Home » kebap » Currently Reading:

Yirmibirinci darbe

November 28, 2009 kebap No Comments

konyali

Yaşamayı seviyorum. Bu demek olmuyor ki Polyanna gibi her anından hoşlanıyorum. Olduğu gibi, geleni, gideni, acı vereni, laf sokanı, lafını esirgemeyeni, delisi, kederi, (zaman zaman ara verdiğim) alkolik hareketi,  sevip de gideni, dayanamayıp geleni, acısı, tatlısı, ekşisi, önce hayallere dalmama neden olan sonra pedala kuvvet vurduran adamları, seslerine dayanamadığım kadınları, başıma saplanan ağrıları, midendeki krampları, konuşulmayan sabahları, Paul Auster ve Nick Hornby gibi edebiyatçıları ve hepsinden önemlisi, beni gecenin üçünde uykumdan uyandırıp bunları yazmama neden olan tutkularıyla.

Konyalı’da oturmuş pirzolalarımızı beklerken adın karşıma çıktığında (bir kez daha tam da beklemediğim anda) şunları söyledim karşımdaki kadına: “Yaşayıp gidiyorum. Tuzuna, limonuna, yağına söylenmeden. Unuttuklarım, hatırlamaya çalıştıklarım, acabalarım, hayran olup vazgeçtiklerim, rutinlerim, amaçlarım, kazandıklarım, bıraktıklarım, söylediklerin, sustuklarım, çatışmadan duramayan ruhum, bezginliklerim, hastalıklarım, 24 saate sığmayan sorularım arasında. Çünkü dedim ya sana. Tek bir istediğim var. Yaşamak. Gerekirse dibine kadar, olmazsa umursamadan.

O sırada garson tabakları getiriyor. Bugünlük hoşçakal.

Currently there are "no comments" on this Article:

  1. dartanyan says:

    karsindaki kadin kesin içinden manyak bu demistir 😀

  2. dartanyan says:

    karşındaki kadın kesin içinden manyak bu demiştir 😀

Kategoriler

TAKVİM

October 2019
M T W T F S S
« Jun    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031  

Blogroll

Sorry, we're having trouble loading this Tumblr.

ARAMA

Duvar

Previous Next All

» Cevap bırakın




Comment on this Article: