Home » ŞEHİR » Currently Reading:

30 ve… hiç uğraşası yok

June 30, 2011 ŞEHİR 1 Comment

Sen tabii bilmiyorsun. Boşandıktan kısa bir süre sonra büyük bir şaşkınlık ve panik duygusu içinde fark ettim ki, son 6 yıldır (ay değil, yıl, yıl) hiç date etmemişim. Hazal  arayacağını söyleyip aramayan, ilanı-aşklar edip sonra yüzüne bakmayan, seni baştan çıkarıp sonra sevişmeyen, bağlanma korkusundan aynada kendine bakamayan, dengesiz adamlardan bahsediyor. Arkadaşlarımın hikayelerini dinledikçe bendeki panik artıyor. Yahu ben şu anda kendi duygularımla nasıl baş edeceğimi bilmiyorum, dengesiz adamlar güruhuyla ne yapacağım? Eskiden böyle miydi, biz çocukken, ben daha hala date ederken? Ben beğeniyodum, o beğeniyodu, ne olacaksa oluyodu, olanlardan memnun kalınırsa, görüşmeye devam ediliyodu, yok kalınmazsa, ay Mehmet beni daha çok heyecanlandırıyorrr diyodun hoop yeni heyecanlara yelken açıyodun. Tamam arada aşık olup yerlerde süründüğümüz de oluyordu ama kaç defa aşık olabilirsin ki? Sevgililik hayatının geneli merak etmek, eğlenmek, sıkılınca bırakmak üzerine kuruluydu. Oysa şimdi görünen o ki (bizzat gördüm, deneyimledim), 20’lerinin başında ne istediğini bilen oğlanlar, 30’larına gelince kafaları karışmış; ne kendilerini anlıyorlar, ne anlatabiliyorlar, ne de seni anlıyorlar. Bazen o kadar şaşkın ördek yavrusu modunda var oluyorlar ki, insanın şunu bunu yapacaksın, şunu bunu yapmayacaksın, heh, hayatını şöyle yaşa diyesi geliyor. Ama ne var ki, etik metik, yapamıyorsun. Demem o ki, oğlanlar, bi netleşin de gelin. İstiyorsanız, istiyorum, beğeniyorsanız, beğeniyorum, gidecekseniz de, işim olmaz diyin. Uğraştırmayın beni. Şurada taze boşandım zaten, kendi başıma tamircilerle konuşmayı falan öğreniyorum, bir de sizin ne istediğinizi anlamaya enerji harcamayayım.

Pazartesi akşamı: Evimin kahvesi Kaktüs’ü tam karşısındaki Jash’la aldattım. Bizim masada Hazal, Charles, Francesco, Brigitte. Yan masada halama benzer kahkahaları olan kadın, bir de adını hatırlayamadığımız gazeteci. Akordeonda eski Türk şarkıları. Hazal hepsini biliyor. Ben yarım yamalak bazı nakaratlara eşlik ediyorum. Francesco yarı Türk olmuş, bu Timur Selçuk, bu Tanju Okan diye bizi bilgilendiriyor. Ben yemedim ama koccaman tabaklar pek çekici görünüyordu. Cumartesi akşamı: Tünel şenliği. Tam bir şenlik! Onu sonra anlatacağım. Daha önemlisi, sağolsun Damla, Bigudi’yi bulduk. Gerçekten Altın Plak’ın beşinci katında, ama sanırım sadece Cumartesi akşamları açık. Kirli binanın merdivenlerini çıkıyorsun, sonra mor duvarla karşılaşıyorsun. Mor artık kadın çağrıştırıyor zaten hemen. On lira giriş ücreti var- kapıdaki çok ciddi adama ödediğin- sonra içeridesin. Duvarlarda seksi kadın resimleri var. Bar, resimler, bütün dekorasyon, az önce set işçileri tarafından hazırlanıvermiş gibi görünüyor. Ama zaten önemli olan o değil. Önemli olan kadın kadına var olabilmek. Ne öyle birilerinin anlattığı gibi aynı beş kişi birbiriyle uğraşıyor, ne de Avrupa’da görmeye alışık olduğumuz buram buram cinsellik kokan ortam var. 25-30 kadın, ikili üçlü gruplar halinde müzik dinleyip içki içiyor. Arada belki biraz dans ediliyor. Hepsi bu. Neyse bunu da öğrenmiş oldum.

Bir de şunu merak ediyorum. Date etmek yerine ne denir?

Currently there is "1 comment" on this Article:

  1. damla says:

    “çıkmak” sözüne uyuz olduğumdan eski usül “flört etmek” desek mesela?
    hem gerilere dönmek de moda bu aralar.
    karar veremedim.
    sanırım ben “date” etmediğimden oluyor bunlar.

Kategoriler

TAKVİM

August 2019
M T W T F S S
« Jun    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: