Home » gecehayatı » Currently Reading:

7/24 parti insanları

November 30, 2013 gecehayatı 1 Comment

l-jpg

 

Bu yazı İstanbul Life için yazılmıştır.

İstanbul (sonunda) dans etmeyi öğrendi. Kasım ayında haftada altı gece ortalamasında gezdikten sonra bunu söyleyebilirim. İki ayağı üzerinde kıpırdanmaktan öteye gidemeyen halkımız, dans derslerinin popülerleşmesine doğru orantılı olarak gerekli figürleri kapmış. Bundan sonra kenarda durup gelen geçene bakmak dışarı, pistlerin hakimi olmak gece hayatımızdan içeri!

 

YENİ YERLER BENDEN

Nu Pera kapıdaki sıkı yönetim rejiminde esneme yapmış. Hoşgeldiniz diyerek insanları karşılıyor. İçeri alırken aile seceresini çıkarmanı istemiyor. Ben, 80’lerin yabancı klasiklerini çalan Pop’u görmeye uğradım. Cumartesi değil dans edecek, adım atacak yer yok. Haftaiçi gitmek lazım.

The Rocks Akaretler’de. Londra tipi pub isteyenlere duyurulur! Haftanın her günü (evet pazar da dahil) W Otel’de kalan yabancılar ve Nişantaşı halkını muhabbette, duvarları kaplayan karatahtaya resim çizerken bulabilirsin.

Sabaha kadar dans arayanlara haberim: Maslak’ta On açıldı. Mini’de sonlanmaktan bıktıysan, artık alternatifin var. Elektronik çalıyor tabii ki. Sabahın ışıklarını görmeden kimse ortamı terk etmiyor.

Kadıköy’deki işgal evi Don Kişot, Berlin özlemime çare oldu. Gündüz duvarlarındaki graffitilerine hayran kalıyorum, gece kendinden gelişen postersiz, duyurusuz konserlerine.

Nişantaşı’ndan bayıldığımız Delicatessen, ikinci şubesiyle Pera’da. 11’den sonra masalar duvara yapıştırılıyor, New York tarzı kokteyl barına dönüşüyor.

Karaköy’ün Unter’den sonra ikinci barı da açıldı. Fosil rock’n roll çalıyor. Canlı müzik dinlemek, yeni gruplar keşfetmek istersen diye dedim.

Nublu, hele gece 2:00’den sonra çok iyi müzik dinlemenin yeridir. Kesin bilgi.

Kasım’da açıkara favorim Serkan Şedele’nin Seyrantepe’deki stüdyosunda yapılan disco gecesiydi. Köşede yüksek volümle konuşmak yerine, ortada dans edildi. Kimsenin elinden bardağı eksik olmadı ama muhabbet de güzeldi. Umudum bu tür tematik gecelerin her ay farklı ortama taşınması. Ev yerine büyük alanlarda yapılınca bize her gün yılbaşı tadı oluyor. Beğeniyorum.

 

PARTİ TİPOLOJİLERİ

Tek yakacılar: Asya? Avrupa? Bir kıta seç. Hani olur da arkadaşlar Beyoğlu’na çıkalım derse bir Kadiköylü olarak bıyık altından gülebilirsin.

Bana gelsene’ciler: Amaç, eve yalnız gitmemek. Hedeften şaşma. Kızdan ya da oğlandan şaşabilirsin tabii.

Evim evim güzel evim’ciler: Kimseye ayak uydurmaz, her girilen ortamda söylenecek bir mevzu bulur, yine de kalır ve milletin gecesini mahfederler.

Check-in takip ediciler: Beğendikleri kızın/oğlanın, twitter fenomeninin, ünlünün gittikleri yerleri foursquare üzerinden ablukaya alır, buradayım işaretini gördükleri anda hücuma geçerler.

Nerde parti orda benciler: Maslak, Kadıköy, Florya farketmez. Sen yeter ki adresi ver.

Bir fotoğraf çekinelimciler: Buldukları her ayna, asansör, tuvalet sırasında beraber ve ayrı ayrı fotoğraf çektirmeleriyle tanınırlar. Bu olmadı bir tane daha çek ulusal marşları olarak bilinir.

Alan kaplayıcılar: Vücut koordinasyonu sıfır olan bu tipler dans ederken insanlara çarpar, ortalarında daire şeklinde boşluk bırakırlar.

İkinci baharcılar: On yıldır evli oldukları kadın/adamlara lanet edip boşanmışlardır. Bu cinsin erkekleri yaşı bekar zamanlarındaki yaşlarına uygun kız peşine düşecek, kadınları üniversite gardroplarını yeniden vitrine çıkaracaktır.

Bedavacılar: Sponsorlu parti varsa tamam. Ordalar. Bankada yüz milyon doları olabilir ama bedava içkiye tavlanırlar.

Höpürdeticiler: Çoğunlukla erkeklerden oluşan bir gruptur. Mekanın içinde her giren kızı görebilecekleri kuytuya tünerler. İçkilerini pipetle içerler. 10 üstünden puan vermek en belirgin özellikleridir.

Çiftçilik: Evli, barklı, çocuklu, sevgili, iki kişilik ekiplerden oluşurlar. Genellikle kanepede otururlar. Kadınları saldırgan ve korumacı olabilir. Çakmağın var mı, sorusuna “bana çakmak ister misin?” altyazısı döşedikleri için ateşin var mı, diye yaklaşmak daha güvenli olacaktır.

Tur atıcılar: Asla sabit durmazlar. Genellikle pek çok insan tanıyor olduklarından herkese iki dakika ayırırlar. Saat yönünde ortamı dolaşırsan, peşlerine takılabilirsin.

Bir sonraki durakçılar: Gecede en az on yer gezerler. Birinde otuz dakikadan fazla kalırlarsa panik atak nöbeti geçirmelerinden korkulur.

Müdavimler: Hemen her gün aynı bara gider, aynı köşede kuluçkaya yatarlar. Sabah kahvaltısında tüm menüye bakıp yine menemen sipariş edenler bu kulübün doğal üyesidir.

Maymunlu adam: Beyoğlu gecelerinde maymunlu adam türemiş. Kendini Jack Sparrow sanıyor. Maymunun çocuk bezi muhabbet konusu.

Hazine avcıları: Erkeklerde meme ölçüsü, kızlarda kas oranı hazinenin ederini belirler. Bu kriterlere uygun olarak belirledikleri avlarını “benimdir” etiketiyle dünyaya ilan ederler.

Benimdirciler: Ekseriya kızlardan oluşur. Çünkü erkekler hemcinsleriyle böyle teritoryal ilişkilere girmez. Her beğendikleri erkeğe, kız arkadaşlarına gözdağı vermek amacıyla benimdir derler. O adam ne ister, sevgilisi zaten var mıdır, eşcinsel midir, önemi yoktur. Söz, senettir.

Şarkı tutucular: Bu klasik. Ama yazmadan olmaz. Taksi, meyhane, rock bar farketmez. Sıradaki parça hayattan, Ali’den bana diye tutar, tur dönünce bu sefer benden ona diye niyet ederler. Tüm gece şarkılara eşlik ettikleri için ertesi sabah seslerini kaybetmiş olarak uyanırlar.

Akşam sporcuları: Tünel’den Cihangir’e taksiye binmek yerine yürürler. Yediklerini eritmeleri, bir içkiye hak kazanmaları lazım.

 

ESAS PARTİCİNİN MANİFESTOSU

  1. Esas particiler Pazar-Perşembe arası sokağa çıkar, haftasonlarını evlerinde dinlenerek geçirirler.
  2. Bulundukları mekanı en yakın üç arkadaş harici kimseye haber vermezler, soranlara çok iyi partiydi diye anlatırlar.
  3. Kapıdaki listelerle işleri olmaz, kapıdaki adamları tanırlar.
  4. Asla içkileri birbirine karıştırmaz, ortada dolaşan ne idüğü belirsiz şatlardan içmezler.
  5. Düşmez, başkalarının kollarında taksiye taşınmazlar.
  6. İçgüdüsel saat ayarları kusursuzdur. Hangi saatte yatarlarsa yatsınlar, öğlene kadar uyumaları mümkün değildir. Gündüz yapılacak sayısız işleri olduğundan sekiz buçuk dedin mi kalkarlar.
  7. Alka Seltzer’i gece yatmadan içerler, sabah kahveyle yetinirler.
  8. En fazla iki kişilik gruplar halinde gezinirler, üçten fazlası kalabalıktır.
  9. Pazar günlerini severler, öğleden sonra bloody marry eşliğinde geçirirler.
  10. Müziği bastırmak için bağırmazlar, konuşacakları bir şey varsa kapının önünde takılırlar.
  11. Barmen ve garsonlara isimleriyle hitap ederler. Koçum, yiğidim gibi kelimeler lügatlarında yoktur.
  12. Dans etmeyi bilirler, uygun yeri de.
  13. Merdivenden inerken ayakkabılarını ellerine almaz, takside parmaklarını ovuşturmazlar. On dört santim üzerinde yürümenin de bir raconu vardır. Bilirler.
  14. Başkaları söyledi, başkaları ordaydı diye mekanlara takılmazlar. Başkaları onları takiptedir.
  15. Asla, bunu altını çizerek söylüyorum. Asla ve asla tuvalette uyuya kalmaz, evlerinin ya da bir evin yolunu bulurlar.

 

2014 PARTİ TRENDLERİ

Anlaşılan o ki bu yıl pazarları da eğleneceğiz. Brunch saatinde başlayan müzik, akşama kadar devam edecek. Pazar, Pazartesi’ye hazırlık, miskinlik, depresyon günü değil.

Fotoğraf stüdyoları, depolar, metruk binalar, kiralık dairelerde yapılan pop-up partiler sıklaşacak. Nerede olduğunu öğrenmek için bana bağlanın.

Bir diğer güzellik de gece hayatından tanıdığımız popüler karakterlerin DJ kabininde görünmesi. Biri Türkçe rock gecesine buyrun diyor, diğeri R&B’den yana oyunu kullanıyor.

Müdavimi olacağın DJ’i bul, ve peşine takıl. Bir gün Bursa’da, diğerinde Amsterdam’da sonlanabilirsin. Macera.

Süslenmek hayatımıza yeniden giriyor gibi. Disco, punk, grunge tarihine iyi çalış. Tematik gecelerde ne giyeceğini bilmek lazım.

Currently there is "1 comment" on this Article:

  1. Özge says:

    işte beklediğim yazı, tam da sürekli dışarı çıkıp eğlenmeye çalışmaktan yoruldum, biz bu ülke insanları kasıntıyız ve eğlenmeyi bilmiyoruz, bunu kabul edip oturayım oturduğum yerde derken ilaç gibi geldi bu yazı, acilen hepsini teker teker deneyeceğim ve hala eğlenemiyorsam vazgeçeceğim artık çabalamaktan:)

    şaka bir yana her gezi yazını okuduğumda, eğer gittiğim bir yerse aaaa ben nasıl kaçırmışım buraları, değilse gider gitmez bunları yapmalıyım diyorum ki Berlin’e gittiğimde çok gezenler klubü tavsiyelerini elimden düşürmedim ve Londra’dan sonra 2.favori şehrim oldu:)

    ilişki ile ilgili bütün yazılarında evet evet kesinlikle bu, ben de hissetmiştim bunları diyorum, o kadar iyi anlıyorum ki yaşadıklarını, o duygular gizlendikleri yerlerden çıkıp gelip içimi acıtıyor, ben de yazsam ancak böyle ifade ederdim diyorum.

    hiç de paylaşmam bu tür hislerimi, kolay kolay kimseyi de bu denli takip etmem ama bu sefer paylaşmak istedim sanki yıllardır tanıdığım bir arkadaşımla paylaşır gibi…

Kategoriler

TAKVİM

November 2018
M T W T F S S
« Jun    
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: