Home » ŞEHİR »sinema » Currently Reading:

Benim Festival’in 10’lusu

April 1, 2012 ŞEHİR, sinema No Comments

Nisan geldi, vakit tamam. Eski usül kitabımı aldım, hikayelere baktım, sayfaları katladım. 31 Mart-15 Nisan arasında devam edecek İstanbul Film Festivali’ne hazırım. Sana da yararı olur belki diye mutlak listemi bugünden paylaşayım.

Kabul ediyorum. Ryan Gosling’in instagram dahil, peşindeyim. Lars and The Real Girl / Gerçek Sevgili filminin yanına yıldızlar koymuş olmam bundan. Ama sevgili niyetine bir şişme bebekle dolaşıyorsan, ondan da iyi film çıkacağından şüphem yok.

Persepolis filminin aslen çizgi roman olduğunu, İranlı Marjane Satrapi’nin kendi hayatını konu aldığını biliyor ve kendisiyle benim gibi yakından ilgileniyorsan Vincent Paronnaud ile yönettiği son filmi Azrail’i Beklerken’i festivalde izleme, 2 Nisan 16:00’da Salon İKSV’deki konuşması için de yerini bugünden ayarlama vakti gelmiş demek.

Gerçek hikayeler. İşlemedikleri suç yüzünden hüküm giyen, masumiyetlerini haykırsalar da kimseye dinletemeyen insanların dramları… Bu yıl Sinemada İnsan Hakları başlığı altında çok film var. Bunlardan biri pedofil damgası yiyen Alain Mareceaux, diğeri Polonya’da hapiste ölen Romanyalı Claudiu Crulic. İkisi de suçsuz, ikisi de işlemedikleri cezaların utançlarını ve acılarını taşımakta.

Duvar. Adından da anlayacağımız gibi (The Wall’a gönderme yapıyorum) Pink Floyd’un hikayesi. Bir rock yıldızının (yani senaryosunu da yazan has adam Roger Waters’ın) git-gellerini anlatan filmin başrolünde de Bob Geldof var.

Geldik bütün kadınların kuaförden, şarap bardağı dibine, çözmek için her fırsatı beklediği bir konuya: Erkek aldatır ama neden aldatır? Jean Dujardin’in yönetmenlerden biri olduğu, Gilles Lellouche’un da kamera önünde durduğu Sadakatsizler Fransız usulü, hafif edepsiz bir komedi.

Histeri’de, doktor Mortimer Granville, 1880 yılının Viktoryen Londrası’nda kadınların histeri krizlerine care bulmak amacıyla ilk vibratörü keşfeder, Ve olaylar gelişir…

Hayatlar ödünç alınabilir ve kitap sayfaları gibi kopyalanabilirse, hayal gücü hafızaya dönüşür ve fantaziler gerçekleşirse? P-047’de taze yazar Kong ve yalnız çilingir Lek iki anti kahraman rolünde.

Kuzey Güney sonrasında aşina olduğumuz boks salonlarında geçen, bir borç ödeme hikayesini konu alan Cut, Amir Nederi imzalı, İran asıllı.

Festival Filmlerini bölümlere ayırmak, onlara isim bulmak da büyük iştir. Bu yıl Antidepresan teması altında gülümseten dokuz film buldum, pek sevdiğim Kanada komedisi tarzını seçtim. Benim 533 Çocuğum Var, bir zamanlar spermlerini vererek 533 çocuğun babası olmuş olan adamın traji-komedisi.

Velvet Goldmine, Boys Don’t Cry / Erkekler Ağlamaz, Choke / Tıkanma, Margin Call / Oyunun Sonu gibi filmlerin de soundtrack’lerini yapmış Nathan Larson 12 Nisan 12:00’de konser ve söyleşi için Salon İKSV’de.

Festival klasiği: Zencefil
Bilmeyene haber vereyim. İki film arası Zencefil’de, senin gibi filmkoliklerle yanyana yemek yemek mecburidir. Önce karışık salata istersin ortaya. Yeşillikler üzerine pancar, fesleğenli kabak, semizotu ve börülce. Sonra Ege Yahnisi masaya renk katar. İçinde enginar var. Deniz börülcesine domatesli bir sos yapıyorlar. Sebzeli lazanya akıllara zarar. Dondurma kupları, balkabaklı pay, meyve şarapları, capuccino derken, bir sonraki seans gelmiş, kalkmışsın yerinden, yarın yine bekleriz demişler, patlıcanlı börek ve fasulye dible var. Gidilmez mi?
Kurabiye Sokak. No: 6 – 8
0212 243 82 34

Kategoriler

TAKVİM

May 2019
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: