekmek atmak için bile gidilir buraya. Yok daha pahalı olsun denirse Moda Teras’ta Pazar brunch’ı ya da evden sandviçimi yapar gelirim derseniz ya da Moda’nın pastanelerinin poğçalarından alırım derseniz Kemal’in yerinde bi büyük çay ya da limonata. Kahvaltıdan sonra Moda’da Bast Cafe ya da Nero’nun sardunyalı balkonunda türk kahvesi. Kahveden sonra sahilde banklara oturup güneşten mayışma ve gazetelere gömülme zamanı. Moda’dan Kadıköy’e ara sokaklardan yürüyüş özellikle Kiliselerin sokakları ve çan sesleri bir de Cemal Süreya sokağa selam çakma. Bilumum kitap, cd bakma için Nezih, Penguen, Alkım, Mephisto arasında gidip gelme. Öğle birası ve midye tava için Balık Pazarında herhangi bi yer. Sonrasında kahve ve ya çay için Fazıl Bey’in Türk kahvesi he bir de zencefilli limonatası şahane. Eve meyve sebze almak için Balık pazarının sonuna küçük tezgah açan köylülerin getirdiklerini seçme. Beyaz fırından yolluk alarak evin yolunu tutma.

  2. bebe says:

    Ben Moda’ya dair birkaç birşey çızıktırmıştım ama iş görür mü bilmem.. Kadıköy…oooo çok uzun mesele..anlatmakla bitmezkiiii…en sevdiğimi bağırarak söylesem sen uğrasanbaksanmutluolsan : Balzac Kafe-Alkım!

    http://sevgilibebe.blogspot.com/2010/05/adalardan-modalardan.html

    http://sevgilibebe.blogspot.com/2010/05/uy-uy-uy.html

  3. eda e says:

    Önce künyemi bilmelisin.

    Ad: Eda
    Anne: Moda kız meslek’te Tarih öğretmeni-20 yıldır- ve fahri muhtar :)
    Doğup büyüdüğü yer: moda
    Kardeş: moda ilköğretim (ilk ve orta)
    Modadaki en sevdiği yer: eski evi & dedesinin eski evi.

    Peki sizin/arkadaşınızın modada evi yoksa ne yapmalı?

    O zaman karşıdan geliniyorsa, muhakkak vapur ile geçmeli, eğer mümkünse girişte açık alanlarda yada ikinci katta balkonda oturulmalı.

    Kadıköye ayak bastın mı koşmalı moda taksilerine.

    Sabah kahvaltılıkları muhakkak moda kup’tan,
    Kulak kepçesinin üstü hafif kesik olan sarı t-shirt’lu tatlı amcaya selam çakmazsan günün iyi geçmez, o da sana o sushi şeklinde kreplerden ikram etmezse rahat etmez.

    Oradan kendi zevkine göre sandwich’leri, karaköy poğaçalarını ve küçük envayi çeşit meyveli tartaletleri de kaptın mı, doğru moda çay bahçesine. Deniz kenarından bir yer seç ki yelkenlileri ve çok şanslıysan yunusları görebilesin. Ve ayakların tabii ki demirin üzerine. (Moda kuptan çıkınca nero’nun karşısındaki gazete bayisine uğramayı ve benim yazımı bir defa da oradan okumayı unutma! :) )

    Büyük boy çay, limonataları içtin, kahvaltıları bitirdin, dergileri, gazeteleri karıştırdın,
    Kahvaltıyı yaptın, üzerine bir tur at, moda terasın yan kapısının yanında minik kır sandalyeleri üzerinde harika manzaraya karşı bir çay da benim için iç.

    Eğer acıkmaya başladıysan lita’da etli ekmek/ mantı/ mercimek çorbası.

    CD ihtiyaçları için bahariye’ye. O arada kesin mango outletten birkaç parça da kaparsın, hatta erkeksen bile.
    Pazar birasını içmeye, doğru barlar sokağına; neyse ki serin arka oda bahçesi var.

    Pazar kitabını almaya alkıma, katlarda gezip yorulunca sakızlı türk kahvesi içmeye; tabi içindeki kahve dünyasında. Hala tatlı ihtiyacın varsa, hacı bekir karşısındaki baylana; macaron ve kup griye yemeye. Karşısında aklına düşecek köfteci hem de express, eğer midye kokusu seni hala içeri çekmediyse.

  4. PoLLy says:

    pazar günleri öyle sokak sokak dolaşmak, ordan oraya koşmak için fazla rehavetlidir bence.
    kadıköy tek büfe’nin yanından geçip de moda yoluna saptın mıydı, zaten pazar keyfin başlamıştır. sağda sıralı iki pastaneden birinden (canın hangisini isterse) kahvaltılık nevaleni yüklen. istediğinden al, birbirinden güsel olacak çünkü. dondurmacı ali ustaya kadar git. hemen oracıktan sağa kıvrıl. o sıra sıra cafelere aldırmadan dümdüz çay bahçesine kadar git. cafe kemal’e kadar gitmene bile gerek yok. hemen oracıkta bir deniz kenarı masa kapat kendine. nevalini ser masanın üstüne. seninle ilgilenmeye pek de hevesli görünmeyen garsonlardan birine çayını söle, ama adamı takip etmeyi de ihmal etme. muhtemelen getirmeyecektir tek söyleyişte :) çayını elde etmeyi de başardıysan, kahvaltı zamanı gelmiş demektir. ama lütfen, kedilerle paylaşmayı ihmal etme. onlar hancı, sen yolcu çünkü. kızdırma kedileri :)
    kahvaltı ederken, gözün gazetelere takılsın. ayakları da uzattın mıydı korkuluk demirlerine, ohh mis :)
    saatler saatler boyu kalabilirsin orda, şanslıysan bir kedi de kucağına kıvrılmıştır zaten. e garsonla baş edecek enerjin de varsa, deme keyfine.
    bu keyif yetti bana, canım da tatlı çekti sanki bu sıcakta dersen, ah ali usta işte. allahın sevdiği kuluymuşsun derim. al dondurmanı, akıta akıta kadıköye doğru yollan, geldiğin yoldan. tek büfede dur, hem pek lezzetli, hem pek ucuz fast food’undan ye bir iki. self servis’in doğum yeridir orası. yemeğini söledin de adam yapmaya başladı mıydı, masanı bul, üstündeki senden önce oturanlardan kalan ayran kutularını fln bi zahmet çöpe atıver. sen yabancı mısın canım. sana zahmet ayranı da dolaptan alıver. hah, orda bak dolap :)
    e karnın da doydu. o zaman hadi karşı kaldırıma, oyun atölyesinin cafe’sine. tabi önce bankoya uğra da, akşam için (bulabilirsen tbi) bi bilet al. şu aralar ne oynuyor bilmiyorum ama ben en son “testesteron” isimli oyunu izlemiştim, pek güseldi.
    heh bilet de cepteyse, doğru cafeye. geçerken standttan güsel bi edebiyat dergisi içi etmeyi de unutma. cheesecake misal, yanına filtre kahve. bak canım çekti şimdi. zaten o derginin sayfalarından yolunu bulup kurtulmayı başardığında oyuna az kalmış olacak. yavaştan salona alalım seni.
    oyun da bitti ama daha kadıköyde hayat bitmedi. derhal bir üst sokağa, barlar sokağına. burda gerçi hangi bir yeri önersem bilemedim. ama madem pazar gecesi diyosun, o zaman Buddha bar derim. pazarları GoyGoy çıkar, muhteşem de müzik yapar.
    e sen içkileri yudumlayıp “mustang sally” diye bağırırken, saat gece 2 oldu. şimdi taksiye binip eve dönme zamanı.
    kadıköy, yine bekler efenim :)))

Kategoriler

TAKVİM

September 2019
M T W T F S S
« Jun    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
30  

Blogroll

Sorry, we're having trouble loading this Tumblr.

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




Comment on this Article: