ucundan, azıcık

Bugün bir kadının kuaförde neden saatler geçirdiğini daha iyi anladım. Bugün bir kadının sadece tırnaklarım güzel dursun, kaşlarım incelsin, tüylerimden kurtulayım, bu saç rengi tipime uyar mı endişeleri yüzünden değil, daha derin kaygılarla o koltuğa oturduğunu gördüm. Bugün bir kadının kahküllerin hizaya getirmek için saatler harcamasındaki esas nedenin başka kadına ya da adama, iş yerindeki patrona, aynada kendisine, kocasına ya da sevgilisine güzel görünmek olmadığını öğrendim.
Bugün kadın kapıdan içeri girdi, her zamanki yerini dolu bulunca, kırgın, yandaki koltuğa yöneldi. Çantasını oğlanlardan birine verdi; çayını getirsin diye Arda’yı yanına getirtti; saçlarını yıkaması için köşede duran, sivilceleri henüz çıkmış çocuğa el etti; paltosunu asan bir başkasına teşekkürlerini takdim etti; ergonomisi asla tutturulamayan saç yıkama kontuarına geçene kadar da Hüseyin’e uçlarından şöyle iki santim alacağız dedi.
Bugün, bir kadın, esas adamdan göremediği alakayı, fön sesleri arasına karışan çok yakıştı nidaları arasında, beş ayrı adamdan aldı.




