Home » Londra Günlükleri » Currently Reading:

londra maratonu

June 12, 2017 Londra Günlükleri No Comments

IMG_4015

tek başına, önümde laptop, kitap veya gazetesiz oturorum. Kulağımda bugün Jimmy, Upon That Bridge – Anthony Joseph. Biraz yerimde sallanıyor da olabilirim, şarkının Karayip ritmiyle. Gündüz gözüyle yaptığım bu harekete şaşkınlıkla bakan yan masa komşumu yakalayınca anlıyorum durumu. Bence dansın ve ağlamanın yeri diye bir şey yok. İçinden geldiğinde bırakmalısın kendini. Kavga ayrı. Kavgayı başkalarını duruma dahil etmeyeceğin, haklı değil miyim diye yandaşlık aramayacağın yerlerde etmelisin. Hiç etme diyeceğim ama kavga da anlaşmaya dahil. Neyse, Oturuyorum. Bu aralar favori mahallem Brixton Village içinde, Senzala galetteçisindeyim. Son on dakikadır hararetle telefonun tuşlarına basan ( hatta vuran demeliyim) çocuk dikkatini ekrandan garsona kaydırıp kahve sipariş ediyor. O sırada şaşkınlıkla bana bakıyor yine. Pardon diyor, ne yapıyorsunuz. Duruyorum diye yanıtlıyorum. Sarkastik olduğumu düşünerek alınıyor. Oysa gerçekten, duruyorum. Koşturup durmaktan yorulmuş beynimin peşindeki bedenimin bu aralar en sevdiği şey durmak. 

Nerelisin, nerede oturuyorsun, ne iş yapıyorsun devam ediyor muhabbete. Adımı sormadı, en sevdiğim içkiyi ya da yemeği de. Çalan müzikle ilgili hislerim ya da kulaklıkta hangi parçaya geçtiğim de ona önemli değil. ( Mr. Fingers – Nodyahed) En çok satanlar kitaplarındaki “tanışma kurallarından” üç cümle okuyormuş gibi. Zaten cevaplarımla da ilgilenmiyor. Sürekli arkamda bir yere baktığı için ben de dönüp dönüp onun gözlerini takip ediyorum. Filmin jeneriğinde kimsenin okumadığı dördüncü kameramanın gibi hissediyorun kendimi. ” Sinemada film bitip, isimler geçmeye başlayınca ne yaparsın?” diye soruyorum. Kalabalığa kalmadan çıkarmış. Şaşırmıyorum tabii. Ben konserde üçüncü bis’i görenlerdenim. O bis’in olma olasılığını sevenlerden.

Burada sıklıkla kartvizitimi anlatıyorum başkalarına. Kendimi anlatmak değil açıklamak durumunda kalmama sebep iki dakikalık tanışıklıklar yaşıyoruz. 

Nereden geliyorsun?  -Türkiye. 

Ne iş yapıyorsun?  -Digital medya. Haaa google analytics gibi mi? Yok daha çok kreatif proje yönetimi. Ha blogger, influencer falan.

Nerede yaşıyorsun? – Clapton. Doğu’nun Limanlarında yani ( espri de geldi)

Önyargısız, dünyanın hemen bütün dillerine ve ırklarına açık bu toplumda yargılar maraton koşuyor. Ben iplerin arkasından su, havlu uzatıyorum arada geçenlere. Birinci olmayanlar büyük bir hezeyanda.

Kategoriler

TAKVİM

October 2017
M T W T F S S
« Jun    
 1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031  

Blogroll

urbanconfessions

    ARAMA

    Duvar

    Previous Next All

    » Cevap bırakın




    Comment on this Article: