Home » SANAT »ŞEHİR »WEB » Currently Reading:

yazının değeri

December 4, 2012 SANAT, ŞEHİR, WEB No Comments

Yazının değerinin küçümsendiği bir ülkede yaşıyoruz.

Bizim dergi bilmem kaç bin satıyor, henüz bu konuda ücret öneremeyiz ama bize yazmak senin için prestij olacaktır diyor kadın. Dilimin ucuna dayanan S ile başlayan 6 harfli kelimeyi bastırmak için az önce garsona en iyisinden getir diye ısmarladığı şaraptan bir yudum alıyorum. Beğendin mi? Fransalar’da daha güzelini içmişsindir sen mutlaka diye seyahatlerimi takip ettiğini belirten bir cümle kuruyor. Şarapta sorun yok ama sizin bu cehaletiniz ne olacak, diye geçiyor aklımdan. Dergimiz 100000 satılıyor, en büyük CEO’lara gidiyor, dev kadro yazarlar burada yayınlanıyor, Türkiye’nin en prestijli blogger’ları bünyemizde diye devam ediyor… Prestij kelimesine gıcık oluyorum zaten. Benim işim, tutkum, hayatım, varoluşum olan yazmak eylemi prestij damgası yiyor. En prestijli en önde oturur, en iyi hanutları alır, beni nasıl oraya davet etmezsiniz diye olay koparma hakkına sahiptir. En prestijli, en bencil olabilir ama saygıda kusur edeceği kesin.

İki yıl önce Der Spiegel dergisine bir yazı yazmak için gelen gazeteci arkadaşıma utana sıkıla siz bu makale için ne kazanıyorsunuz diye sormuştum. Masraflar hariç 700 Euro diye yanıt vermişti. Bir hafta İstanbul’un sayısız mahallesindeki onlarca yeraltı kulübüne girip çıkmış, bankacısından telekızına pek çok travestiyle konuşmuş, sonunda dosya konusu oluşturmak üzere ülkesine dönmüş ve Facebook’ta ilk günün akşamında 3000’den fazla kişinin beğendiği makalenin altına imzasını atmıştı. İçimden haset duygusu geçmişti o an. Yazarın bir gazeteci, bir sanatçı, bir edebiyatçı, bir fikir lideri kabul edildiği ülkede yaşayan oydu.

Yazının değerinin küçümsendiği bir ülkede yaşıyoruz. Yazanın felsefe yapıyor, edebiyat parçalıyor diye küçümsendiği, ! işaretinin ne anlama geldiğini bilmeden iki cümlede bir tekrarlayan blogger’ların başkan koltuğuna oturduğu, de’lerin ve ki’lerin annesinin eteğine yapışmış çocuk gibi her sözcüğün sonuna eklendiği, sesli harflerin erozyona uğradığı bir ülkede…

Sizin gibi bir blogger olmak için ne yapabilirim?” diye mail atıyor on altı yaşında olduğunu belirten Selin, “ben blogger değilim Selin” diyorum ona. “Ben, yazı yazmak için kendine bir sayfa açmış, içindeki üretme ihtiyacını durduramayan, edebiyat aşığıyım. Blogger olmanın prestijini yaşamak, sefasından faydalanmak isteyenlere de şunu söylemek isterim: Yazı yazamıyorsanız resim çizin, fotoğraf koyun, videonun kaydet tuşuna basın. Kendinizi ifade etmenin sayısız yolu varken, kimimizin tutkuyla bağlı olduğu sözcükleri müebbet hapse tıkmayın.

Kategoriler

TAKVİM

May 2019
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: